Acep; bir bülbül inadına mı; bu gül-ü zara yazdılar
Yoksa, ervah-ı ezelden mi benim bu bahtımı kara yazdılar
Bir fısıldaşma başladı bir ara o sır meclisinde
Demek dönüp dolaşıp beni bu aşk-ı nara yazdılar
bu gün günlerden ne
bu şehrin adı neydi
yazlık bir şiir giymek için
arıyorum yabancı yabancı
gözümde kaldı gözlerin rengi
baştan başa masmaviyim şimdi
yağışlı bir gündü güneş ıslak ıslak
yedi renge boyadık semayı
hasret içinde kurak bir halde
Tirşeleşti sular, güvercin rengi
Ay, bu ayda her dem; kaykılır suda
Biter yaz şulesi, solar ahengi
Göçebe bir telaş, tam sol yanımda
Tirşeleşti sular, güvercin rengi
Her an her dem anarız
Her nefes kârdır bize
Bu sevdayla yanarız
Yaradan yardır bize...İlhami Bulut..Elazığ.
hani kalbimi doldurmaya gelecektin
nice pozlar verdim noksanlığına
ve nice ateş adımları adımladım
annemin ölüsünden kalkan toz
kıvılcımlı ok gibi güleç yüzünde
ve/ve kuraklaşan çığlıklar içinde
Şiirde terakki için ittihat şart değildir. Elbet bu bir yargı değil, ne önerme ne hipotez ne de kanun.
Şu kadar ki, şiir çok karmaşık bir dil olgusu ve örgüsüdür.
Erişkinlerin gündelik dili nasıl ki emeklemeye başlayan bir çocuğa karmaşık gelir ve öğrendiği her kelime ve kavramla büyülenir ve onu zevk ve heyecanla tekrar etmeye çalışırsa bana göre şiir de; yetişkinlere benzer bir hazzı telkin etmelidir.
Rahman ve rahim olan; Yüce Allah’ın bu eşsiz sıfat ve merhametinden anneye düşen payı düşünecek olursak;
Bir insana, hayatı boyunca; en yakın ve en güvenli adres annedir.
Anne sevgisi doğumla birlikte bir nevi hazır set halinde insana ikram edilir; tabi kişinin karakterine göre de daha sonra şekil alır.
Dünyada sadece iki annesiz insan; Adem Babamız ve Havva Annemiz var iken; babasız olarak dünyaya gelen insan sayısı İsa Peygamberle birlikte üçtür.
Her canlı ölümü tadacaktır, bu ilahi hüküm; her daim, boynumuzda asılı bir ferman gibi durmaktadır.
Her an görevli melek (Azrail) tarafından hayat sandalyemiz tekmelenebilir.
Hayat meşakkati, gözü karartan aşk ve sevgi gibi olgularla cüret bularak; ölümü unuturcasına hayata sarılırız.
Başımız hafifçe de olsa; bir yere çarptığımızda ve/veya buna benzer, rahatsızlık gibi ölümü hatırlatıcı nedenlerle aklımız başımıza korkuyla büzülerek toplanı verir hemen.
İbret isterseniz ölüm yeter diyen Kutlu Peygamberimiz; ayrıca, yarın ölecekmişsin gibi ahirete, hiç ölmeyecekmişsin gibi de; dünyaya çalışacaksın düsturunu şiar edinmemizi istemektedir.
Şimdi gelelim ölüm vakasının şiirimizde nasıl su yüzüne çıktığına;
ve bu gün günlerden eylül
ki şiirin doğum günü bu gün
gel bizimle birlikte yaşa şiir
aşkın nidası duyulsun her gün




-
Ahmet Vural
-
Hasan Turgut
-
Naime Özeren
Tüm YorumlarBütün şiirlerinizi de zevkle okuyor takip ediyoruz..sizin siiire olan tutkunuz okuyucularınıza da sirayet ediyor ve şiiri sevdiriyor.İlhamınız gani kaleminiz daim yazar olsun.Sizi tebrik ediyorum.Saygı ve sevgilerimle...
Sizi sarıkaya şiir söleni de tanıma ve şiir kitabınızı okuma fırsatım.oldu çok değerli ve çok kaliteli bir kişilik ve ruha sahipsiniz değerli üstad adıma imzalamış olduğunuz SIR SIZINTISI hala baş ucu kitabım olarak manevi bir degerde ..selammsaygim dualrimla değerli kalem
Bu, muhteşem bir şiir değerli dost.Sır, gizdir. Bir zerresi bile sızsa artık sır olmaktan çıkar. Ama iyi ki sızmış ta dizelere dökülmüş, bizlere kadar ulaşmış.Sanki, ustalar yazarsa işte böyle yazar diyordu şiir, okurlarına.Kutlarım güçlü kaleminizi ve yüreğinizi...Diğer şiirleriniz gibi bu şiiriniz ...