Kaybolup gittiğin yerler puslu ve çok kalabalık
Mevsim değişti, kara örtü kalktı, kış geçti artık
Köşedeki bakkaldan çay aldım tam bin yıllık
Açtım yüreğimin kapılarını evine dön artık
Sevdayı saklamak...
Yırtık çoraptan çıkan parmağı saklamak gibidir,
Rezil olma korkusu...
Utanç... Mahçubiyet...
Hepsini hissedersin de,
Ne kadar sevecen göründüğünü başkaları fark eder...
Suskunluğun muhabbeti görüldü
Demle yelkenleri azizim
Benimkisi sevda fısıltılı olsun
Yol uzun, demlik büyük olsun
Sözcükler rüzgar, denizler göz yaşı
İçimde büyütüyorum seni,
Görmeden, dokunmadan, duymadan...
Gizliden çoğalıyorsun... Sen:
Görmüyorsun,
Duymuyorsun,
Bilmiyorsun,
Bu hayatta bir çok şey erteleniyor da
Aniden aklıma gelişini bir türlü erteleyemiyorum.
Sen kin ve öfke ile yoğururken kalbini
Ben sevgimizi bohçaya doldurdum
Sen sıcacık evinde umursamazken
Ben kendimi hep pencerende buldum
Sen tek kalemde üstümü çizerken.O kalemle;
Hiçlik, koca bir deryadır,
Ümit adacıklarıyla dolu.
Lambaların soluklaştığı karanlık,
Yalnızlığımın en kuytusu, bu.
Artık, ümitlerin hiçliğe veda
Şarkısı mı bu, yoksa;
Gülüştüklerin gelir aklına, utangaçlıkların
Mesela şehre ilk ayak bastığın günü unutamazsın
Sonra tanışıklıkların gelir aklına
Seni en çok güldüreni seni en çok sinirlendireni Unutamazsın
En çok sevdiğin kişileri zamanla karıştırırsın
Ama boşuna uğraşma çıkmaz aklından en sevmediğin
Bazı insanlar hayatımıza güneş gibi doğar,
Güneş gibi batar...
Ben o yüzden geceye aşık oldum...
En büyük derdin ben olayım
Böylelikle aklından hiç çıkmam
Sabahlara kadar aklında olurum
Uykunda ben uykusuzluğun da ben
Nereye gitsen senle olurum
Gözündeki yaş ben
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!