Ne gamın hesabı kaldı
ne kederin siması.
Bir melodiye gömülüp ebediyyen gitmek istiyor insan.
Yahut bir kuşun kanadına takılıp
imkânsız yerlere.
Ölmek istiyorum işte.
Anlaşılmayan ne var?
Bıktım bu yaşamak denen illetli maviden.
Sabah yine olmuş.
Kim istedi bilmiyorum.
Perdeyi araladım, gök yerli yerinde. İnsan bazen bundan bile alınabilir. Hiçbir şey olmamış gibi duruyor tepende. Dün de oradaydı. Yirmi yıl önce de. Çocukken başımı kaldırıp baktığım şeyin hâlâ orada bulunması nedense bugün sinirime dokundu.
Çayı fazla demlemişim.
Ölüm diyorum,
çay acı.
Bunların yan yana gelmesinde bir mahzur görmüyorum.
Bir kuş geçti.
Az önceki mi, başka mı? Kuşları birbirinden ayıracak kadar dikkatli yaşamadım. Belki aynı kuştur. Belki de kuş dediğin bizim için hep aynı kuştur; gelir, bir pencerenin önünden geçer, insan ona kendi derdini yükler, hayvanın haberi bile olmaz.
Yüklemeyeyim.
Geçsin.
Benim derdim bana yeter.
Ölmek istiyorum dediğimde bunu hemen bir sebebe bağlamak istiyorlar. Bir sebep olsa ne güzel. Gösterirdim. Bak, derdim, şurası. Parmağımı basınca acıyor. Hâlbuki bazı şeylerin şurası yok.
İnsan kendi içinde neresini gösterecek?
Boş ver.
Portakal vardı masada. Dün de vardı. Birini soydum. Kabuğu tek parça çıkmadı.
Bu kadar.
Dünyanın benim hakkımda vereceği hükmü fazla büyütmüşüm vaktiyle. Kim ne dedi, kim ne anladı, hangi söz nereye vardı. Şimdi düşününce hepsi kalabalık geliyor. İnsanlardan değil yalnız; kendimden de tenha bir yere gitsem.
İşte kuş burada lâzım bana.
Gel ulan.
Bir kanadına tutunayım.
Nereye gittiğini söyleme. Zaten söylesen gelmem belki. Gideceğimiz yerin adı konunca oraya da masa koyarlar, saat asarlar, insan bulurlar. Bir müddet sonra orada da sabah olur.
Ben sabah istemiyorum.
Bir vakit olsun.
Saati bulunmasın.
Adımı soran olmasın.
Ölü müyüm?
Bilmem.
Diri miyim?
Onu da sonra konuşuruz.
Şimdilik kuşun tüyleri parmaklarımın arasında. Rüzgâr yüzüme vuruyor. Aşağı bakmıyorum. İnsan aşağı bakınca bıraktığı şeyleri yeniden kendisinin sanıyor.
Bir melodi vardı.
Nereye gitti?
Tam hatırlayacakken çocukluğum çıktı karşıma. Kovdum. Sonra ayıp ettim diye düşündüm. Çocuk ne bilsin.
Gelsin o da.
Üçümüz kuşa ağır geliriz ama.
Gülüyorum buna.
Demek hâlâ gülünecek bir yer kalmış.
Sonra susuyorum. Melodinin bir tarafı eksik. Belki hep eksikti. Ben tamam sanmışımdır.
Mavi hâlâ peşimizde.
İllet.
Kayıt Tarihi : 26.09.2026 12:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!