Sen gittin ya, buralardan
Rüzgâr hiç böylesine esmemişti
Yağmur, kudurmuşçasına
Hiç böylesine kendinden geçmemişti
Gidişine üzülen bir tek ben değilim
İşte rüzgâr, işte yağmur
Ellerim iki cebime sokulu
Ve yürüyorum; Rami Caddesinde
Yağmur çiseliyor, bir taraftan
Koltuk altıma sıkıştırdım
Bir demet frezyayı
Toprağın zerresinden, güneşe
Yeşeriyor gülümseyerek, gülüm
Ve ufkun ince çizgisinden, göz kırpıyor
Zümrüt yeşili ölüm
Turuncuya çalıyor, sarılar
Yazar
Bazen, doğadan esinlenerek yazar
Bazende, aşka nazire yapar
Yazar
Döker kağıda yüreğini, aldığı kadar
Yaz beni şiir
Harf, harf
Kelime, kelime
Yazarken, acıma halime
Bölünmüşken bin parçaya
Bir kız sevmiş beni
Saygı duyuyorum aşkına
İçimden geçenleri bilse
Eminim dönerdi şaşkına
Onu sevmediğimi söyleyemem
Yaşı henüz on beş ya da on yedi
Ağzı süt kokan yavru bir kedi
Hayatı bilmeyen acemi uşağı
Kendini akıllı sanan Z Kuşağı
Sevginin sözünü vermiştin; hani bana
Ardından ölümsüz aşkımız gelecekti
Öylesine bağlanmaya hazırdım; sana
Aşkımız, ömür boyu sürecekti
Sözler verilmekle olmuyor, sevmek gerek
Zamana yenilir insan
Yaşlanır, güçsüzleşir
Yaşama isteği artar
Gittikçe bencilleşir
Karşı koyar bazen
Sol cebi delik, sağında tek metelik
Havanda su döver, taslar efelik
Sabahları ayık, akşamları küfelik
Her şeye burun kıvırır, züğürt kibarı
Ayakkabıları topuklu, maganda takılır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!