kendime geniş içerikli bir yanılgı seçtim
bitmesin diyerek sana olan ümidim
sen
kalbimin son atışının ilk/yazı
kuşkulu gitmek isteklerimin safra sancısı
ve şimdi bütün demler kan tamlayanlı
kıyılmış düşlerden kalmış olmalıydık
ayaklarımızdaki tozla ovduk yüreğimizi
çapaklı durgun ayazlarda arkadaşlar bıraktık
ömür acısı bir payda kentsiziz
olur olmaz bir soytarılıkta
sıkı sıkıya kışlığım oluyorsun
dağ ayazı kokulu kışlamdı yalnızlık
kendimi zor atıyorum dost sohbetlerine
ve bakışlarımın kitabının ön sözüyle
başlıyorum konuşmaya
yüreğin durmayan saati sanki hep sana ayarlı.kuşlara hep yitik buruk baktım bu yüzden.sensizlik aslında ağaçların ve kuşların ölüm uykusudur. bu yüzden belki de ikimizin göğünden de aynı yıldız kaymış gibi hayalin caddelerde soluk yıkık.sanki ağzın gökyüzüne değmiş de sen öyle konuşuyorsun.sesin oradan almış güzelliğini.ben senden hep ayrı köpüklerden ve tuzlardan bir alevim unutma.kuyuda unutulmuş bir taş sessizliğine gömülü bir avareyim konuşkanlığında aykırı rüzgarımızın.gözlerinin ılıman göğünden acıya yatkın yüzüme nasıl yağmurlar yağıyor unutmak formüllü.birbiriyle kesişen yolların inatçı tutunuşu gibi acabalara.gerisi trenlere ağlamayı paylaşmak hay huy içinde.birleşen hayatların bir gün biteceği üzerine yazılan senaryolara aldırmadan.kısa donlu günlerin özlemiyle dolu zamanları yaratarak öpüşlerimizde.
hep alışıktım ayrılığa bir de göklerine gözlerinin. suçluyum anlatamadığım için büyüklüğünü acılarımın. ardımda sarı ışıklarıyla yalnızca şehir.yüzüme ne olur iyi bak! niyetinde bile aşk var değil mi? sen kendini hep başka bir ülkeye iteceksin biliyorum.
artık sonbahar.sokaklar serin günlerle dolu.yalnızlığımla ve kuşlarımla üşüyebilirim.yalnızlık vahşi bir at gibi asi ve kederli...
mevsim 'çamurlarında'
bir senin zinciri bozuk bisikletin
bir de benim yeşil tabanlılarımın zavallı bağcıkları
dolanır kalır
anımsayışlarımın ağlarına takılır
bitik
Yağmurlarım eskidi
Gözlerinle yeni bir taksim geç
Ömrüm yıldızsız bir kuraklıkta
Her sabah içimden geçirdiğim şarkı bitmeden
Yeni bir yola hazırla heveslerimi
Çocukların sayıklama vakti
gün geçer
anlık yitimlerde sarsılır gönencin tutkulu perçemi
ağaçlarda sallanır yapraklar her dem
çocuklukta
güneşli sabahlar yaşanır nedense
terkedilmiş diyarların loş kalabalığıdır sensizlik
kalabalıktı pazar suskunlukları
ve içten içe amansız bir hastalık gibi
bastırırdı hüzünlü uyumsuzlukların
göğün içini boşaltmışlıkları
boğucu
kördüğümlü susuyorum
göremiyorum ya saçlarının
kirli bozkırlı öpüşmelerimizde harlanışını
iki gözüm iki sabır kuyusu
ama sen konuş...çözülsün buzlarım
konuşursan belki alışırım hayata




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.