MANZARA ŞİİRLERİ

MANZARA ŞİİRLERİ

Osman Demircan

Hindistan'da sığırlar sokaklarda dolaşır. Kutsal oldukları için kimse onlara dokunmaz. Türkiye'de de insanlar kural bilmeden, düzen tanımadan sokaklarda dolaşır. Biz de onlara kimse dokunmaz. Bizim ülkemizde de insanlar kutsaldır. Şehirlerimiz solunum yetmezliği çeken hastalar gibi. Nefes aldırmazlar insanlara. Şehirler, şehirlerimiz ne açık hava müzesidir ne de açık hava tiyatrosu. Kuralsızlığın sahnelendiği merdiven altı bir atölyedir şehirlerimiz. Rize, Zincirlikuyu mezarlığından bile daha yaşanabilir bir yer değildir ve buradan Rize belediye başkanına sesleniyorum: Rize, Zincirlikuyu mezarlığından en azından daha yaşanabilir bir yer olsun. Çam ağaçlarıyla dolu, toprakla barışık, çiçekle bezenmiş, herkesin boyunun ölçünü bildiği bir yer olsun. Rize ne beton yığını ne araba mezarlığı ne de insanların yemek sonrası genirip durduğu bir yer olsun. Dağlarıyla, dereleriyle, deniziyle küsmüş, kuzuları sadece midesinde gören bir halkla bütünleşmiş bir şehirdir Rize. Binalarının içinin koktuğu, insanlarının etle, kumaşla, parayla yıkandığı ve her gün yüreğim temiz diyen insanlarının yaygaraya verdiği bir şehirdir Rize. Bu şehir akbabalara yeterince tat vermedi mi sizce? Ne zaman bu şehirden insanlar tat alacak sorarım size? Sokaklarının labirenti andırdığı bu şehirde, aydınlığa açılan bir kapı yoktur. Tüm kapılar tüpçüye, sütçüye, lahmancuncuya açılır bu şehirde. Rize, Fransız balkonlarından lümpenliğin bir tanga misali sarktığı şehirdir. Rize, donsuzluktan tangaya geçmiş ve bu sayede çağdaşlaşmış bir şehirdir. Rize, yüzyıl sonra umut vadeden bir şehirdir. Köylüler en azından evinin yanında bir bahçe yapar. Bizim şehirliler köylüleri beğenmez ama; evinin yanındaki çöp kutusuyla yaşar. Bu yüzden şehirlimiz çöp gibi ince olmak ister. Şehirlimizin bildiği en güzel doğal manzara çöp dağlarıdır. O da bu yüzden çöp gibi incelmek ister; güzelleşmek ister. Bu ülkenin en medeni canlıları ayılardır. Bal yer, armut yer, balık yer. Şehirliğimiz gibi hak yemez... Çöp gibi de incelmeye çalışmaz. Bir pislik olmaya çalışmaz ya da bir domuz jambonu gibi olmaz. Rize, bir köy mezarlığı kadar güzel olsun, bu şehir adam oldu diyeceğim. En azından hortlamış gibi kimse barındırmaz. Bu bile yeter.
..

Devamını Oku
Mustafa Cilasun

Yar…
Bülbülün dinmeyen feryadı var
İnsan denen beşerin vicdanını sorar
İnsanlığın yüz karası, asrın maskarası için bakar
Ümit ettiği ümmetin hali perişanlığı yüreğini dağlar ve ağlar
Hangi dala konsa, mekânları dolaşsa hep benzer manzara karşısına çıkar…
..

Devamını Oku
Sezayi Tuğla

Herkesin beklediği özlenilen manzara,
Yoksullar gözetilir, sarılır birçok yara,
Büyükleri ziyaret “Sıla-i Rahim”dendir,
Vakit bulamıyorsan, telefon ile ara.
*** (23 Temmuz 2013)
..

Devamını Oku
Osman Karahasanoğlu

Maşallah ne güzel bir manzara
Gençler sizleri tebrik ederim
Beş parmak dağlarından hatıra
Hep daima hatırlayın derim

09.10.2016
..

Devamını Oku
Ekrem Çiçek

ÖĞRETMEN! .

MUHTEŞEM BİR MANZARA;
ÖĞRETMEN, BAYRAK ve ESERLERİ
DÜŞÜRMEZ RABBİM DARA,
ÇIKARIR ORTAYA CEVHERİ! .....
..

Devamını Oku
Cahit Aybar

Kalbim mutlu olmak ister,
Gözlerim kalbime zıt.

Manzara çirkin çünkü,
Lakin anlayan beyinler kıt.
1997,
..

Devamını Oku
Faruk Yaşa

Bir deniz kenarında şahane masa
Seninle olunca insan
İzleyemez başka bir manzara...
Senin olmak sadece senin
Bir şarkının notalarında...
..

Devamını Oku
Yakup Icik

"Lüksemburg Tepelerinden Manzara"

Şu gecenin mor rengini, yıldızlar tamamlıyor o ahenkli fosforu
Cenneti andırır çayır çimen ve renkler şen şatrak neşe içinde
Bütün gam, keder, elem silinmiş sanki, ömür geçse de bitmez
Bütün arzular kamçılı, sefalar dizili, bekler her köşede bir sevgili.
2003-2004 *
..

Devamını Oku
Ahmet Faruk Nalbantoglu

Sigaramın ömrü kadar kısa
Yarınıma bakan
Dünümü anlatan manzara
İçinde tanıdık hiç bir şey yok
Tek anılarla dolu bir kül tabla
..

Devamını Oku
Osman Demircan

Pencereme vuran güvercinler döküldüler. Ben onlara bir şey yapmadım. Her şey kendiliğinden oldu. Sadece ben evim sıcacık olsun istemiştim. Karda kışta evim soğuk almasın diye cam taktırmıştım. Nereden bilecektim güvercinlerin pencereme çarpacağını. Nereden bilecektim benim rahatlığımın bir başkasının huzurunu bozacağını. Evim benim yuvamdı sadece. Sığındığım bir dört duvardı. Oysa masmavi gökyüzü ve yemyeşil dallar onlarındı. Cami önleri ve şehir meydanları hep onlarındı. Neden beni sımsıcak evimde buldular. Neden pencerelerimden kan içinde döküldüler. Bir manzara istemiştim sadece doğanın güzelliklerini camlarıma vuran. Neden benim mutluluğum bir başkasının mutsuzluluğu oldu. Oysa hep insanlara kızardım kendi rahatlıkları adına başkalarının rahatlığını kaçırdıklarından için. Güvercinleri kaçıramadım pencerelerimden. Ekmek kırıntılarıyla doldurdum ben gözyaşlarımı. Öyle bir dünyada yaşamaktayız ki birisinin eti bir başkasının sofrasında. Bir başkasının gözleri bir başkasının bakışlarında. Herkesin bir başkasından ne koparabilirim çabasında olduğu bu zalim dünyada evime kapanmıştım. Camlarımı tüm insanlara kapatmıştım. Şimdi bu güvercinler de nereden çıktı. Neden benim gökkuşağı rengindeki dünyamı bir yağmur kaçağı gibi griye boyadılar. Dünyanın tüm kuşları evimin üzerinden geçerken, ben yerden göğe kadar haklıyken, neden tüm güvercinler penceremden döküldüler. İnsanlar hep dört bacakları üzerine düşerken, ben yine yüzümün üstüne düştüm. Yine her şeyi elime yüzüme bulaştırdım. Pencereme vuran güvercinler döküldüler. Ben onlara bir şey yapmadım. Her şey kendiliğinden oldu. Sadece ben evim sıcacık olsun istemiştim. Kuş tüyü yastıklarda yatmak istememiştim oysa. Nereden çıktı bu kuşlar. Neden beni kanatlarıyla acılara attılar. Kanadı kırık bir kuş görsem sanardım ki bütün gökyüzü başıma yıkılacak. Bütün kuşları alıp uçurmaya çalışırdım. Şimdi güvercinler uçarak tüm gökyüzünü başıma yıktılar. Kollarımı kanatlarımı kırarak beni kediler dünyasında, bir güvercin tedirginliğinde yaşamaya mahkum bıraktılar. Nereden çıktı bu güvercinler. Onların üzerine arabamı sürmemiştim ki. Onları ben gözlerinden vurmamıştım ki. Niçin beni böyle ağlattılar. Neden beni hayatın en güzel yerinden, pencerelerden vurdular. Hayatımı neden bir zindana döndürdüler. Ben insanları hiç rahatsız etmek istemezken, neden insanlar beni karanlığa boğdular. Neden insanlar güvercin edasıyla pencerelerimi kurşunladılar.
..

Devamını Oku
Osman Demircan

Karanlığında yıldız yap beni. aydınlığında gölgen olayım. Her gün geçtiğin yol olayım. Eteğinin ucunda dantel, ellerinde eldiven olayım. Hep seninle olma isteğidir bu. Göz kapaklarında kirpik, bakışlarında manzara olayım. Olayım olayım sevgilin olayım. Şiirlerinde ahenk, kaleminin ucunda yazı... En mutsuz anında yüzündeki gamzende gül olarak biteyim. Burnunun dibinde hep olma isteğidir bu. Lütfen burun kıvırma bu isteklerime. Dualarındaki amin olayım. Senin de hep dualarında olayım. Öpemediğim yüzünde bir ben olayım. Saçlarının diplerinde tarak izi olayım. Bir duygu anıdır bu. Sen hiç duygudan anlamaz mısın? Senin başka kapılarda ne işin var? Ellerinde tokmak ben olayım. Vur yüreğimin kapıları sana ardına kadar açılsın. Yüreğimde sen yoksan, nabzım durmuştur. Bir sevgi çığlığıdır bu? Sen hiç sevgiden anlamaz mısın? Hiç yankılanmaz mı, coğrafyanda sesim. Yüce dağlarında bir eşkiyayım. Silahımın namlusu zirvelerindedir, sesim bir kurşun çınlamasıdır. Sesimle çığ düşür ayak dibime. Gel bana yeter ki... İster kar olarak gel, ister çığ olarak gel, ister ölüm olarak gel. Ne olursan gel, bu beden soğuğuna da, karına da razıdır. Helaldir sana yüreğimdeki her kan. Gel dök kanımı. Belki öldüğümde canımı ne kadar yaktığını anlarsın. Bütün sinir uçlarımdasın. Tenime damla damla düşmekte aşkın. Beni çıldırdığının farkında mısın? Hiç çocuk oyununda kaçar bilyeler bir baba gibi geri döner mi? Benimle oynama bu kadar. Bir gidersem, dağların büyüklüğüne bakmam. Salarım kendimi yokuş aşağı. İşte o zaman ellerin bomboş kalır. Parmakların karanlığı yırtar sonra. Bir kelebek misin yoksa, ne bu gül gülüşlerine tutkunluk. En çok karanlıktan kelebekler korkar. Çünkü karanlığın yalnızlığında, kelebekler gülleri ararlar. Gülleri göremeyince de yalnız ağlarlar. Gel öyleyse kelebeğim, gel yanıma. Yüreğimi gül bahçesi yapayım sana. Ne renk istersen o renge bürüneyim. Acılarınla mor olayım. Mutluğunla sarı olayım. Senin yanında rengarenk olayım. Lütfen sevgilin olayım.
..

Devamını Oku
Yusuf Tuna

Bizim gençlik yıllarımız ile günümüzün gençliği arasında dağlar kadar fark var. Gençlik; insanın en dinamik olduğu insan hayatında müstesna bir yeri olan gençliğin,insanın gözünün hiç bir yeri görmediği,delikanlılık çağının mistik karakterinin yaşama damgasını vurduğu dönemde,kişinin kul sevgisini keşfedip aşka kapıldığı,sevdalanıp başında kavak yellerinin estiği müstesna günlerinde bile zaman tünelinde kaybolup giden gönüllerin,tek başına dünyayı fethedecek kudrete sahip olduğunu düşünen güçlülük duygusunun belirdiği çocukluktan delikanlılığa atılan ilk adım olarak değerlendirilir.Bizim gençlik dönemimiz vatan kurtarma sevdası ile geçtiği için gençliğimizi yaşayamadık. Kendimizi bildik bileli seksen öncesinin kargaşa ortamında vatan kurtarma aşkı ile serdengeçtilik yaptığımız dönemde milletimiz sefalete düşmesin,memleketimiz Afganistan misali Kızıl Rus emperyalizminin işgaline uğramasın diye ‘‘Milliyetçi Türkiye’’ sloganı ile ülkemize sahip çıkıp,Türk Milletine hizmet etme ülküsü güderek safımızı belirledik ve bu amaçla mücadele verdik. Bizlere yapılan saldırılara göğüs gerdik,okullardan sürüldük ama yılmadık. Nice arkadaşımızı genç yaşında kara toprağın barına gömdük,şehit verdik. Atalarımızın bizlere emaneti olan Anadolu topraklarını korumaya ant içtik. Asım’ın Nesli olma yolunda,İlay-ı Kelimetullah uğruna,Nizam-ı Alem ülküsü ile hareket edip kendimizi ülkemize ve milletimize adadık ve bu yolda vatan,millet düşmanları ile kıyasıya dövüştük.‘’Vatan,millet,Sakarya’’sevdasıyla hareket edip kendimizi yetiştirmeye çalıştık. Böyle zorlu badireler atlatarak okuyup adam olduk. Hayatın tozlu yollarında maziden aldığımız hız ile atiye doğru yürümeye başladık. Ve bu günlere kadar geldik.Bizim yeni nesle bakıyorum da Türklüğümden ve Müslümanlığımdan utanıyorum.Türk desen Türk’e benzemez batı kültürü ile benliğini yoğurmuş,ecnebiden farkı yok.Müslümandır desen hrıstiyan adetlerini kutlayan noel babadan medet uman rockçu,hiv metalci müziklerle ruhunu ateistlere kaptırmış batı taklitçisi bir gençlik yetişiyor.Geriden baksan kızdan farkı olmayan, at kuyruğu yapıp bağlamış,bir de keçi sakalı salmış.Tövbe estağfurullah kulağına bir sürü küpe takıp çıkmış meydana adamım diye geziyor.Hay senin gibi erkeğin ağzına tüküreyim! Erkek dediğin Osmanlı gibi olmalı.Alparslan Gazi’nin, Fatih’in,Yavuz’un torunları bunlar mı? Bu mudur Asımın Nesli olacak olan gençlik? kültür enperyalizmin etkisi çağdaşlaşmayı,batının modası,yaşam tarzı kabul eden yeni nesilden ne bekleyebiliriz? Kızlarımızı hiç sormayın zaten. Açık gezmeyi marifet sanıyorlar.Kaşında,burnunda,göbeğinde küpe,elinde köpek,barlarda,pavyonlarda fink atıyor.Bu mudur Fatihler doğuran analar? Bu mudur namusu için ölümü göze alan namus abidesi anamız,bacımız,Şerife Bacılar,Nene Hatunlar? İnsanın bu manzara karşısında ağlayası geliyor? Biz bu hallere düşecek adam mıydık? Artık dünyanın ötesi beriye gelmiş,ahir zaman olmuş.Asıl bozulmuş,nesil bozulmuş,tuz kokmuş ne çare? Bu gençliğe güvenerek yola gidilmez! İçki,kumar,uyuşturucu,kadın,fuhuş batağında kendi öz benliğini kaybeden neslin sonunu siz düşünün artık! Bizim de evlatlarımız var.Onları İslam ahlak ve fazilet i,Türklük gurur ve şuuru ile yetiştirip batının kültür emperyalizminden korumaya çalışıyoruz.İnşallah çocuklarımız yüzümüzü kara çıkarmazlar.Müslüman Türk Milletinin evlatlarının bu hale düşmesini üzülüyor ve gençliğim eyvah diyorum!

..

Devamını Oku
Osman Demircan

Bir göl ki sularına vurur söğüt dalları. Dalga dalga yayılır serin suları. Bir rüzgar ki saçlarına değmeden gider. Çimenler bu manzara karşısında boynunu eğer. Çünkü saçların çiy düşmüş çimenlere benzer. Tıpkı saçlarına tutamamamın verdiği hüzünle, bükerim ben de boynumu. Yoksul bir çocuğun, eşofmansız haliyle, arkadaşlarının top oynayışını izlemesine benzer sana bakışım. Ben yoksulluğu, ben dışlanmışlığı okulda öğrenirken, kara tahtalar bana iki kere ikinin dört ettiğini gösterir hep. Ama sevgili matematik kitapları ne derse desin, ben seni hesapsız severim hep. Bütün duygularımın altına senin ismini yazarım. Sen olmazsan kalbim çöp tenekesine benzer. Seni sevmek yanarak ölmeye benzer. Bir okyanusun dalga serinliğinde, dudaklarım rüzgarın yanı başıma taşığı teninin tuzuyla yapılmış yemekleri yer. Öyle lezzetlisin ki sen, bir nehrin beslendiği havza gibisin bedenimin açlığında. Bir toprağa sımsıkı sarılan bir ağacın kökleri gibi sevginle ayaktayım ben. Can suyum, hayat kaynağımsın. Sen bana, içimin karardığı anlarda; tıpkı zindandakinin aydınlığı yüreğine doldurması gibisin. Yüreğimin çatı katısın. Duygularımın, yıldızlara açıldığı yerdesin. Sen bana mehtabı sevdirensin. Sen bana bir melemensin, bandıra bandıra yediğim. Tüm açlığımı, domates rengindeki rujunla ve yumurtaya benzeyen dudaklarınla doyuransın. Sen bana, tarlada ter içinde kalıp, kana kana su içen bir çiftçinin susamışlığını yaşatansın. Sen aç sofrasındaki zeytinimsin, soğanımsın ve köy ekmeğimsin. Seni sevmek yanarak ölmeye benzer. Sevgilim, çağlayan gibi dökül yürek yangınıma. Ey sevgili, kuruyan topraklarıma yağmurlar gibi yağ. Bir bahara dönüşsün hayatım. Çimenlerim, çiğdemlerim tekrar büyüsün. Gözlerimin rengi, bir mavi olsun senin okyanus serinliğinde. Gözlerim bir yeşil olsun, ormanı çağrıştıran güzelliğinle. Gözlerim bir toprak renginde olsun; ama göz bebeklerimde güller, laleler filizlensin diye beni ağlatma. Bana gözyaşından oluşan bir dünya bırakma.
..

Devamını Oku
Murtaza Uğraş

Sultanların sultanı Fatih Sultan Mehmedim.
Türk gardaşlarımın kanını akıtarak,İstanbulu
Türbanlı gerici zihniyet içinmi aldın
İstanbulu?
Nerede senin zamanındaki çağdaş giyimli
Analar bacılar.gardaşlar?
Nerede Atatürk'mün, kılık kıyafet kanunu kucaklayan
..

Devamını Oku
Namık Atasoy

Bir dem sohbet Emirganda,manzara ne özeldir,İstanbul kıymet bilene güzeldir.
Her köşesi buram buram tarih kokuyor,Topkapı burçlarda,hey gidi Ayasofya namaz kılıyor,koca çınar Sultanahmet rahmet saçıyor,dünya sana bakıyor İstanbul,bakmasını bilene güzeldir.
Nur içinde yat Fatih'im,fetihler sana layıktır,Muhammed tanıktır,İstanbul girmesini bilene cennette konaktır.
Eyüp gönüller sultanı,ondadır cümle dertlerin dermanı,çıktı azat fermanı gel tanı,İstanbul bilene güzeldir.
Ne tahtlar kurdun bahtın ak olsun,taşı toprağı altın dolsun,dünyaya bedel hazinedir İstanbul...
..

Devamını Oku
Mehmet Akif Tiryaki

Haliç'e akşam güneşi misafir
Sütlüce İhsan Baba'da aile ortamında uykuluk
Piyerloti'de dizboyu manzara
Seni unutabilecek miyim İstanbul
hadi kahve içmeye Çamlıca'ya gidelim
..

Devamını Oku
Mesut Ali Yılmaz

Kürek çek,kürek çek,kürek çek
Gevretmek lazım imanı bir gecede
Bir gecede yol alınmalı bütün adalara
Körfezlere selam durarak geçelim
Kürek çek,kürek çek,kürek çek...

Şu aynalı gemiyi kayalığın dibinde batıralım
..

Devamını Oku
Safiye Ünlü

Adres aramaktan nefret ederim. Hele sadece açık adres bilgileriyle aramak..! Tarif iyidir…
Hani market arkası, cami yanı bildik bir yerden tarif rahatlatır insanı elinle koymuş gibi buluverirsin aradığın yeri. Yabancı filmlerde enteresan gelir adresler bana 148 caddenin kuzeyi der biri diğeri gider eliyle koymuş gibi bulur.. bizde tarif olmazsa olmaz.. 
Bir yayınevi sahibiyle randevum var, editörlüğünü yaptığım şiir kitabı için yardım alacağım, hani hatır işi gidiyorum. Hatırı sayılırda bir yazar kendisi aynı zamanda da yayınevinin sahibi, ama tanışmak bu güne nasipmiş.
Ortak dostumuz tavsiye etti, rica minnet gidiyorum yani… kendim için olsa isteyemezdim, tanıyan bilir beni, eşime dostuma açamayacağım kapı yoktur.
Sağolsun çocukluk arkadaşım kendiside yazar olan dostum ayarladı randevuyu, Galata kulesinin dibinde indim taksiden... tarif o noktadan yapılmıştı çünki…
Galata kulesiyle ilgili inanışı duymuşunuzdur, buraya birlikte çıkan çiftler muhakkak evlenirlermiş. Hani aklınıza koyduğunuz biri varsa, hazırda hikayeden haberi yoksa, çok merak ediyorum… hiçte görmedim… gibi faseryalarla bir uğramanızda fayda görüyorum…

..

Devamını Oku
Şehmus Kartal

Ne zaman kar yağarsa karanlıklar loş olur,
Bu mevsimde manzara gerçekten bir hoş olur.
Tablo olur sokaklar kıssa sürer mazisi,
Loş lamba ışığında kar yağarken sevgisi.

Sanki beyaz bir örtü üstünde kardan adam,
Karanlığı dağıtır bu manzara her zaman.
..

Devamını Oku
Ahmet Çivi

biçare yollara hüküm sürmüş kaderim
hangi yöne baksam o manzara senin
neden seni görünce tutuluyor dillerim
ah bir kere sana vefasız diyebilseydim



..

Devamını Oku