Seslendiremediğim ağıtlar yakıyorum içimde
Bir bir gidenlerin ardından.
Açılan her yaraya
Göz yaşlarımı merhem ediyorum
Göz göz kanayan yaralarıma
Kabuk oluyor mu dualarım acaba ?
Bu akşam yine Yorgo’nun yerindeyiz
Sırf yoklamada yok yazılmayalım diye
Bile isteye buradayız.
Kuytu bir köşe masamızda bir şişe Buzbağ
Mezemiz ve biri boş iki kadeh
Loş ışıklar altında kemanın nameleri eşliğinde
Haydi gel hasretin bitsin
Benim tek özlemim sensin
Aşk ile yanarken içim
Sabrımı çoktan tükettin.
Cehennemin nârı bile
Hırsına yenilip çekip de gitme
Beni izlerine hasret bırakma.
Zifiri karanlık kuyuya itme
Aşkın gizlerine hasret bırakma.
Konuş yüreğime dol hece hece
Ey asi bakışlım
Gözleri Munzur gibi nazlım
Öyle masum bakma bana
Uçurumlar büyütme içimde
Notasız türküler düşürüyorsun dilime
Ey uzaktan bir fersah yakınım
Ey can
Sen gidince anladım
Hasretin diğer adı özlemmiş.
Ayrılık zamanının
Acısı sızısı sana bana özelmiş
Belki de
Ne olur yıkma çehreni ey can
Güleç yüzüne alışığım ben
Gülen gözlerin yaşam sebebim
Gitme benden sebepsiz
Beni de yıkma ardın sıra.
Sen giderken
Ölmekten zor sevgiliye elveda
Mazi yüreğimde çakılı kalır
Anladım gideceksin çok iyi hoş da
Bir veda etmezsen hatırım kalır.
Biletin cebinde gidiş ve dönüş
Ucu yanık mektuplar yazmıştım sana
Kimseler duymasın görmesin diye
Saklamıştım naftalin kokan bohçalarda.
Ben seni kırık dökük hayallerimde sevdim
Solmuş resimlerimizi ve sevdamızı
Gizledim kilit tutmaz çürümüş sandıklarda.
Üşümek nedir bilir misin sevgili
Kalpten üşümek iliklerine kadar
Sensizliğe üşümek
Sessizliğe üşümek
Hangi mevsime sığınsam
Yokluğun kara kış




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!