Gümüş akarsularla yıkanıyorken toprak
Geçip gidiyor kuşlar kanat kıpırdatarak
Gazi Battal yurdunun koyakları yemyeşil
Bir kaftana bürünmüş, parlıyor ışıl ışıl...
Tabiat başka renk ve bir başka ahenk ile
Günbegün kaynayarak dönmekte gökte güneş.
Kızmakta, çatlamakta, alevlenmekte güneş…
Bütün zoru dünyanın bizim omzumuzdayken
Niçin böyle yanar ki bizden yüksekte güneş?
Yoksa onun başı da kara dumanlarda mı?
Bir ağustos akşamı daha bastı dünyayı
Binbir renkle ışıyan tüm nesneler karardı
Ve yetmez gibi bir sis de gelip boğdu ayı
Arzdan fezaya kadar neler neler karardı.
Bu zulmet girdabında kararmayan tek ışık
Əs ruhumu titrədən bir sərt küləq kimi əs
Sinəmdən öz könlümü götürəcəq kimi əs
Mərhamət kılma yenə əs ki əşidsin hər kəs:
Ay çöhrəli sultanım, qurbandır sənə canım.
Əs, məni sarp dağlara, quru çöllərə apar
Dudağın kan kızıl ateş parçası
Bürür sıcaklığı gören herkesi
Aşkınla erlerin yüz binlercesi
Tutuşsa sen yine gülüp geçersin.
Filhakika sen bir meçhul meleksin
Tükenir karakışlar, taze bir bahar gelir
Uzaktan ağır ağır gözlenen katar gelir
Tatlı kaval sesine körpe koyunlar gelir
Derler ki her çağda bir Arzu’yla Kamber gelir…
Ya benim sevdiceğim ne zaman çıkar gelir?
Eskiden bir başkaydı; yaprak döken güz bile
Gülerdin, bahçemizde bin bir bahar açardı.
Yıldızlarla süslüydü göğümüz gündüz bile
Bakardın, bulutlarda papatyalar açardı…
Söylediğin şarkılar evin her köşesinde
Bir eylül gecesidir, simsiyah şu gözleri.
Efsunla bakan iki cennet kuşu gözleri...
Fendiyle varlığımı varlığına ram etti
Kalbimin sevdaya ilk tutuluşu gözleri…
Ben ki kendi asrıyla kavgalı bir kaçağım.
Ey benzi yanardağ gibi yanan kız!
Nedir bu alevin, nedir bu öfken?
Yanaşanı yakıp tutuşturan kız!
Ateşten örme bir duvar mısın sen?
Kurtulamaz bir kez uğrayan sana
Teni yaz gibi sıcak
Amma dudağı buzdur
Civanlar çıldırtacak
Cilveleri sonsuzdur.
Ki kıyasen yanında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!