Artık toparlıyorum kendimi yavaş yavaş,
Gecenin dinginliği, kahve ve kitaplar…
Bir fincanın buğusunda dinleniyor ruhum,
Sayfalar arasında susuyor fırtınalar.
Meğer insan, en çok kendine dönünce
İyileşirmiş içinde kanayan yaralar.
Oysa ne tümceli vuslatlar vardı ruhumda,
Kaç şiir saklamıştım bir çift gözün uğruna.
Her cümlesi kavuşmak, her noktası özlem,
Her virgülü bekleyişti kalbimin yolunda.
Ben bir ömrü sığdırmıştım hayalime,
Oysa ömür sığmadı bir başkasının avucuna.
Şimdi gecelerle konuşuyorum sessizce,
Bir kitap açıyorum, dalıyorum derinlere.
Kahvem soğuyor bazen, fark etmiyorum bile,
Bir düşünce dokunuyor en mahrem yerime.
Anlıyorum; bazı vedalar bitirmek için değil,
İnsanı yeniden ulaştırmak için kendine.
Ne kırgınım artık zamana ne de kadere,
Her gidenin ardından koşmuyorum eskisi gibi.
Biraz kendimden öğrendim, biraz da kederden,
Kalbin her çarpıntısı aşk değilmiş meğer.
Bazen en büyük kavuşma, insanın kendi ruhuna,
En güzel özgürlükse kendini affedebilmesiymiş.
Artık toparlıyorum kendimi, evet, yavaşça…
Bir yanım hâlâ hüzün, bir yanım yeni bahar.
Dışarıda gece suskun, içimde sönen yangın,
Masamda birkaç kitap, penceremde yıldızlar.
Ve ben, yarım kalmış bütün cümlelerime rağmen,
Kendime dönüyorum… Belki de ilk kez, gerçekten.
Ve deniz kenarında batırıyorum günü selamlayan güneşi,
Dalgalar alıp götürüyor içimde biriken ne varsa.
Ufukta kızıl bir veda, yüreğimde sessiz bir kabulleniş,
Her akşam biraz eksiliyorum belki, biraz tamamlanıyorum;
Ve anlıyorum, bazı gün batımları hüzün değil,
İnsanın kendine yeniden doğuşudur aslında.
Kayıt Tarihi : 10.10.2026 02:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!