Gün on yedi Ağustos’tu,
Üçü beş geçmişti saat.
Yaşanan sanki kâbustu,
Yıkılıyordu kâinât.
Marmara’da deprem oldu,
Bahar bitti, yaz bitti.
Edeceğim naz bitti.
Yaşamakta haz bitti.
Kış kapıyı çevirdi.
Ömür geçti, gün bitti.
Dil tutuksa, göz konuşur.
El tutuksa, öz konuşur.
Yaşanırsa derinlerde;
Anlam büyür giz konuşur.
1.
Dolmasın gözlerin boş yere,
Gidip döndüm bak kaç kere.
Öğrenciyim, tecilliyim;
Daha zaman var askere.
Bakmasan öyle biçare…
Üzeri buz tutmuş nehir gibi duygularım,
Kendince çağlar.
Birkaç yosun gezer içimde,
Say ki donuk bir bahar.
Boşlukta gezer bakışlar.
Sesler düşünceme yağan kar.
Sahip değil yolcusun,
Soluğunca durursun.
Karmaşa yorgunusun.
Varacağın yer neyse,
En son onu bulursun.
Hissiyat, hakikat farklı biçimde;
Yüreğim nerede, başım nerede?
Savrulup dururum kendi içimde;
Gerçeğim nerede, düşüm nerede?
Beyhude işlerim, içime sinmez.
Avuçlarım nasırlı,
Ellerim çatlak.
Unutamıyorum hasılı,
Başka işler yaparak.
Keyfim kaçsaydı azıcık,
Bilirdim kolların açık.
Tutup, okşayan sıcacık,
Elini özledim anne!
Her halimizi anlardın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!