Kül gibi sevdam,
Önce parıl parıl yanan o ulu ateş idi,
Şimdi hafif bir üflemeyle savrulur dört bir yana.
Ne hırsı kaldı geriye ne o ilk günkü deli dalgası,
Sadece ocağın dibinde kalan ince bir gri toz.
Kül gibi sevdam,
Basmaya kıyamazdım eskiden üstüne,
Şimdi ayaklar altında ezilir rüzgâr estikçe.
Ne kadar kor varsa söndü zamanın o soğuk suyunda,
Ne ses veren kaldı o dumanlı dağlarda ne de iz süren.
Bilirim, kül dediğin hafifler, uçup gider göğe doğru,
Ama bu sevda ağır geldi, çöküverdi tabanına ömrün.
Ne yakacak bir dalı kaldı geride ne de ısıtacak bir el,
Sadece hatıra diye saklanan o acı tortu.
Kül gibi sevdam,
Ne yandı bitti diyebilirim buna ne de yeniden başlar,
Öylece durur içimin en ücra köşesinde sessizce.
Bir kibrit çaksan da nafile, bir su döksen de;
Biz o yangını çoktan tükettik,
Geriye bir avuç hüzün,
Bir avuç kimsesiz kül kaldı...
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 17:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!