Adını söylediğim her köşe başında binlerce kalem darbesiyle vurulur aşk.
Ne zor adını söylemek! Adını söylediğim kentlerde deprem
Adını yazdığım sayfalarda kan
Ne zor adını söylemek, ne meşakkatli, adını yazmak ne tehlikeli…
Adının olduğu yerde tutulur dilim, yüz çeviren güneşlere hasret kalır gönlüm, ay terki diyar eyler gökyüzünü.
Adını söyleyince anlamını yitirir yüreği kırık papatyalar, menekşeler güzelliğini, güller kokusunu kaybeder.
Ülkemin doğusunda birazda güneyinde benim memleketim
Kendine küsmüş bir şehir
Felaketlerde dahil adı pek duyulmamış
Gidenlerin bile yol üstü uğradıkları
Kahrını dudaklarıyla çiğneyerek gülümseyen kent,
Ve şimdi “sesimi duyan varmı?”çığlıkları kadar ürpertici duruşunla
Sevmek seni sevmek
Hayıflanırken kalbim yokluğuna
Aklımla olmaz demek
Yitirmek bir bakışında bütün cesaretleri
Söylerken adını,tükenmesi nefesin
Sevmek ah seni sevmek
Hazır değil savrulan ömür umudun hasadına
Elim yüzüm telefon sesinde
Oysa yanacak yeri kalmamış olmamışlık zamanlarımın
Sonbahardı dökülmeliydi yapraklar
Düşünme sen,
Benim hala asil bir yalnızlığım var
Hiç düşünmem özlemem kimseleri
Sana bakınca gözlerimin buğulanışı,
eski bir alışkanlık belki
bir kağıt bir kalem yeter her şeyi anlatmaya
bir çift gözden ziyade bir yürek gerek anlamaya
yani yazılabilir her şey, anlayacak bir yürek uğruna
ve ben yazdım güzelliğine denk kaç edebi sanat varsa
hepsini kullanarak, herkesten öte bilhassa seni sana anlatmaya
oysa senin çatallı fikrin takılmıştı virgülün kırıklığına,noktanın donukluğuna
bir kağıt bir kalem yeter her şeyi anlatmaya
bir çift gözden ziyade bir yürek gerek anlamaya
yani yazılabilir her şey, anlayacak bir yürek uğruna
Arada kalmışım
Ölmek ve gülmek arasında, ateşle barut arasında
Silmek ve yazmak arasında, Hamzayla mızrak arasında
Yusufum kuyularda kölelik ve kırallık arasında
Şimdi düşlerim hayata küser ,
Sahi umut ne yana düşer..
Delik pabucundan sızan su ile ,
Gözleri ve çorapları ıslak,
Sobanın kurutamayacağı,
Ateşin yakamayacağı buzlar biriktiren
Çocuklardık…
Cebimizde bir ayna birde tarak ,
Kristal bir kış gününde
İçimdeki çocuk yaşlanır,
Sen bilmezsin Ashurena bizde sevdaya Bismillah diye başlanır…
Katedral kapısında hüznümden arta kalan cüruflar
Hangi vedanın ağıtı bu çalan çanlar,
Üfle mumları Mesihi kızı bu ayin seni ve beni anca paklar…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!