Mürekkep İsrafı Şiiri - Murat Avcı Ozan

Murat Avcı Ozan
151

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Mürekkep İsrafı

​Kasım kasım kasılıyordu kürsüde bizimki,
Anlattı da anlattı, sanırsın memleketi yeniden doğurmuş.
"Bilmem kaç cilt" dedi, "ömrümü verdim bu külliyata!"
Öyle bir heybet, öyle bir gurur...
Salladıkça o ciltleri yukarılardan aşağıya,
Gökten yağmur yerine şilt yağdı kel kafasına,
Plaketler havada uçuştu, alkış kıyamet,
Tebrik kartlarından barikatlar kuruldu aramızda.

Eğildim o cafcaflı kürsüye doğru,
Gözümün ucuyla baktım o kalın, meşin kaplı dağlara.
"Yahu üstat," dedim, "merakımdan sorarım,
Hangi deryadır bu, hangi dipsiz kuyu?
Ne işledin o kadar sayfa boyunca, neyi sığdıramadın?"

Şişindi, kravatını düzeltti,
Caka satarak, "İç politika!" dedi, "Memleketin beyni!"

​Gülesim geldi, tutamadım kendimi.
"Bak be adam," dedim, "boşuna tüketmişsin o kadar mürekkebi.
Senin o ciltler dolusu anlattığın tantanayı,
O koltuk kavgalarını, o yalan rüzgarlarını,
Ben toplar, eler, bükerim de,
Gider bir incir çekirdeğinin içine doldururum.
Üstelik çekirdek de çatlamaz hani,
Öyle hafiftir sizin o ağır sandığınız yükünüz..."

​Önce rengi attı, sonra gözleri bulandı,
Baktı ki koca bir ömür sığmış benim incirin karnına...
Çileden çıktı cellat kılıklı akademisyen,
Tuttu o fiyakalı, yaldızlı dolma kalemini
Fırlattı yüzüme doğru!

​Aramızda kalsın,
Kalem de tam incir ağacının altına düştü.

Murat Avcı Ozan
Kayıt Tarihi : 27.09.2016 01:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!