Çırılçıplağım,
samur kürkler içinde
donat beni.
Üşüyorum,
dostsuz kalabalıklarda
ısıt beni.
Gecelerim arkadaşım,
Gün ışığı can yoldaşım,
Her yeni gün öz kardeşim,
Yaşamayı seviyorum.
Yeni güne doğan güneş,
Sonsuz kanatlarının üzerinden
Biran indirsen beni
Dindirsen telaşı, koşuşturmayı
Dondursan en mutlu anı
Kanatlarında bıraksam güçlükleri
Tüylerine yapışsa gece rengi karabasanlarım
Yüzyılla birlikte doğmuştu minik Süleyman
Kayıtlarda geçen doğum yeriydi Şarışaban
Bağlı Köseler Köyüydü doğduğu yer aslında
Köseleler Yörüğüydü Asya’ya uzanan neslinde
Tütüncülük yapar hayvan yetiştirirdi ailesi
Babası İbiş Agaydı, Ayşe Hanım da annesi
Altı yıldır kapılandık teftişe
Gönül ister geçip gitmek taşraya.
Çoluk çocuk bilmem ne der bu işe
Gönül ister geçip gitmek taşraya.
Bahar gelip çayır çimen kokunca
Çile sıkıntı nedir dünya zor mudur
Babama bakınca cevap alırım
Dünyada daha kutsalı var mıdır
Sık sık tekrarlarım sorarım
Helal ekmek peşinde bir ömür
Ondan gayrı ne ister ne ararım…
Baba olmayınca anlamaz insan
Babalık çok çetin bir imtihandır
Dünyada alınmaz kale sorarsan
Bilesin o kale bir tek babandır
Çokça kızar darılırsın büyürken
Derdim vardır sizden yana
Alçalası yüce dağlar
Ateş yanan yüreklere
Saçılası yüce dağlar
Nice canlar varıp soldu
Ankara’da on bir yılı doldurdum
Taş kafeste günlerimi soldurdum
Teftişlerde çokça saç baş yoldurdum
Göçüp gidem derim artık taşraya.
Okuyan sanmasın valilik murat
Dizlerimin dermanısın
Sırdaşımsın, yarenimsin
Gülüm, yediverenimsin
Gönül seni dermek ister.
Suyum, ekmeğim, aşımsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!