Yine başladın ha,
yine o ince, o kirli oyunlara...
Keleş,
adı üstünde:
yüreğin bir mahzen, içi küf, içi rutubet,
sözlerin; bileylenmiş bir orak gibi
dostun gırtlağına inmeye hazır.
Bak,
güneş çıktı mı ortaya,
korkarsın güneşten,
korkarsın aydınlıktan,
korkarsın kendi gölgenin bile
seni ele vermesinden.
Çünkü gölgen bile senden daha doğru,
çünkü gölgen bile senin kadar dönek değil!
Masken,
o şıkır şıkır, o jilet gibi masken,
dökülüyor bak,
bir bir dökülüyor parçaları.
İçindeki o paslı çark,
o bir türlü dönmeyen,
döndükçe insanlığı ezen o mekanizma
artık tekliyor, Keleş.
Kendi ördüğün ağda,
kendi kurduğun o sinsi, o karanlık kafeste,
bir gün gelecek,
kendi nefesin boğacak seni.
Şunu bilesin:
İnsanlık, bir kılıcın keskin ağzında yürümektir,
ya hakkını verirsin yürüyüşün,
ya düşer, parçalanırsın kendi gururunda.
Çizgiyi geçtin,
çoktan geçtin o incecik, o kırmızı çizgiyi.
Şimdi,
al eline aynayı da bir bak;
bak da gör,
o baktığın yerde artık insan mı var,
yoksa sadece,
bir ömür harcanmış, bir paslı teneke mi?
Kayıt Tarihi : 15.06.2026 20:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!