Gözler bayrak rengi mor çocuk sesi
Babasıyla son kez görüşmek için
Bir cephane olmuş bekler amcası
Mert düşman arıyor dövüşmek için
Çocuk çığlık çığlık alçak düşmanım
Tevâfuk bir rastlantıyla yolları kesişen iki kişi; sanki göbekleri beraber kesilmişçesine bir muhabbete girişirler ki sormayın;
Birbirlerine isimlerini bile söylemeden; kimlik bilgilerini merak etmeden, ayaküstü deruni bir sohbete müracaat ederler.
Biri diğerine, dostum der; yeryüzüne ne kadar gam keder gelmişse, tamamı bu fakirin omuzunda; bakar gözümü kör ettim ben.
Biraz anlatır mısın dostum nereden gelip nereye gidiyorsun, nedir bu derinden ah çekişin senin.
Arkadaş; akla karayı seçiyorum, nereden başlayayım bilmiyorum ki, işim gücüm pirinç renkli taşları pirinçten ayıklamak.
Özür dilerim dostum, gözlerin fıldır fıldır ama sahi sen görmüyor musun? Ben bakar körüm, işimde körlüğümden başka bir şey lezzet vermez bana;
Dağlık Karabağlı maral bir türkü
Aşk mektubu gibi dolanır dilime
Aynı anadan emilen süt gibi
Taze bir hasret olup yayılır göynüme
Bahtına ağlama Azerbaycanlı kız
“Nâm ü nişane kalmadı fasl-ı bahardan”
Bu gece çık gel, bari rüyalar /bahar olsun
Bir fön çek gönlüme uykudan uyanmadan
Bu gece çık gel, bari rüyalar /bahar olsun
Lafla işim kalmadı lügat hal izhar etmez
biraz peynir, biraz ekmek, biraz sen
biraz da türkü katarız Nesimi’den
mübarek gün hürmetine
hatta/bir de ilahi ekleriz Yunus’tan
***
biraz çıkarız gök yüzüne
‘Şimdiye dek düşünmediyseniz
Bakmayın içinde ne var,
Küçük bir kitaptır yaşamak
‘Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,’
Sevdamız üstüne bir türkü vardı
Bazen anımsarım– oy yârim yârim -
Aklımda ayrılık sözleri kaldı.
Sen tam hatırlarsın – oy yârim yârim -
Hilal bir gecede; durgun bir suda
Baygın düşer rindaneler herkes kendini arar durur
Teganniler gök kubbede şol semayı sarar durur
Son gece ben de icabet ettim o şuara meclise
Aşktan şikâyet sadır olmaz herkes derdine yanar durur
Benim bildiğim üç kavramın tanımı yok, daha doğrusu tek tanım giydirilememiş herkes kendince bir tanım yapmış, bu olguları; aşk, zaman ve şiir; şiir üzerinde duralım biraz;
Her insanın içinde bir şair vardır” ama Geothe der ki; “ şiir ya mükemmel olmalı ya da hiç olmamalı”
Gönül gözü evrenin sırlarını seyretmeye açık olunca; akademik kariyer istemez şiir; Aşık Veysel “Benim sadık yârim kara topraktır” der çıkar işin içinden, ciltlerce eser yazsan bu tadı bulma şansı olmaz.
Sizi sarıkaya şiir söleni de tanıma ve şiir kitabınızı okuma fırsatım.oldu çok değerli ve çok kaliteli bir kişilik ve ruha sahipsiniz değerli üstad adıma imzalamış olduğunuz SIR SIZINTISI hala baş ucu kitabım olarak manevi bir degerde ..selammsaygim dualrimla değerli kalem
Bu, muhteşem bir şiir değerli dost.Sır, gizdir. Bir zerresi bile sızsa artık sır olmaktan çıkar. Ama iyi ki sızmış ta dizelere dökülmüş, bizlere kadar ulaşmış.Sanki, ustalar yazarsa işte böyle yazar diyordu şiir, okurlarına.Kutlarım güçlü kaleminizi ve yüreğinizi...Diğer şiirleriniz gibi bu şiiriniz ...