Niçin solgun giysilerim
sallanır bir bayrak gibi?
Ara sıra kötücül müyüm
yoksa her zaman iyi miyim?
Niçin uçuyor gecenin şapkası
onca delikle?
Ateşle gezmeye giderken
ne diyor o eski kül?
Bir madenciyim ben. Mavi yanar ışık.
Balmumu sarkıtlar
Damlar ve koyulaşır, yırtar
Topraksı dölyatağı,
Sızar kendi ölü bıkkınlığından.
Nil Deltası’nda
Şehirde bir gün geçirdikten sonra, otelde
damlıyordu genç kadının gözyaşları yemeğine,
kıtlıktan ötürü ölmek zorunda olan çocuklar görmüştü
ve hastalar sürünüyordu ve yatıyordu yerlerde.
Benim hayatım handiyse bir şişe değerinde
depoziti için bekliyorum burada,
sen yanımda olduğunda başka ama
sen hûri-melek.
Göbeğimin etisin, başıma bela olan
Üç ruh geldi bana
Ve alıp götürdü beni
Zeytin dallarının
Toprakta soyunuk yattığı yere:
Parlak sis altında donuk kırım.
Nisan ve Sessizlik
Issız durur ilkbahar.
O kadife koyuluğundaki hendek
sürünür yanı başımda
yoktur aynada görüntüsü.
Elemden daha engin bir yer yok,
orada kanayandan başka evren yok.
Pablo Neruda
Çeviren: İsmail Aksoy
Geceleri bir köyden geçiyorum, öne çıkıyor evler
farların ışığında – uyanıklar, içmek istiyorlar.
Evler, ambarlar, tabelalar, sahipsiz taşıtlar – şimdi
kanlı canlı oluyorlar. Uyuyor insanlar:
bazıları huzur içinde uyuyor, yüz ifadeleri gergin bazılarının
Bir yabancıyım ben bu ülkede
ama bu ülke içimde yabancı değil hiç!
Yurdumda değilim ben bu ülkede
ama bu ülke içimde yurdundaymış gibi davranır!
Damarlarımda asla sulandırılmayacak




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla