KELEŞ’E BİR NOT
Keleş,
kardeşim, yoldaşım veya düşmanım, hiç fark etmez;
senin meselen bir karakter meselesi değil,
senin meselen bir "zaman" meselesi.
Bak,
sözlerin keskin bir bıçak, anladık.
Ama o bıçağı kime sallıyorsun?
Hangi karanlık sokağın başında,
hangi dostun sırtına düşürüyorsun o soğuk çeliği?
Gülüşün,
bir fabrikadaki dişli çarklar gibi tıkır tıkır,
ama paslı, ama insanlıktan azade.
Gölgesinden korkan bir adam,
kendi ışığını yaratabilir mi hiç?
Kaçıyorsun,
güneş her sabah senin o kirli, o maskeli suratına
tokat gibi çarptıkça kaçıyorsun.
Hadi gel,
hesaplaşalım seninle,
hesaplaşalım o kafesinle.
Sen ki,
insanlığın o ince, o bıçak sırtı çizgisini
bir hamlede aştın;
bir uçurumun kıyısında,
kendi yalnızlığından bir heykel diktin kendine.
Ama unutma,
devran döner dedik,
çarklar döner.
Senin kurduğun o sinsi mekanizma,
en sonunda
kendi dişlilerinin arasında ezilecek.
Şimdi,
o aynayı tut da bir bak,
bak bakalım;
o aynadaki "insan" mı,
yoksa sadece
insanlığın kırıntılarıyla beslenen bir gölge mi?
Dön,
daha vakit varken,
daha çizginin ötesinde uçurum yokken,
dön ve bak;
kendi aynanda, kendi vicdanınla göz göze gel!
Kayıt Tarihi : 15.06.2026 20:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!