savaş fotoğraflarına bakan gözlerimdeydi,ve o karenin içindeki öksüzlerde yetimlerde,kalem tutan parmaklarımda,annemi arkamda bırakıp gidişimdeydi,sebepli sürgünümde,kalemimin ucundan akan kelimelerde,seni beni sevdiğin kadar sevemeyişimdeydi,ve senin bunu bilmene rağmen bana söylemeyişinde,gözlerinin gözlerime değdiği ve sitem ettiği anlardaydı,yaşama lanet edişimde ve isyanımı bilmemdeydi,tüm pişmanlıklarımda,karnımda beslediğim hatıralardaydı bir safra tadında....
sistemin çarklarına sıkışan kollarımdaydı,kırılan kanatlarımda,bir babanın attığı tokatın sızısındaydı ve sıcaklığında,o sıcaklığı hatırladığım her anımdaydı,sana 'seni seviyorum' diyemeyişimdeydi,ve her denememde boğazıma takılan yumruda,ağlayan çocukların saçtığı ışıktaydı,her yağmur damlası çarptığında seni anımsayan dudaklarımdaydı,ve o nu hiç kazanamayışımda,içimde yarım kalan sevgideydi,yazarken gözüme kaçan sigaranın dumanındaydı,ve kagıda düşen gözyaşımda,insanlara tutunamayan ellerimdeydi,gururumda,hep geride kalan ruhumdaydı,insanlara sığınamayışımda,yalnızlığımdaydı alkol kokan yalnızlığımda...
aldatılan bir kadının çocuğunu severken içinde köpüren duygulardaydı,evine ekmek getiremeyen bir babanın acizlik hissinde,bir çocuğun boyacı sandığındaydı,annesinin hazırlayıp sandığın içine koyduğu ekmek arası peynirde...
kurduğumuz şehirlerdeydi,yükselttiğimiz binalarda,yaktığımız ateşte,kestiğimiz ormanlardaydı; kısaca dünya da muzdaripti bu durumdan.
adı pek anılmazdı,telaffuzu zordu belkide ya da hatırlamak istemedik,kanatır tekrar yaralarımızı diye.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta