Gözleriniz âma kulaklarınız kesik
Bir kalıba bürünmüş duruyorsunuz
Kiminiz yatay halde kiminiz dik
Sizi hangi kenarda görsem uyuyorsunuz
Sizin arkadaşınız şu sokak lambaları
Üstünüzden geçeni haber veriyorsunuz
Taşırsınız hem çöplükleri hem topukları
Her köşe başında ölüyorsunuz
Kimliğiniz topuk seslerine mayalanmış
Tak tak ayak seslerinin edalı bir havası var
Nizamlar taş sıranıza sevdalanmış
Bilmem hangi taşın yollarla davası var
Evveliniz aynıdır mezarın taşlarıyla
İkinizde insanları tanıyorsunuz
Biriniz çığlık biriniz kahkahalarla
Ketumca meçhulü bekliyorsunuz
Demini almamış taşlarının çıkıntısından muzdaripsin
Belki yılların dolmamış eşlik edecek kadar
Islık gibi hür çocuk gibi garipsin
Gel bana yoldaş ol gittiğim yere kadar
Karanlıkla beraber hayale bürünürsün
Oysaki ben seni nerde görsem tanırım
Her ışık vurduğunda hayal gibi görünürsün
Bilmezsin üstünde neler neler taşırım
Her uzayan devamında nihayetin var
Sanki yaşamı bitmiş bir insan gibi
Elbet her bitişten sonra bir devamın var
Kıyamette dirilen bir ölü gibi
Biriniz dikleşir göklere varmak ister
Biriniz eğilir denize çökmek için
Durun! Daha gidecek çok yolunuz var
Bu alemin ağırlığını taşımak için
Sırlanmış sırların çözümü sende
Sırınmış yorgan gibi örtülmüşün geçmişe
Kimlerin gizi var ahı var sende
Sanki benzemişin kocamış bir ermişe
Aldandığın bir nokta var şaşırıpta kaldığın
Sen yolların değil yılların malısın
Geçmişini bırakıpta yollara sarıldığın
Sen fanilerin vazgeçilmez nalısın
Merhum Necip Fazıl’a ithafen
2024 Diyarbakır
Kayıt Tarihi : 14.09.2026 02:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!