pusludur asumanı kasım akşamlarının
usul usul bir rüzgâr hırpalarken bedeni
ölgün kokusu siner üstüne sonbaharın
hiçbir soğuk üşütmez yalnızlık kadar seni
çizgilenmiş yüzünden tebessüm el çekerken
titreyen kirpiklerin sislenir yavaş yavaş
düşen her bir yaprağın hüznüne sarmalanır
asr vaktini soluklar çehresi fanilerin
mazinin elemleri ayağına dolanır
özlemler bir sel olup bentlerini yıkarken
boşluğa kilitlenmiş anlamsız bakışların
vuslat umutlarına veda hazırlığında
bir adım ötesi sır, bir an sonrası meçhul
yüreğin git ve kal'ın yaman pazarlığında
gözlerinden kan rengi üç beş damla akarken
güllerin mirasına kasımpatılar konar
bu hazin saltanata dudak büker serçeler
yüzüne çarpıp düşer serinliği düşlerin
çoktan uykuya dalmış gezindiğin bahçeler
muttasıl yağan yağmur sokakları yıkarken
gecenin gölgesine siner üşüyen ruhun
dudakların kor gibi bir şarkı mırıldanır
fasl ı hazan buğusu kaplar sokaklarını
karanlık ve yalnızlık seni sesinden tanır
dokunduğun her bakış alev gibi yakarken
gözlerinin kapağı uykuyla kavgalıdır
uyusan rahat vermez hafakanlı rüyalar
zaman ki ellerinde çürüyen bir menekşe
akrebin devranına yetişemez hülyalar
saatler sonsuzluğu telaşla tırmalarken
yıldızlar kayar durur ötelerden içine
ıssızlığın içinde bir noktaya dalarsın
bir umut esintisi dolaşır eteğinde
kendini yanıp sönen bir şevkle oyalarsın
her çıngı göklerinde şimşek gibi çakarken
bu mevsim hep böyledir kaç yerinden yaralar
sarısı yaprakların ve bir ölü gül dalı
farket ki bu son devran, arkasında bahar yok
şimdi kalbin mevsimin sahibinde olmalı
soluğun iplik iplik kafesinden çıkarken
Mehmet Osmanoğlu
Kayıt Tarihi : 13.10.2026 21:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Sonbaharın hüznü.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!