MANZARA ŞİİRLERİ

MANZARA ŞİİRLERİ

Kadir Soytürk

Değişti insanlık, değişti dünya;
Zulme dur diyecek erler kalmadı.
Hasretiz tertemiz havaya suya
Bir nefes alacak yerler kalmadı.

Manzara, sadece körlere güzel,
Yakıyor yıkıyor bir lanetli el
..

Devamını Oku
Uğur Aslan

Gözlerden kalbe bir yol gider ince İki gönül bir olurmuş insan sevince Kelimeler harf harf dile gelince Aşkına yazılmış şiir gibiyim Yüreğime çizdin mehtaplı bir manzara Sevdi seni bu gönül,gelmesin nazara Küsmesin gecem,gökteki yıldızlara Akşamına tutulmuş bir ay gibiyim..
..

Devamını Oku
Salih Sert

Eşsiz manzara şu gökyüzü...
Alabildiğine mavi ve beyaz.
Hayalime dokunmasın kuşlar
Kalbimde mevsim hala yaz...

Sessiz bakışlar bırakıyorum...
Semada dalga dalga haykırış.
..

Devamını Oku
Necmi Gündüz

Sabahinda bu sehrin bir muptelasi ile basbasa,
Yeni acilmis, yari uykulu gozleri ile insanlar,
Sarhoslarin bayilma saatinden bir kac saat once,
Sen de sokaktasin ayni sarhoslukta.

Bir cami avlusundan dagilan insanlar, yeni edilmis dualarinin gevrekliginden,
Sicacik simidin gevrekligine bir seyahat, kazinmis midelere bir lokmacik,
..

Devamını Oku
İlknur Karacasu

Sende en sevdiğim neydi biliyor musun? Gördüğün ilk papatyayı - nerede olursan ol - eğilir, öper, kokusunu içine çeker, hayat kokuyor derdin... Bunlar benim benim diye sevinç çığlıkları atardın etrafta seni hayretle izleyen gözlere aldırmaksızın... Benim diye attığın çığlıları duyanda seni bencil sanırdı; paylaşmayı severdin oysa... Sen sevindin mi herkesin sevinmesini beklerdin - çocukça bir bekleyiş olduğunu bilirdin ama yine de beklerdin... Herkes mutlu olsun kısacası mutlu olmayı bilsin isterdin. - Eğer seni üzen - bir kedicik ya da sokaktaki bir manzara - , - üzüntülerinde bambaşkaydı senin - bir şey varsa hemen ağlardın... Gözlerinden hüzün taşsada başkaları üzülsün istemezdin; onların mutluluğuyla bile mutlu olmayı bilirdin.



Yine bahar geldi işte... Yarı uyur yarı uyanık bitirdim geceyi... Huzursuz... Mutsuz... Üzgün uyandım... Yanımdaki yerine baktım - alışkanlık işte - yerin boş... Sevincim yarıda kaldı... Diktiğin menekşeler canlandı, çiçeğe durdu... Tabiat da... Yine kırlangıçlar geldi... Sabah sohbetleri sürüyor cıvıl cıvıl... Susturmana gerek yok.... Konuşacağım kimse yok; sen yoksun.... Boğazımda bir yumru, düğüm düğüm... Susturuyor beni... Hıçkıramıyorum bile değil; konuşmak.... Hüzünleniyorum kırlangıçları dinledikçe... Ben dilsizim sen yoksun; hüzün kaplıyor içimi iyiden iyiye... En kötüsü de olmayacaksın.... Evde her şey seni çağrıştırıyor... Sadece ev olsa iyi... Her şey... Her şey seni hatırlatıyor... Tuvalet masasında saç fırçan duruyor... Hala üzerinde son taradığında almak isteyipte almanı istemediğim birkaç tel
saçın.... Dolaptaki elbiselerinde kokun var hala... Geceliğin sandalyede öylece atılmış; az önce soyunmuşsun gibi... Radyoda ayarladığın kanalda hala... Önce elim düğmesine dokunuyor; sonra da şarkı yüreğime, içime... Şarkın çalıyor bebeğim... ' Bu mu sevda,bu nasıl aşk, beni de al sen neredeysen, geliyorum sana çırıl çıplak.....' Nasıl da duygularıma tercüman oldu senin şarkın ve ben sana mecburum sen yoksun.....'
..

Devamını Oku
Ali İhsan Ünal

Bir gece yarısı, ben elimde fırça ile yeni başladığım bir tablonun önünde uyuyakalmışım. Birden cama bir şey çarptı, ben onun sesiyle birden irkildim. Elimdeki fırça yere düştü ve boya tabloya döküldü. Gözlerim puslu puslu saate baktım, yel kovan gecenin saat üçünü gösteriyordu. Cama koştum ve perdeyi araladım karşıma çıkan manzara bambaşkaydı. İki güvercin bir birine sokulmuş, uğultular içinde bana bakıyorlardı. Hava açık, dolunay var üstelik. Kafamı eğip gökyüzüne baktım bir taraf masmavi bir taraftan yağmur geliyordu ve rüzgar da başlamıştı. Perdeyi açık bırakarak arkamda duran sandalyeye oturdum… Bir kadeh içki koydum ve dışarıyı seyretmeye başladım. Ay ışığı cama yansıyordu ve yağmur tanecikleri pırıl pırıl parlıyordu. Rüzgâr hızını artırdıkça güvercinler sendeleniyor cama dayanıyordu. Yere düşen fırçamı aldım, bu kez tablo için bir bezi değil, kâğıt seçtim. Önce boyayı emmesi için astarladım sonra fırçamı yıkadım ve odanın ışığını söndürdüm. İlk çalışmam olacaktı bu benim, bir kâğıt üzerine ve karanlıkta, üstelik kendime hiç yanlış yapma payı bırakmadan. Aslında istediğim, görüntünün ortaya konulması değil o anki düşüncelerin, bakışın, korkuların ve doğanın en doğal halini çizmekti. Bunun için kendimi onların yerine koymam gerekiyordu.
“Acaba ben onların yerinde olsam ne düşünürdüm? Korkularım hangi boyutta olurdu ve göremediğim bir şeyin ısrarla beni düşürmeye çalıştığı ve benim düşmemek için kendimi daha sıkı bir şeye tutunmam gerektiren şey neydi? Üzerime düşen taneciklerin şiddeti giderek artıyor, üşümeme neden oluyordu. Peki, benim buna karşı koyacak bir gücüm olmadığını nerden biliyordu” diye sorular sordum kendime. Bir mum yakıp pencerenin kenarına koydum. Güvercinler önce ürperdi sonra dikkatli dikkatli baktılar ve bir süre sonra rüzgara sırtını döndüler. Dışarı da bardaktan boşalırcasına bir yağmur yağarken bunları bu kadar cesaretlendiren neydi diye düşündüm. Evet, güneş dedim kendime. Güvercinler mum ışığını güneş sanmışlardı. Hemen fırçayı elime aldım ama bir türlü çizmeye başlayamıyordum cesaretim yok gibiydi bir şeyler eksikti bunun farkındayım ama ne? Tekrardan malzemeleri gözden geçirdim her şey tam ama içim rahat değil. Bir sigara daha yaktım ve kendimdeki eksiği armaya başladım. Birden gözlerimi kısarak cama baktım kendimi gördüm, mum ışığında yansıyan gölgem cama vuruyordu ve güvercinler kafalarını sallayarak uğultularını iyice artırmıştı. Birinin burnu mavi diğerininki beyazdı. Kuşçudan öğrendiğim kadarıyla mavi burunlu erkekti. Peki, bunlar sevgilimiydi? Öyle olmasa da ben öyle düşündüm. Çünkü bir erkek başka ne için kendini feda eder ki. Veya bir kadın başka ne için bu kadar cesaretli olabilir ki. Onlar bir sevgiliydi. Ancak iki sevgili rüzgarı arkasına alıp birbirine sarılarak güneşin doğuşunu seyrede bilirdi…
..

Devamını Oku
Emrah Gürel

Toprak görünmez oldu nedendir bilinmez.
Hiçbir Türk'ün aklından bu manzara silinmez.
Şehit olan belki dirilir, belki dirilmez.
Şafağın bayrağı ayyıldız yerinden indirilmez.

Gök gürlüyor sanki hiç durmadan.
Hiçbir gönül susmuyor, ta ki solmadan.
..

Devamını Oku
Eren İmre

Seyretmesi hoş olabilir,
Ama içindeyken güzel değil her manzara.
Işıklarla süslü İstanbul gecesi fotoğrafta,
Dertler karanlıklara gizlenir.

Hesap yaparken uyku tutmaz adamı.
Keşkeleri keşkelerle çarpınca
..

Devamını Oku
Muzaffer Yıldırım

Çamura düşmüş gül dalı
Gül kirlenecek
Eğilip almalı
Yoksa lekelenecek

Çamura düşmüş gül dalı
Çamur diz kapaklarda
..

Devamını Oku
Doğan Can Uzun

Denizin kernarında oturup düşündüğüm günler
Dalgalar çarpıştıkça kopar içimdeki cümleler
Okyanuz gibi deirn yüreğimdeki kederler
Acısı dinmez bir türlü derdimi duman eder

Karşmda var bir manzara,düşünmek yeter bana
Denizin içindeki dalgalarıyla kopar içimdeki curcuna
..

Devamını Oku
Fırat Soner Uzun

Denizin kenarında oturup düşündüğüm günler
Dalgalar çarptıkça kopar içimdeki cümleler
Okyanus gibi derin yüreğimdeki kederler
Acısı gitmez bir türlü derdimi duman eder

Karşımda var bir manzara düşünmek yeter bana
Denizin dalgalarıyla kopar içimdeki curcuna
..

Devamını Oku
Nevzat Hacibektaşoğlu

doğrudur gözlerimin göğüs dekoltene takıldığı
iki duble içince

iyi de
başka manzara mı var
dillerinin sustuğu yerde

..

Devamını Oku
Gökmenzade Bayram

Gidin, gidin;
Gidin bilinmez ufuklara.
Gidin,, gidin;
Gidin, düşmeyin tuzaklara.
Gidin,, gidin;
Gidin, çok uzaklara.
Size göre değil
..

Devamını Oku
Nergiz Garibli

Eylemin taraftarlarına zarar vermeye başlamışsa artık...
Bugün LYS 1 turunun daha sonuna geldik. Ben de bu sınava girenlerin arasındaydım. Ve maalesef bu sınava uykusuz gitmek zorunda kaldım. Nedenini sorarsanız, hayır sınav heyecanı değil, çünkü artık sınav heyecanı yapmayacak kadar pekişti kişiliğim. Fakat bu kez uyutmayan 'Gezi Eylemcisi' kardeşlerimiz oldu. Velev ki, ben de baştan sona bu eylemleri savundum yanlarında olmaya çalıştım, ama bu yaptıkları pek hoş olmadı kardeşler. Neden olmadı derseniz, yanlış anlamayın, üniversite hayatından beri alışığım uykusuz sınava girmeye, ama dün gece kimsenin hakkını ve de hayatına mal olacak hakkını gasp etme gibi bir lüksü yoktur. Bütün eylemlerden üstün olmalıydı eğitim alabilmek için savaşan kardeşlerinizin alın teri. Elefsus ki, böyle olmadı.
Dün gece 12 sularında başlayan eylem saat 2'ye kadar sürdü. Buna bizim apartman da dahil olunca uyumak ne mümkün.
Bugün okula gittiğim zaman gördüğüm tek manzara kan çanağına dönmüş gözlerdi. Bu kez barışçı, eğitimci ve ilerici kardeşlerimize sesleniyorum, bu çocuklara bunu yapma hakkını hiç kimse veremez, vermedi de.
Evet, eylem, miting yapmak, itirazını bildirmek senin en doğal hakkın. Fakat, senin özgürlüğün başkasının özgürlüğünü kısıtlamaya başlamışsa durup bir düşünmen gerek arkadaşım.
Ve en önemlisi, "Eylemin taraftarlarına zarar vermeye başlamışsa, artık bir durup düşünmen gerek bence"? !
..

Devamını Oku
Nagihan Karadağ

Fırtına dindi, sular çekildi.
Yine hep o tanıdık manzara.
Deniz, aynı deniz;
kumsal, aynı kumsal.
Yalnızca kumların üzerinde
kurumuş deniz yıldızları,
fırtınadan arda kalan.
..

Devamını Oku
Orhan Turhan

Yeşilin koyusunda saklarım ben anılarımı,
Bitimsiz bir sabırla, güneşin firarını gözlerler.
Mavi sakindir, mavi dupduru…
Ufukta gizlenmiş, boranı beklerler.
Kimseye yabancı değildir bu manzara,
Bu firara da, nöbete de
Aşinadır sevgiye susamış gönüller.
..

Devamını Oku
Bayram Gökmen

Gidin, gidin;
Gidin bilinmez ufuklara.
Gidin,, gidin;
Gidin, düşmeyin tuzaklara.
Gidin,, gidin;
Gidin, çok uzaklara.
Size göre değil
..

Devamını Oku
Emrah Korkmaz

bu dunyada olmamizin en korkutucu yani yasamamizdir,
yasarken olen cok kisiye rastladim da olurken yasayani yok,

tertemiz pamuk ellerle oksasiyin beni anne cok sevindirdi,
korkunc bir manzara ile karsi karsiyayim dunya denen yerde,

hasret sancisi cekenler bilir mi bilmem cektiklerimi,
..

Devamını Oku
Selim Ağaçdalı

kımsecıklerın bılmedıgı bır dag ustu lokantasında
karsımda mavi deniz yemyesil bir manzara
masamda bir kadeh sarap bir de cigara
kalsin ellemeyin beni öleyim orada

ne bir sorgu ne bir sual
nereden geldimi,kim oldugumu unutup kalayım öyle
..

Devamını Oku
Gökhan Koz

Bir bakışınla, koydun gül demetini gönlüme,
Sarhoş etti kokusu, beni benden aldı.
Dönde bir bak şimdi, şu garip halime,
Bir nefeste savurdun, kokusu kalpte kaldı...

Aldın bu deli yüreğimi, koydun mezara,
Attın üzerine üç beş kürek toprak.
..

Devamını Oku