bulutların hükmüyle yetişti imdadımıza
elleri hayat sütüyle güleç yüzlü ağaçlar...
tatlı pazarlar söyledim içimdeki tanrıçaya
birebir umarsız çay saatleri
yürümeye hevesli bebeler gibi bekliyorum
hep aynı şarkıyla geçiyorsun izlerinde acılarımın
sana dair telaşlarla tüm saatleri doldurdum
tüm duraklarında göğümün
ilkyaz sanrılarıyla donanıyor göğsüm
ağaçlar yeşeriyor sesimde
anlatırken sesindeki tüm güzelliklere dair gizi...
damla damla
sağdım bakışlarını güneşten
bak tek sağdıcım yalnızlık ölümle kurşuni
halkın harikalar diyarında
çocuklar
gözyaşlarıyla mayaladıkları suyu
bölüşürler geceyle
sabaha hazır yalansızlığa...
Hayal Kitabı
sayfaları kırık dökük hayal mahallemizin
noktalamadan hiçbir kapı aralığının anlamını
öğleye doğru şarkılarımız olurdu hani kusursuz
hani bahçemiz şahit olurdu çocuğumuzun güzelliğine
hayal
bir sokağın hiç yaşanmayacak ikindisinden
sıyırıp resim defterlerimi
obua çalan bir kedi alıyorum kucağıma
yağmurlu son sabah çayının
beni en son yalnızlık terk edecek
anlaşılır değilim uykuya bile sağır
önceliğim bir umuda canan benden önceki
sen
içimdeki en rezil eksiklik
suçlu akşamüstlerim vardı o zamanlar
uzak ağaçlarla oynardı yalnızlığım
gençliğim ölümlerle oyalanmaktan uzaktı
şimdi yangınlarım bile dar
hüznüme hayırsızım
sensizliği anlayamadan




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.