soğuk, sakin ve sığ bir akarsuyun içinde,
salıveriyorum üzerimdeki tüm büyülü yaşamı!
kimin hakkı vardır, kimin korkusu yoktur?
tutun ki, gün gelmiş vermişim son nefesimi..
karıştırılarak köpürtülmüş hayatıma rağmen
uzanıp yatacağım yeri beğenmek istiyorum.
görmek lazım hilkâti, bilmek gerek.
boşa kürek çekmeden gitmek gerek.
analar doğurdu genç, alkış gerek.
gün görmemiş sözlere, ısrar gerek.
duyasın eren, gönül neler söyler.
klik milik takmaz, tanımaz ordumuz.
asırlardır süren gizli yolumuz.
gurur, şerefle taşıyor omzumuz.
al bayrağın gölgesinde sonumuz.
her gün ve her an, her zaman ölürüz.
zorla nefes almaktayız, renksiz heyecanla
köleleşmişiz, sömürgecimiz koca dünya !
can suyu bekleyen yeni dikilmiş fidanla
güneşe muhtaç kalmışız, yaşıyoruz zanla !
gözün ucuyla baktık, kapının kenarında
adımlar atar gibi sallandık, korka korka !
birer birer can veriyorken bombalar altında
İslam fıtratı üzerine doğ(urul)muş yavrular.
yokken, yoksunken bir yudum/bardak sudan,
bir lokma/dilim kuru ekmek, bir yardım elinden!
içelim biz, fahiş fiyatlı lüks otellerde kahvemizi
bacak bacak üstüne atmış, İslam'ı konuşurken!
çiçekler
büyümek için su isterler
bedenleri büyürken
ruhları da büyür birlikte
sabırla sevgiyle uzayıp gider dalları!
cansız, şekersiz geçen günün sonunda,
sevgiliye serzeniş geldi geçti kalbimden.
sakin, sadık birkaç müzik parçası dinledim.
yetişmeye çalışan haberci telaşıyla
kısmen enstrümantal, kısmen kederli...
hatırladığım kadarıyla, tahminimce
altmışın üstünde engel konulmuştu..
yüksekler, bizim adımıza yüksekti!
yaklaşık olarak değer biçildi tepelere,
yakındaşlık kaleminden karar verildi.
en azından, nasıl hayal edileceğini biliyorduk.
zora zor, kora kor hisseli sevda.
size çimen, bize de kıraç düştü!
yaza yaz, kışa kış utanmaz yolda.
size toprak, bize de çatak düştü!
nefes nefes kapı eşiğindeyiz.
mavi göz bebeklerinin
ışıltısı yansırdı yüzüme,
utanır bakamazdım.
kol kola, çayda çırayla
nara niri, nara nara..
el vuruşup oynaşırken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!