Ömrünü tek bir sıfata sığdırmayı zül sayan, kurallı hayatların labirentinde kendi patikalarını açmış bir kelime işçisidir Murat Ozan Avcı. Yaş hanesindeki rakamlara inat, ruhunu her daim "orta yaşlı bir genç" kıvamında tutmayı başarmış; hayatı uçlarından tutarak yaşamış bir modern zaman seyyahıdır.
Akademik kariyeri, adeta bir üniversite kataloğu zenginliğindedir. Gırla üniversite kaydına mukabil, sadece canının istediği ve ruhuna dokunan birkaçından mezun olarak diplomasi çılgınlığına ironik bir çentik atmıştır. İş hayatı ise başlı başına bir macera romanıdır; kaç işyerinde, kaç farklı mesaide ter döktüğünün haddi hesabı yoktur. En nihayetinde, kaderin ve biraz da sağlık sorunlarının tatlı sert yardımıyla birinde dikiş tutturup emeklilik unvanını göğsüne takmıştır. Ancak onun asıl mesaisi, emeklilikle birlikte yeni başlamıştır.
Kendini "Şair, yazar, solist, falan filan..." diye geçiştiren bir sanat emekçisidir. Kelimelerin ritmini şiirle, hayatın karmaşasını düzyazıyla, ruhun nağmelerini ise sesiyle buluşturur. Bütün bu koşturmacanın, arayışın ve çok sesliliğin ardında ise tek bir büyük, soylu dert yatar: Bu dünyaya kalıcı bir iz, zamana meydan okuyacak bir eser bırakıp ölümsüzlüğün sırrına ermek.
Şimdi bu sayfada; kelimelerle nefes alan, notalarla yürüyen ve ölümsüzlüğün peşinde koşan bir adamın dünyasındasınız. Hoş geldiniz.
Eserleri
ŞİİR KİTAPLARI:
-Yaşamak Direnmektir-1998
-Gece Ozanları-2000
-Gitmem Lazım-2007
ROMAN:
Aşk Sevdi Bizi-Şelale-2023
YAZDIĞI OYUNLAR:
-Ala-Turka (tek kişilik müzikal) -2010
MÜZİKLERİNİ YAPTIĞI TİYATRO OYUNLARI:
-İstanbul Efendisi (Müsahipzade Celal)
-Alaturka(Murat Ozan Avcı)
-Ormanda Yarış (Fikret Terzi)
SOLİSTLİK GEÇMİŞİ:
-Bursa B.Ş.B Türk Müziği konservatuarı icra heyeti
-Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Gençlik Korosu
-Bursa Gedikli Meyhane, Alize Restaurant, Mudanya Kıyı Restaurant, Bursa Türk Sanat Müziği Sevenler Derneği İcra Heyeti, Bursa Musıki Cemiyeti İcra heyeti, Marmaris Musıki Derneği, Marmaris Kültür Merkezi,Kuşadası Han Bar
OYUNCU OLARAK ROL ALDIĞI TİYATRO OYUNLARI:
-Ala-Turka
-İstanbul Efendisi
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!