Kendine Misafir Şiiri - Ali Taşkale

Ali Taşkale
42

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Kendine Misafir

Kalabalıkların ortasında durup
yüzündeki tanıdık ifadeyi
içinden söküp alamadığın o an
başlar yalnızlığın…

Herkes sana ulaşır,
hiç kimse sana varamaz…

Adın, başkalarının ağzında
kusursuz bir telaffuzla dolaşırken
sen, kendi içinde
anlamını yitirmiş bir kelimeye dönüşürsün…

Bir masada oturursun;
konuşmalar birbirine eklenir,
kahkahalar yerini bulur,
senin sustuğun yer
kimsenin gözünde görünmez…

İçinde ki,
kimsenin dokunamadığı bir sessizlik değil yalnızca,
kendi sesinin bile
tanıklık etmekten kaçındığı
bir iç çekiş vardır,
kimselere anlatamadığın…

Ne zaman kendini anlatmaya kalksan
kelimelerin arasından
bir parça eksilirsin…

Çünkü insan bazen
anlaşılmamak için susmaz;
kendini bir kez daha
yanlış bir cümleye teslim etmemek için susar…

Sonra susmak,
karakterine eklenmiş bir noktalama işareti gibi
her cümlenin sonunda belirir…

Sana güçlü derler.
Oysa sen,
dağılmamakla bütün kalmayı
birbirine karıştırmışsındır…

Herkesin yüküne
sırtını dönmeden omuz verirsin;
kendi ağırlığınaysa
kimsenin bilmediği bir hesaba
durmadan ertelersin…

Günler,
takvimden değil,
kendine vermediğin cevaplardan eksilir…

Kendine ayırmadığın zaman
içinde birikmiş,
hiç açılmamış zarflar gibi
sana aitliğini yitirir posta kutularında…

Bir sabah
kendi düşünceni savunurken
sesindeki yabancılığı fark edersin…

Sanki yıllardır
başkasının hayatında prova edilmiş
bir rolü ezberden oynuyorsundur…

Aynaya bakmak değildir mesele;
mesele yüzünün arkasında
hangi kararın sana ait kaldığını
ayırt edememektir…

Benlik,
kendi imzasını başkasının el yazısına
bıraka bıraka
sahibini tanıyamaz olur…

Önce bir isteğini ertelersin,
sonra bir itirazını yutarsın,
ardından kendi hakikatini
başkalarının huzuruna uygun
küçük parçalara bölersin…

En sonunda
kendini korumak için kurduğun düzenin
içinde kendine yer kalmaz…

İşte o zaman
yalnızlık, bir vesika olmaktan çıkar;
insanın kendi varlığından
habersizce düşülmüş bir kayba dönüşür…

Ve kalabalıklar
hiç bir zaman,
bu kaybı fark etmez…

Çünkü herkes
görünen yüzün doğruluğuna inanır;
kimse bir insanın
kendi içinde kaç kez
kimlik değiştirdiğini sormaz…

Oysa anlamak,
birinin sözlerini hatırlamak değil,
söyleyemediklerinin önünde
kendi hükmünü durdurabilmektir…

Bir insanın sessizliğine
hemen bir anlam giydirmemek,
yarasını kendi kelimelerimizle
yeniden adlandırmamak,
bilmediğimiz acının karşısında
bilmediğimizi kabul edebilmektir…

Belki de birbirimize
en çok burada uzak düşüyoruz:

Herkes bir başkasını anlatmaya hazır,
kimse anlaşılmamış kalmanın
ağırlığını taşımaya razı değil…

Oysa insan
başkalarının hayatında yer açarken
kendi varlığını kapının dışında bırakmamalı…

Her çağrıya yetişmek
kendine ulaşmak değildir.
Herkes tarafından tanınmak
kendini bilmek değildir.
Bir hayatı sürdürmek de
o hayatın içinde gerçekten bulunmak değildir…

Şimdi söyle:
Bunca insana kendini anlatırken
hangi cümleni kendinden sakladın?..

Hangi vazgeçişine olgunluk,
hangi susuşuna sabır,
hangi tükenişine alışkanlık dedin?..

Ve ne zamandır
kendi içinde oturan o yabancıyı
ev sahibi sanıyorsun?..

Belki yalnızlık,
kimsenin gelmemesi değildir…

Belki insanın
kendi kapısını içeriden açamamasıdır…

Belki mesele,
kendi hayatında söz sahibi olmak değil,
hangi cümlenin senden
habersiz karar verdiğini bilmektir…

Çünkü bazı uzaklıklar
iki insanın arasında değil,
insanla kendi varlığı arasında büyür…

Ve bazı misafirlikler
ömrün sonuna kadar sürer…

Ve Kendine misafir olanı,
dışarıdan kimse ağırlayamaz…

Ali Taşkale
13 Ekim 2026

Ali Taşkale
Kayıt Tarihi : 13.10.2026 14:24:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Fikriye Overik
    Fikriye Overik

    Bazen içsel bazen dışsal bakış ama iyi

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)