Kasyope Şiiri - Sevgili Özbek

Sevgili Özbek
140

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Kasyope

Kasyope, her sabah güneşle beraber uyanır, tezekten duvarın yanına oturarak, elinde bezden bebeğiyle, annelik oynardı. Bir taraftan da güneşin turuncusunu izler, hayeller kurardı.Dert yoldaşıydı güneş; aradığı umudun gizemli yolculuğu onda idi, onun doğduğu yerdi umut.Bu yüzdendir belki, güneşi hâlâ çok seviyor O.

Kasyope, ölen ablasının yerine doğmuştu.Can anası, çok sevdiği Kasyope'sini hekimsizlikten kaybetmiş; yine kızı olursa, Kasyope koyacaktı adını, ve anasının dediği olmuştu. Evet O, ufukta ki kızıllığa, beyaz gülüşlerle açmıştı gözlerini. Altı kızkardeşi, üç abisi vardı. Kızların ortasında, düşe kalka, altı yedi yaşına gelmişti. Duyarlıydı, bir takım yetenekleriyle doğmuştu her çocuk gibi. Kız oluşundan bu yetenekleri pek farkedilmiyordu.

Yağmurdan sonra, ıslak başakların kokusuyla kendinden geçer, yağışa aldırmadan, başakların boynunu bükmelerine kızarak, onlara inat üstlerinde yuvarlanırdı. Sereserpe uzanır, gökkuşağının çıkmasını beklerdi. Onu, düşsel renkleri içerisinde görür görmez, bildiği bütün duaları okur, altından geçmeye çalışırdı.Birilerinden duymuştu.Gökkuşağının altından geçerse, erkek çocuk olacaktı. Fakat, her deneyişinde gökkuşağı ondan kaçardı sanki. Kızardı Kasyope ona, ve bir gün inatla ona varacağına inanıyordu..Sonra neden erkek olmak istiyordu? Niyeydi bu isteği? Anlıyamıyordu.

Minik yüreğiyle, yaşına bakmadan, bütün ev işlerini üstlenerek, anasına yardım ediyor, ve böylece varolduğunu kanıtlamaya çalışıyordu. İlgi ve sevgi isteyişinde, kendi çabasıyla varolmak onu yoruyordu. Peki ne yapmalıydı? Anası, onca işin gücün içinde kendisiyle nasıl ilgilenecekti? Babasını fazla göremiyordu zaten. Oniki nüfusun ekmeğini kazanmak kolay olmasa gerekti, bu yüzden de orda burda didinirdi.Hem görmüş olsa bile babasını, onunla ilgilendiği, güzel bir iki söz söylediği yoktu. Üstelik, ayıptır diyerek kucağına bile almazdı. Çünkü, ana babalar çocuklarını, büyüklerinin yanında kucaklamazlardı.

Kasyope kendi dünyasında ki algılarıyla varolmak isterken, içine kapanır,üzülürdü zaman zaman. Saçlarının okşanmayışı, ya da başını anasının dizlerine koyamayışı, onun yalancıktan hasta olmasına neden olurdu ve zaman zaman bu oyunu uygulardı.İşte o zaman annesi onu ağdüye diye sever, saçlarını okşardı ve kasyope bu durumdan çok mutlu olurdu. Ama bu oyun fazla sürmezdi, başka bir şey yapmalıydı? Ebedi ilgi görmek için, birden bire aklına kaçmak fikri gelmişti. Evet, kaçacaktı O! Rusya'ya kaçacaktı hem de! Duymuştu ki,oralarda çocuklar daha çok seviliyor ve daha mutlu yaşıyorlardı.

Doğduğu köy, Rusya sınırının tam yanındaydı.üstüne üstlük, uzaktan yıldız gibi görünen ışıklarını da pek merak ederdi.Ne de parlaktılar sürekli kendisine göz kırparlardı ve ne olduklarını bilmeden onlara el sallardı. Kasyope, onlara gitmeliydi; kendisini şefkate çağıran diyara. Kimsenin yapamayacağı eylemi gerçekleştirecekti. Ve tuttuğu gibi, kimseye haber vermeden sınıra doğru yürümeğe başladı.Korkuyordu.Heyecanlı ve ürkekti, ama minicik beyninde kararlıydı geçmeğe. Sınırın hemen yanında kayalar vardı.Kayalara doğru ilerlemeğe başladı, kalbi duracak gibi çarpıyordu; arada bir arkasına bakıyor, İçinden, keşke babası gelsede kendisini alıkoysa diye dua ediyordu.Geriye dönmek zor geliyordu.Yavaş yavaş kayalara yaklaştı, yaklaştıkça korkusu artmaya başladı.Ve birden bire kayaların canlandığını gördü. Kurtlar, kuşlar, üstüne üstüne geliyorlardı.Canavar dedikleri bunlar olmalıydı.Korkuyla arkasına bakmadan, koşmaya başladı. Eve dönemiyordu.Sanki suç işlemiş gibi utanıyordu.Anne babasına ne diyecekti? Vazgeçti eve dönmekten.Kekik kokan tepelerden aşağıya doğru, Firengiz ablasının evine geldi. Oh be! Rahatlamıştı; sınırı geçmediği için de çok sevinmişti. Bir taraftanda anne babasının kendisini aradığını düşündükçe, yüreğinde hüzünle karışık bir sevinç vardı, nihayet onu farkedeceklerdi.

Görenler, Kasyope'nin ablasında olduğunu söylemişlerdi babasına. Babası da, bir kaç arkadaşıyla kendisini aramaktan kurtulmuştu. Daha sonra, karankuş adlı atının terkisine alıp eve getirmişti O'nu. Ailesi sevinç içinde kendisiyle ilgileniyordu. Bu Kasyope'nin pek hoşuna gitmişti. Fakat kısa sürede Kasyope eskimiş, eski yaşamına dönmüştü. Değişen pek bir şey yoktu. Yine erkek kardeşleri daha çok ilgi görüyor, her istedikleri hemen hemen yerine getiriliyordu. Erkek kardeşlerine öncelik tanınıyordu. Kızlar nasıl olsa büyür mantığı hakimdi.

Epey zaman sonra, Kasyope, anlamıştı nihayet neden erkek çocuk olmak istediğini.Sırf arada ki bu farklılıktan ve onlara gösterilen ilgiden dolayı.Peki nedendi bu farklılık? Anası, babasıyla olan ilişkisinden O'nu da dokuz aylıkken, erkek kardeşleri gibi, aynı koşullarda ve aynı şartlar altında dünyaya getirmişti.

Kasyope, anlamaya çalışıyordu olup biteni? Kız olduğu için suçlumuydu gerçekten? Yoksa, bu zihniyeti aşılayan toplum mu, ya da bu zihniyeti bilinçsizce yaşayan anne babalar mı?
Bunlara cevap bulmak pek zordu, ve uzun zaman gerekti.Kasyope'nin umutları belleğinde canlanırken, bir şeylerin tek başına değiştirilemeyeceğini ve yaşama inat, yeni kardelenler doğacağını sezinliyordu. Belki de, köhne fikirlerin voltasından, güneşli güzel günleri, bir başka rotalara yüklemek için, cevabı zamana bırakıyordu. Zaman erimeli, zaman, zaman, zaman.

Çağımızda bunlar hâlâ yaşanırken,savaşları öğrendik;
Taa uzaklarda çocuklar öldürülmesin.
Güneşin hangi mevsimde olduğunu kimseler bilmesin.
Taa uzaklarda analar çocuklar için ağlamasın

04/10/2005

Kasyope: Yıldızlar aleminde bulunup, pek bilinmeyen bir yıldızın adıdır.

Sevgili Özbek
Kayıt Tarihi : 15.7.2006 09:56:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Sevgili Özbek