Komik Değil Mi? Şiiri - Muhammet Bora Ca ...

Muhammet Bora Candan
197

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Komik Değil Mi?

Elçiye zeval olmaz derler.
Ben aşkımın elçisiyim,
Benim için söylenenler bana neyler?
Ektiğimiz aşkın hasadını aldık her bakışmada.
Her yaşanılan,
“Senin kimsen yok” dedirtti sonunda.
Yaptıklarım ayrı yaktı canımı yapmadıklarım ayrı.
Anladım ki benim alın yazım şiir,
Değil ki düz yazı…

Soğuk bir ateşin içinde
Ölü gözyaşları döküyorum.
Gözyaşlarımda köpek balıkları cirit atıyor.
Ve her gözyaşımın içinde kurduğum hayaller var.
Dalarım köpek balıklarının içine.
Neticede varlık, aşkı;
Yokluk ise aşığı yorar.

Anlaşılan bana gülmeyi öğretmeyi unutmuşlar.
Peki, kim öğretti sana ben ağlarken gülmeyi?
Ben ille de sen dedikçe sözümü kesti yaşantım.
Şimdi saçlarından yol bulup
Sefadan cefaya adımlamaktayım.
Ama söz, gidip beyaz bir at getireceğim;
Anlaşılan yetmedi tayım.

Karşıya bakan biri, yanındakinin yaptıklarını göremez.
Belki de kaçırdığı çok şey var;
Ama aşk büyülemiş bir kez.
Neden aşk, zor olana yönelir hatta bazen imkânsıza.
Demek aşk zoru seviyor,
Çok çalışkandır o, gelmesin nazara.
Yaşlanınca solan tek şey yüzün olmaz,
Gider eski tutkular.
Sadece yolun sonu mühimdir.
Ne aşk ne meşk ırgalar.

“Aşk bir çeşme,
Sakın o çeşmeden içme.”
Diyor artık kalbim.
Bitmedi mantığımla olan harbim.
Görmezden gelemiyorum bir türlü seni.
Seni gördüğüm gibi, yanına atıyorum kendimi.
Yani, bir ufaklığın annesine küsememesi gibi.
Nasıl unutacağım ben seni bu denli severken.
Seni sevdiğim her zaman doğru zamandır
Ne geç ne de erken.

Sen benim kırdığım bardağım,
İçtiğim sigaram,
Sinirimdin.
Sen benim içime alıp tuttuğum nefesim,
Canım aşkım,
Özlemimdin.
Ama yine de
Ellerimde diken var benim, tutma sakın.
Aşk deyince galiba aklına pislemek geliyor.
Sevgimin içine sıçtın.

Sanma ki ben artık aşka inanmıyorum,
Ben sadece senin aşkına inanmıyorum.
Giderken kalbini bende unutmuşsun aptalım,
Geri vermeyeceğim bir daha.
Görelim değecek mi aldığın onca aha.
Ne oldu bizim hayallerimize,
Ne oldu sözler, nerede hedefler?
Git, kendini verdiğin gibi
Hayallerimizi, sözlerimizi,
Hedeflerimizi de ona ver.

Sen Lilith’sin,
Senden sonra elbet bulurum bir Havva
Seni de unuturum bir şekilde nasılsa.
Ama beni incitmeni ömrümce unutmayacağım
Hasretinden yansam da
Söylediklerimi yutmayacağım.
Senin yerine bir köpeğe bağlansaymışım da
Sen de köpekten sadakat dersi alsaymışsın keşke.
Hayatımda ne bir renk bıraktın ne de bir neşe…

Kürtajla aldırmışsın aşkı kalbinden.
Bulutlarında kaybolmuş havanın kızıllığı,
Güneş sana aşkını gökyüzünde sunarken…
Şimdi hayatla ladese girdim,
Seni alırsam kaybederim.
Sonra gölgem gibi gelir durur peşimden geçmişim.
Güneşin dik vurduğu hiçbir yer bulamam
Bu gölgeden kurtulmak için.
Sahi gece de gölgen oluşur mu senin?

Ben sana ürünler sunan bir yazı fabrikası mıyım?
Hayatım bir sinema filmi,
Yönetmen de aktör de benim.
Benim figüranlarla işim olmaz;
Yapımcıyı bulmalıyım.
Kıyamet kopar ve gün gelir beklenmez gidenler.
Bir insan, bakışlarıyla özgürlüğümü kısıtlarken
Nasıl rahat olmamı bekler?

Taş çalmasın hayat,
Onurumun bel kemiği kırıldı zaten.
Kırılanları alçıya aldım.
Alçı da kırıldı;
Çünkü sana güvendim daha fazla senden.
Çatık kaşların gözlerime yıkıldı.
Aşkın kemiği ciğerime battı.
İlacımı istiyorum şimdi.
Sahi ilaç sende mi,
Yoksa sen misin acılarımın ilacı?

Deş kalbimi çıkar sevgimi.
Bak harf harf kanıma yazdım adını.
Aşkın sol cebinden çal sana olan tüm sevdamı.
Meğerki en zekisi de olsan en aptalı da…
Aşk acısı bırakırmış derinlerde yara.
Aşkı en çok, aşkı kirletenler yaşıyor gibi
Niye, aşkı bilmeyenlerin elinde aşkın patenti?

Bak, para aşkı kandırmış
Aşk, âşık olana gerçek;
Olamayana yalanmış
Mükemmel duyguyu oluşturan,
Kafamızın içindeki bir et parçasıymış.
Öğüt devrindeymişiz,
Herkese hazır öğütler varmış.
Bak, sen kazanmışsın, kaybetmiş sevgi.
Sahi aldın mı kazandığın savaşın plaketini?

Gücünü göstermeyecek kadar güçlüsün sahiden.
Adın Ayşe;
Ama tip, tavır, konuşma Mary Schaten.
Kedi uzanamadığı ciğere mundar mı diyor yoksa?
Tamam, sen ciğer ol, ben de kedi…
Ama beni senin sevgin yaşatmasın.
Kalp üstlenmesin böbrek görevini.

Sayende kapalı havaları sever oldum,
Kapalı havalarda
Gökyüzünün sevdiğinden ayrıldığını düşünürüm.
Seni umuda sardım unutmaya çalışıyorum.
Sen beni terk ettiğinde ben de kendimi terk etmişim,
Şimdilerde kendimi yeni yeni buldum.
Bu aşkı “bu kadarı da israf” diye mi kestin acaba
Evet, zaten bizden ne köy olurdu ne de kasaba.

Bak, bulutlar ayın etrafında melek kanatları yine.
Seni nasıl sevdiğimi bir kez daha anla diye.
Ben en başından beri karlı dağlara güvenmişim.
Bak, ben Mecnun’um aslında, ölmedim;
Hâlâ Leyla’mın peşindeyim.
Sahi ya, benim Leyla’m kim?
Okyanusunun metceziri haliç yaptı kalbimde.
Yazdığım yüzlerce satır, bir kelimeye mi sadece?

“Allah seni sevdiğine bağışlasın.’’ diyen dilenciye
Dün yol paramı attım.
Öfkeyle kalkıp zararla oturdum.
Zararla oturdum diye tekrar öfkeyle kalktım.
Sesim, ayaklar altındaki bir kuru yaprağın haykırışıymış.
Meçhul aşkın bariz aşığının yaşadığı
Yalnızca imitasyon bir hayatmış.
O âşık onu ağzına sakız yapanların
Sakız olup boğazına yapışmış.

Kapı iki yüzlü de
Kapının orada olmasını sağlayan da ikiyüzlü.
Sen konuyu söyle ana fikri ben bulurum.
Sen şurup musun şarap mı?
Bak gözlerim çişini tutamadı.
Nedir bu biten aşkın bitmez derdi.
Ağırbaşlılığıma kılıç vurdun,
Ciddiyetimi arıyorum fellik fellik…
Sırılsıklam âşık oldum ve yanıyorum.
Bence bu çok komik…

İyi yazmak için kötü yaşamak gerekirmiş.
Hayat kavramı,
Kişinin hayatına göre değişirmiş meğer.
Benim hayatım sendin,
Kavramın aşk olmaya mı değer?
Hayatıma drama, trajedi ya da komedi diyemezsin.
Benim hayatım bir tiyatro sahnesi değil.
Tiyatro yazıları yaşadıklarım karşısında eğildi.
Durma sen de eğil.

Ben, değil senin ağzından yemek
Senin ağzını yerdim.
Sırf sen birazcık tebessüm et diye şebek olduğum
Zamanları bilirim.
“Soğuk küvetten” çıktım,
Merak etme, ben unutmayı da “iyi bilirim”
Artık ağlamamaya sözlüyüm,
Bağlanmamaya nişanlı,
Şüpheyle evli,
Gel istersen kumam ol, yalnız bırakma şüphemi.

Gururun gururlanmış ve ortaya çıkmış,
Herkese gözüküyor.
Ne o, ben sana dön dedikçe
Sen bunu iltifat olarak mı algıladın?
Madem çocuk gibi davranacaktın,
Niye boyundan büyük işlere kalkışıp düşürdün değer.
Tamam, biraz çocukça bir şey söyleyeyim:
“Benim babam senin babanı döver.”

Bazen soruyorlar “bir kız için değer mi?’’ diye.
İki kız olsaydı değer miydi, merak ettim de?
Ben gözünden düşerek birkaç kere intihar ettim.
Her gidişinde bir valiz gözyaşı dökerek veda ettim.
Seninle su tabancasını alıp
Çocuk olmaya bile razıydım aslında.
Bakmayın bir önceki paragrafta yazdıklarıma.

Hayalperest olmaya gerek yok
Tamam, bir balonla dünyayı turlayamazdık
Ama yapabileceğimiz çok şey vardı.
Şimdi bana esmeyi anlatmasın rüzgâr
Zaten hayatımdan neler esip geçti.
Senin bildiğin sana yetsin,
Benim bildiğim ise tüm dünyaya…
Sen bir devenin kulağındaki pirenin sindirim sistemi…
Var mısın, bir evrenle kapışmaya?

Bilirim ki güzel bulduğum herkesi
Sana benzediğinden güzel bulurum.
Bilirim ki benim aşka bakış açımın ne önemi var
Aşkın bana bakış açısı dar.
Bilirim ki gün gelecek
Ve sen beni özleyeceksin.
Ama sen öyle bir uykuya daldın ki
İkimize de kâbuslar gördürdün.
Bugün hâlâ uyuyorsun,
Yetmedi mi uyuduğun dün?

Nirvana'dan aşağı düştüm,
Şimdi kalbim sakat.
Körün güneşe olan sevdası gibi
Aşina etmiş gözlerime seni hattat.
Sen benim ağrıyan dişimsin,
O dişin çekilmesi gerekir de…
Bu yaştan sonra da
Bir yenisi gelmez giden dişin yerine.

Merakım;
Yemini ve yalanı aynı kişiler mi icat etti?
Yeminin yalan koruyucusu olduğu bu devirde
Yalan olmasaydı yemin gereksizdi.
Yalancı değilim;
Ama bildiğim ve bilmediğim her şey üzerine
Yemin ederim.
Ben seni her şeyden çok sevdim.
Seni tahmininden bile çok sevdim.

Ben galiba sana göre,
Bir aşk filminin jönüyüm sadece.
Peki yaşanılanlar ne olacak…
Yaşananlardan bir kitap yazsaydım
Nobel alırdım belki de.
Peki bu aşk nasıl olur da
Hep kendi kendine engel yaratırdı.
Şimdi buldum!
Aşk, değer yargılı bir mevzu olmayı başarmıştı.

Umut, kulağa hoş gelse de
Çok da iyi bir şey değil aslında.
Hayatı mükemmel olanın
İhtiyacı olur mu umut duymaya…
Umutlar bastonum,
Yaşlılık yapmak zorunda olduğum bir iş.
Allah bana rahmet eylemiş,
Sana da selamet vermiş.

Enfeksiyon kaptım,
Bu aşk bana nereden bulaştı.
Bu mesele bizi geçti
Sanırım aşk rezervim bombalandı.
Aşkımdan ölürsem şehit olur muyum ki?
Yanına her geldiğimde sakız değil,
Gururumu çiğniyordum.
Seninle konuşurken sevgimi kusuyordum sana.
O kusmuğu geri yediriyordu gururum
Senden hemen sonra.

“Senin yaşadığın da dert mi” diyorsan
Gel kalplerimizi değiştirelim.
Gör bak, ne denli büyük sana olan sevgim.
Şu sıralar hatırladıkça
Hüzün müzesini ziyaret ediyorum.
Sigarama seni anlatıyorum.
Ölümle dopdolu; seninle bomboşum.
Aşkım tam bir kumara döndü.
Yanık kremin var mı?
Ben yandıkça aşkım söndü.

Sevgimin büyüklüğünü göstermek için
Kollarımı açsam kollarım kırılır.
Anlamadım ki ben bu hâle nasıl geldim.
Kız arkadaşlarına
Benim bir sevgilim var diyebilmek miydi amacın?
Emma Watson’la evli olsam
Yine sen kurcalar aklımı.
Ne yani, ben bu kadar aşıkken
Beni yüzüstü bırakan kadın haklı mı?

Tende hissetmek çok kolay,
Tenin ötesine geçebilmektir tüm olay.
Aynanın karşısına geç
Ve kendine şakalar yap.
Kalkan kıçına iyi bir pilot olamadıysan
Eczanelerde bulunur hap.
Seni gören tüm erkeklerin
Gözünü bağlamak isterdim bir zamanlar.
Onların gözünü bağlasam ne olur
Yok ki sende sadakat, hem de zerre kadar.

Güzel kızdın ama benim sevgilimken.
Eskisi gibi olmaz demiştin,
Bırak olmasın zaten.
Telepati yap demiyorum sadece biraz empati…
Ne yani biz ayrıldık diye
Dünyanın yörüngesi mi değişti?
Duygu trafiğimde
Bir tek senin olduğun yerde trafik ışığı yok.
Aşkta yürümek güzel de
Ayaklarımın kalbime kadar batması
Tam bir bok…

Ben bir boğayım
Sen ise matadorun kırmızı pelerini.
Sadece sevecektim,
Ne diye kaçtın sanki…
Bir de üzerine kalbime mızrağı batırdın
Galiba ben katilime aşığım.
Aman boş ver,
Söylesene bu akşam ne yapalım?
Sevdamı parçalamak için bu gece gel
Ve gizlice kalbime gir.
Ama sakın hayal kırıklıklarıma basma
Kalbin kesilir.

Sen bu güzellikle birkaç kişiyi daha şair yaparsın.
Milyarlarca yürek ve yalnızca birini sevmek,
İşte sen bundan ne anlarsın.
İstediğin, mutluluk mu
Yoksa mutluluğa giden yol mu?
Bak şimdi düşündüm de tam senlik bir soru.
Acımı anlatacak bir ney oluşturamaz hiçbir kamış.
Nasıl olur, aşkından bana amorti bile tutmamış,

Getirdiğin yağmur tanesi kalbime düştü, yaktı.
Sen hangi yağmur tanesini getirdin ki meleğim.
Kaç sağanak ıslandım,
Dinmedi bu yürek yangını.
Bütün kitaplar bizi anlatsın isterdim.
Her şarkıda bizim aşkımız olsun…
Aşk bir hedefse,
Sen benim bildiğim tek yolsun.

İzin versen ömrümü adardım yollarına
Her şeyi unuturdum,
Yemin ederim her şeyi geride bırakıp
Dönerdim kollarına.
Beni terk etmeni, gitmeni,
Yaşadığım acıları…
Her şeyi geride bırakırdım,
Hesap sormazdım, bir açıklama beklemezdim.
Tek bir şey bile sormazdım sana
İnan, neden bile demezdim.
Yalnızca seni, tıpkı eskisi gibi severdim.

Sen haramsın da sensizken içtiklerim mi helal?
Gözlerini içmek istiyorum,
Bir damla daha yanımda kal.
Kapa gözlerini
Ve sakla beni gözlerindeki cennete.
Cennetten sana seni getireyim kendi gözlerimle.
Cennetten sana getirebileceğim
En güzel şey olarak yalnızca sen var.
Cennette aşkımızın kitabı saklı
Ve kitabın özsözünü kitabın sonuna koymuşlar.

************************

Bir gün geldin ve bana
“Kendine zarar vermenden korkuyorum.” Dedin.
O sözden kastın;
“Canına kıymandan korkuyorum”du.
Yaşamak için nefes almak,
Yürümek,
Konuşmak yetmez ki.
Ben zaten senin gittiğin gün ölmüştüm
Ama sen hiç göremedin…

Mayıs / 2012

Muhammet Bora Candan
Kayıt Tarihi : 20.10.2026 14:43:00
Hikayesi:


"Sonsuzluktan Bir Adım Öncesi" adlı kitabımda yer alan "Komik Değil Mi" adlı şiir serisinin (1-2-3-4) bir araya getirilerek rötuşlanmış halidir.