Kar Nerede Şiiri - Cevdet Karal

Cevdet Karal
11

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Kar Nerede

Günlerdir kar üstüne kar diyoruz
İçimizde diz boyu umutsuzluk
Bildiğimiz ne varsa unuttuk
Çekildik sokaklardan evlerimize
Kar yağsın kar diye bekliyoruz

Kımıltısız duruyor oldukları yerde
Dili sarkmış sokak köpekleri de
Kar bizi çok bekletti bu yıl
Karardık karalara büründük
Kardan umut kestiğimiz günlerde

Bir bıçak birden bire kesti
Bir günü, bilmedik sebebini
Bir sonrakine bağlayan şeyi
Korkunç yaz geri mi geldi
Kırmızı bir soruydu sorduk
Çok eski bir kandır rengi

Var mıydı biz mi kaybetmişiz yolunu
Dikilmiş bekliyoruz pencere önlerinde
İç çeke çeke kar altında kalmış günlere
Camlarda büyüyen buğudan tanıyoruz
İçimize sığmayan bu bitimsiz boşluğu

Yağar mı kar
Yağar mı günün birinde
Herkes için ayrı ayrı
Boyunun yüksekliğince
Uyur mu o büyük uykuyu yine
İnsan bir daha Allah’ın ellerinde

Cevdet Karal
Kayıt Tarihi : 4.1.2013 21:33:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hamit Körken
    Hamit Körken

    Bu güzel şiire Karla alakalı bir naziremi.Yorum olarka ekliyorum.
    Şaire ve şiire tebriklerimle.

    KAR KRİSTALLERİ

    Suya giydirilmiş
    Latif elbiseler gibidir,her bir kar kristali.
    Sonsuzluk adetince,rahmet kaşesi olup
    Adını tescillercesine, toprağa mührünü basan
    Ey! sonsuz Kudret!
    Bize iz'an lütfet.

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Türk edebiyatında, kar ve kar yağışının nesnel halinden yola çıkılarak insan ruhunda oluşturduğu tedailere dair yazılmış en güzel şiir bana göre elhan ı şita şiiridir.. Ancak bu şiir de gerçekten çok tuhaf tedailere yol açabilen oldukça müteferrik vasıflara sahip bir şiir... Kar keyfini ve hüznünü tedai ettiren her iki şiirin birbiriyle buluşmasının hoş olacağını düşünerek Elhan ı Şita yı buraya kopyalamak istedim..günümüzün dili ve osmanlıcası bir arada..

    Saygılarımla

    ELHÂN-I ŞİTÂ

    Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş;
    Eşini gaib eyleyen bir kuş
    gibi kar
    Geçen eyyâm-ı nevbahârı arar...
    Ey kulûbün sürûd-i şeydâsı,
    Ey kebûterlerin neşîdeleri,
    O bahârın bu işte ferdâsı:
    Kapladı bir derin sükûta yeri
    karlar
    Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar!

    Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
    Bir beyâz rîşe-i cenâh-ı melek
    gibi kar
    Seni solgun hadîkalarda arar;
    Sen açarken çiçekler üstünde
    Ufacık bir çiçekli yelpâze,
    Nâ'şın üstünde şimdi ey mürde
    Başladı parça parça pervâze
    karlar
    Ki semâdan düşer düşer ağlar!

    Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar;
    Küçücük, ser-sefîd baykuşlar
    gibi kar
    Sizi dallarda, lânelerde arar.
    Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân,
    Şimdi boş kaldı serteser yuvalar;
    Yuvalarda -yetîm-i bî-efgan! -
    Son kalan mâi tüyleri kovalar
    karlar
    Ki havâda uçar uçar ağlar!

    Destinde ey semâ-yı şitâ tûde tûdedir
    Berg-i semen, cenâh-ı kebûter, sehâb-ı ter...
    Dök ey semâ -revân-ı tabiat gunûdedir-
    Hâk-i siyâhın üstüne sâfî şükûfeler!

    Her şâhsâr şimdi -ne yaprak, ne bir çiçek! -
    Bir tûde-i zılâl ü siyeh-reng ü nâ-ümîd...
    Ey dest-i âsmân-ı şitâ, durma, durma, çek.
    Her şâhsârın üstüne bir sütre-i sefîd!

    Göklerden emeller gibi rîzân oluyor kar,
    Her sûda hayâlim gibi pûyân oluyor kar.

    Bir bâd-ı hamûşun per-i sâfında uyuklar
    Tarzında durur bir aralık sonra uçarlar.

    Soldan sağa, sağdan sola lerzân ü girîzan,
    Gâh uçmada tüyler gibi, gâh olmada rîzân,

    Karlar.. bütün elhânı mezâmir-i sükûtun,
    Karlar.. bütün ezhârı riyâz-ı melekûtun...

    Dök hâk-i siyâh üstüne, ey dest-i semâ dök,
    Ey dest-i semâ, dest-i kerem, dest-i şitâ dök:

    Ezhâr-ı bahârın yerine berf-i sefîdi;
    Elhân-ı tuyûrun yerine samt-ı ümîdi! ...

    CENAB ŞEHÂBEDDİN



    Kış Ezgileri (Günümüz Türkçesiyle)

    Bir beyaz titreyiş, bir dumanlı uçuş,
    Eşini kaybeden bir kuş gibi kar
    Geçen ilkbahar günlerini arar…
    Ey kalplerin çılgın ezgileri
    Ey güvercinlerin marşları,
    O baharın işte yarını bu:
    Kapladı derin bir sessizliğe yeri karlar
    Ki sessizce sürekli ağlarlar.

    Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
    Bir beyaz melek kanadının saçağı gibi kar
    Seni solgun bahçelerde arar;
    Sen açarken çiçek üstünde
    Ufacık bir çiçekli yelpaze gibi,
    Naaşın üstünce şimdi ey ölü
    Başladı parça parça uçmaya karlar
    Ki gökten düşer düşer, ağlar!

    Uçtunuz, gittiniz siz ey kuşlar!
    Küçücük, beyaz başlı baykuşlar gibi kar
    Sizi dallarda, yuvalarda arar.
    Gittiniz, gittiniz ey kuşlar!
    Şimdi boş kaldı baştan başa yuvalar;
    Yuvalarda -feryatsız yetim gibi!-
    Son kalan mavi tüyleri kovalar karlar
    Ki havada uçar uçar, ağlar!

    Ey kış günlerinin seması! Elinde yığın yığındır
    Yasemin yaprağı, güvercin kanadı, sabah bulutu…
    Dök ey sema -tabiatın ruhu uykudadır;-
    Kara toprağın üstüne bembeyaz çiçekler!

    Yapraksız ve çiçeksiz olan her ağaçlık şimdi
    Bir gölgeler, siahlıklar ve ümitsizlikler yığınıdır.
    ey kış semasının eli, durma, durma çek
    Her ağacın üzerine bir beyaz örtü.

    Göklerden emeller gibi yağıyor kar,
    Her tarafta hayalim gibi koşuyor kar.
    Sessiz bir rüzgarın saf kanadında uyuklarmış gibi
    Bir aralık durur, sonra uçarlar.

    Soldan sağa, sağdan sola titreyerek ve kaçarak,
    Bazen uçmada tüyler gibi, bazen dökülmedeler.
    Karlar sükût ilahilerinin ezgileridir,
    Karlar melekler âleminin bahçelerinin çiçekleridir.

    Ey semanın eli, kara toprak üzerine dök.
    Ey semanın eli, cömertliğin eli, kışın eli dök;
    Bahar çiçeklerinin yerine beyaz karı,
    Kuşların ezgilerinin yerine ümit sessizliğini!

    CENAB ŞEHÂBEDDİN

  • Selma Ecer
    Selma Ecer

    100 üzerinden 57 puan.

  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    Beşeri ilişkileri ile doğal ilişkilerini oldukça anlamlı anlatmış, Yazar.Buradaki benzetmelerle iç içe yaşadığımızın basit bir örneğini vermiş.Beğeni ile okudum.Kutluyorum.Saygılarımla.

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    güzeldi kara özlem. umutların bekleyişi temiz bir dünya gibi karın gelişi. kaleme sağlık.

TÜM YORUMLAR (7)