MANZARA ŞİİRLERİ

MANZARA ŞİİRLERİ

Bilâl Sami Gökdemir

Yakın ışıkları yakın
Görünsün tüm manzara
Ölüm artık çok yakın
Gireceğiz mezara

Yakın ışıkları yakın
Görünsün bütün herşey
..

Devamını Oku
Sinan Oğuzhan

SEVDA ÇİÇEKLERİ

Bir manzara var ki gönlümde,
En güzel desen; sevdamın çiçekleri.
Gökler ötesinde bir yerde,
Yuvarlanmış aynı badirede.
Anlatır durmadan, sevgililere
..

Devamını Oku
Ömer Ekinci Micingirt

Zarif bir esinti hem ne kadar vakur
Sanki birçok türkü içime yüklü
Lalezar yüreği bakışları nur
Nazarı ruhumda köklü mü köklü

Tebessüm okşuyor aşk ile tek tek
Vuslat dedikleri bu olsa gerek
..

Devamını Oku
Ömer Ekinci Micingirt

Ziyâ her zaman görünmez dıştan
Görünen manalar görünse bile
Renklerin ateşi türlü nakıştan
Görmeden görünmek boşa nafile

Geriye dönüş yok tekrar tekrar yok
Aslına akseder üslup ak kara
..

Devamını Oku
Atilla Adsay

Sensiz uyanmak, güne merhaba demek içimden gelmiyor,
Ne güneş gözlerimi, nede çiğ düşmüş gül beni cezp etmiyor.

Sensiz bir hayat, karanlık kuyu demek sen olmadan içinden çıkılmıyor,
Ne ikinci bir bahar, nede hiç bir vuslat beni avutamıyor.

Sensiz bir dünyada, ömrüme kar değil hep günlerim hazan oluyor,
..

Devamını Oku
Yakup Icik

Sanki kâinatın sihirli büyüsü
Cezbediyor gönülleri her yaşta
Sarıyor kollarında haz ip ince
Zerk ediyor iliklere hoş hava
Zevk-i safa, damak tadı Melle.

Her mevsim apayrı bir manzara
..

Devamını Oku
Mehmet Şerif Ekici

- Dördüncü ağıt –

Gülbanglar vardı dilimde sabahın seheriydi, şerbetler aktı gökten, ben gündüzdüm o leyli…

Nazende! Derler ki; büyük yüreklerin üstünde kayıp Leylalar vardır… Yanındayken görmediğin Leylalar ki akkorları akar damarlarından.. Belki o yüzdendir Nazende, mermer bedenimde güzel anıtların çıkar…

Sevilen olmayınca sembolleri girmez mi devreye… İşte sembollerini yarattım Nazende… Kişisel bir medeniyetin seninle kaplı bedenimde kurulmuş vakur egemenliğinde…Oysa Nazende,oysa senin açık olmana gerek yok Meryem gibi, Afrodit gibi bulvarlar boyunca. Çünkü sen seçiksin Nazende…
..

Devamını Oku
Muhammet Hamdullah Doğan

Üsküdar'da seyrettiğim manzara kadar güzel,
Manzaraya karşı demlenmiş çay kokusu kadar mis,
Boğaz'ın ayazında elimi, içimi ısıtan çay kadar sıcak,
İstanbul kadar hüzün, Üsküdar kadar aşk,
Gözlerimi kapattığımda akışına kapıldığım ruh-ı huzur,
Ve içime çektiğim sigara kadar hem mutluluk hem zehir...
Boğazın mavi sularına
..

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Teninin gözleri,
bedeninin ışık pınarları,
sınırlar gölgenin alanını.
Kokun çizer
dumanda ve taşta.

Şemsiyeli kadın,
..

Devamını Oku
Ali İhsan Konuklu

Kaç mutsuzluktan sonra geliyor mutluluk;
Güneş tutulabiliyor mu ki gözlerimde ışık arıyorsun,
tamam rüzgarım da sen neden dağların ardındasın söyle/
Ne olacaktı ki derin denizlerinde gemim battı üstüm başım tuz,
her biten gün gündüzün ölümü değil mi ki,
can verip geceye,
bir gülümseme aldım gidiyorum diyorum karı sonsuz/
..

Devamını Oku
Mustafa Cilasun

O an…
Elim ayağım tutuşmuş
Şahit olduğum manzara vurmuştu
Ansızın yakalanmak, sevdiğinin çaresizliğini yaşamak
İmdat çığlıkları arasında, titreten şaşkınlık arasında bir umuda sarılmak
Çare adına çaresizliği her lahzada yudum yudum yaşamak ve yakarmak
Dinmeyen kanı, nefes nefese kalan insanları, sıkılan yumrukların haline acımak
..

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Hergün hergün çalgı çağnak katıksız
Etraf örümcek ağlarıyla örülü, bahçe toprak bakımsız
Sarılmış bir hozanın yamacında sağ kalan tek şey
Pirinç borazanlar ve zurna artığı gürültü
Bundan insan geçinir mi dersen
Evler dolusu reklam yapımı zulaya bakar
Ecük cücük insanlardan
..

Devamını Oku
Eminnur Acar

Rüzgar olsam essem diyar, diyar
Yağmur olsam yağsam bereket,bereket
Sevgi olsam, girsem tüm kalplere
Kötülükleri söküp atsam gönüllerden
Bir elimde ateş, bir elimde su olsa
Yanana su, üşüyene ateş olsam

..

Devamını Oku
İbrahim Faik Bayav

-Ocak 2005 Kurultayı'ndan manzara-
Gül, Deniz yüzeyinin cezbesine aldandı.
Deniz, gördü de Gül'ü, köpürdü-dalgalandı.
Ne Gül'den, ne Deniz'den anlamayan şaşkınlar;
Oklarla dürtüşmeyi, maharet bir şey sandı.


..

Devamını Oku
İbrahim Faik Bayav

-Manzara-
Nice politik kimse koltuk derdi güderken;
Muhalifken söz verip, iktidarda dönerken;
Devlet, nasıl bilinir? Hangi adla anılır,
Bünyesinde kargaşa, isyan, itham sürerken?


..

Devamını Oku
İsmet Anik

Kazan kazan bir kenara istif et
Güzel manzara Karşıya geç seyret.

Malı çok bırakıp gelme nazara
Zira dünya malı sığmaz mezara

Dolması gereken amel küfendir
..

Devamını Oku
Namık Atasoy

Yine aynı nağmeler,yine aynı nakarat.
Dinliyorum; duymadan,sessizce ve maziden arta kalan o ince sızı çınlatıyor kulaklarımı,işte başladı yine yeniden aynı işkence,ben sana esirim özgürce.
Yine aynı resim,yine aynı manzara.
Bakıyorum görmeden; kör karanlık senden arta kalan ne varsa,suretin zihnimde işkence,ben sana esirim özgürce.
Yine aynı ses,yine aynı haykırış.
Bağırıyorum usul usul boğazlanarak,hiç umudum olmasada gel demek,seni sensizliğin orta yerinde sevebilmek,kimsesizken yanımda olmanı isteyince,ben sana esirim özgürce.
Yine aynı bahar,yine aynı çiçek.
..

Devamını Oku
Mehmet Demir Atmalı

AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ

--Toplumları ayakta tutan ortak değerler vardır. Bunlara yazılı olmayan kanunlar diyeceğimiz gibi, Töre de diyoruz. Ahlak, Törenin bir şubesidir. Bir toplumu İnanç, Ahlak ve Adalet Kültürünün doğruluğu ayakta tutar. Çünkü yaratan'ın yanında doğru tekdir. Bu durum tek bir ortak ahlakın varlığını gösterir. Aynı zamanda Din de bu ortak veya genel ahlakın içerisine girer. Semavi Dinler, tamamen ahlak kurallarından ibarettir. Toplumları düzeltmek için gönderilmişlerdir.
--Hz. Muhammed; “güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyurmaktadır. Ahlakından dolayı O'na Peygamberlik verilmeden önce “Muhammed-ül Emin” sıfatı verilmişti. Ahlakı bozuk olan bir insandan sağlam bir dini inanış, dürüst bir namus anlayışı ve adil bir davranış beklenemez.
--Türkiye'mizde yaşanan krizlerin temelinde ahlaki problemler yatmaktadır. Merhum Menderes'in Marshall Yardımı ile başlayan bu çöküntü, Özal'ın ve Demirel'in Prenslerinin vurgunları sayesinde Türkiye bu günkü krizleri yaşamaktadır. Bu Prenslerin en ahlaki(!) davranışları Vergi kaçırmak ve Hayali İhracat olmuştur.
--Ahlaki çöküntünün en belirgin özelliği olan RÜŞVET, ülkemizde Adaleti yönlendiren, kurumları işlemez hale getiren ve felç eden bir beladır. Günümüzde bazı Materyalist uzmanların, her şeyin sebebinin Ekonomik olduğunu izah etmeye çalışmaları, meseleyi kökünden halletmeyi engellemektedir. Yani teşhis doğru olmadığı için, tedavi de zorlaşmaktadır. Ekonomiyi çökerten, Bankaları soyan insanların pek çok Ahlak sahibi oldukları söylenemez.
--Bir araştırmaya göre 1980 yılında Türkiye'de 5000 adet sicilli Hayat Kadını var iken, 25 yıl sonra, yani bu gün sicilli ve sicilsiz çalışan kadın sayısının 5 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu bozulmanın tarihi Yahudiler'in İspanya'dan Anadolu'ya gelişinin kabul edilmesi ile başlar. Saraya Yabancı Kadının girmesi ile hız kazanır, Batılılaşma süreci ile bu boyutlara ulaşır. Bu günkü FUHUŞ Patlamasının temelleri sayın Özal'ın döneminde atılmıştı. İstanbul'da Vergi Rekortmeni oldukları için, Genel evi Patronlarından Ermeni Manukyan ve Sümbül Hanımlara Plaket veren zihniyetin eseri olmalıdır bu günkü manzara... Yunan Mitolojisinde SEX TANRIÇASI olmasına rağmen, bir Yunanlı Bakan, Kadın Satan bir Patroniçe'ye Plaket vermeyi düşünmemiştir. Ama tarihinde, kültüründe fuhuş olmayan bu Türk Devletinde bunlar yaşandı maalesef... “Alim bozulursa Alem bozulur” sözünden hareketle, devletin başı bunu yaparsa, halk ne yapmaz ki? ...
..

Devamını Oku
Numan Ekşioğlu

Diyelim ki güzel bir şarkı duydunuz
Diyelim ki sevecen sıcacık bir ses şiir okuyor
Hemen tıkayın kulaklarınızı
Güzel bir resim güzel bir karikatür
Güzel bir manzara bir gül
El ele iki insan gördünüz
Kapayın gözlerinizi
..

Devamını Oku
Mersamet Yılmaz

İlk kar düştü doğaya
Kırlar, bayırlar bembeyaz gelin gibi,
Seyredilesi manzara.
Şehrin üstü kaplanmış beyazla,
Çarpıklıklar ve çirkinlikler yok olmuş gibi.

İlk aşk düştü gönlüme,
..

Devamını Oku