Köy meydanında sabah, gölgeler hâlâ uykudayken başlar. Kadınlar, tandır başında değil—dedikodunun kıyısında ısınır. Erkekler, kahvede değil—bakışların altına saklanmış arzuların çayını yudumlar. Bir çift göz, bir çift kalçaya takılır; ama bakış değil, niyet eğilir. Çünkü köyde beden dili, en eski haberleşme aracıdır.
Tırpanın sapını kavrayan el, sadece ot biçmez—hazı da biçer. Sırtına yüklenen çuval, sadece buğday taşımaz—gizli bir özlemi de taşır. Ve her “günaydın”, aslında “bu gece rüyanda vardım” demektir.
Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
Devamını Oku
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta