.
UMUTALRIMIZ BUDANDI BU BAHAR
.
yollar ırgatsız,ırgatlar türküsüz
tarlalar tohumsuz, toprak gönülsüz
……….kuşlar neşesiz, arılar oğulsuz
UMUT SÜRGÜN
Nedense
hep uzak iklimlerde açtı umut çiçeğimiz
……………………diken sardı burnumuzun dibini
……………………………yakın iklimler puslu, yollar mayın
YETER Kİ UMUTLAR YİTİRİLMESİN
Türkçe dersinde sınıf beşer kişilik gruplara ayrılmıştı. Her gruba bir kitap verilmiş, her grup kendi arasında işbölümü yaparak bir sunum gerçekleştirecekti. Sunumun sonunda birinci gelen grup, kitapla ödüllendirilecek ayrıca en yüksek ders içi performans notu alacaktı. Grupta: I. kişi kitabı bulacak, II. - III. kişi okuyup özetleyecek, IV. kişi kitabı tanıtacaktı. V. kişi ise kitapta en ilginç bulunan yeri dramatize edecekti. Hazırlık için bir hafta süre verilmişti.
Umut grubu, kendi arasında iş bölümü yapmış dramatize işini Umut’a vermişti. Sunumunu yapacakları kitabın adı: ‘’ Yeter ki Umutlar Yitirilmesin’’ di. Umut, sınıfın komedi dükkânı olarak anılırdı. Sınıfta, sınıfı güldürmek harici hiçbir etkinlikte yer almazdı. Bu görevi de seve seve almıştı. Diğer gruplar Umut nedeni ile ‘’Umut Grubu’’nu şanslı görüyordu.
Bir haftanın sonunda, 4.ders Türkçe dersinde sunum başladı.
Birinci grubun, sunumu ile salon alkıştan inledi.Ardından ikinci üçüncü grup derken okul çıkış saati çoktan gelip geçmişti. O gün ilk defa rutin uygulamaların dışına çıkıldı. Müdür yerinden kalkmadan not yazdı: ‘’ Öğrencisinin evine gelmemesini endişe edip telefonla arayan velilere bilgi verilsin, okula gelen veliler salona yönlendirilsin.’’’ Notu en yakınındaki müdür yardımcısına verdi. Müdür yardımcısı dikkat çekmemek için elinden gelen gayreti göstererek salondan çıktı. Odasının önünde ilk karşılaştığı veli Umut’un annesi idi. Umut’un annesine göre Umut’un 10 dk’ eve geç gelmesi yeni bir vukuattı. Hele yarım sat geç gelmesi felaket demekti. Umut’un annesi gerçeği öğrendiğinde yüreğine bir su serpti. Gelmişken oğlunu bekleyip birlikte gitmeyi uygun buldu. Müdür yardımcısının yönlendirmesi ile salonun yolunu tuttu. Salonun kapısından içeri ilk adımını attı. Salon baştan sona dolu... Konuşulanlar, alkışlar ilgilendirmiyordu kendisini. Gözleri köşe bucak oğlunu arıyordu. Bir türlü bulamadı oğlunu. Çekinmese ‘’ Umut, oğlum nerdesin? ’’ diyecekti, olmadı soracaktı, öğretmene, müdüre; ‘’ Oğlum nerde? Çaresiz konuşmaların bitmesini bekleyecekti.
Sırada ‘’ Umut Işığı Grubu’’
zaman sallantıda
ha düştü ha düşecek
umut teneşirde
ha kalktı ha kalkacak
ha şahlandı
ha şahlanacak
YAŞAYACAKSIN İNADINA
Yaşadın mı kök salacaksın toprağa
Okşayıp geçecek deli rüzgâr saçını
Selama duracaksın maviye
Bulut saracak dallarını
YAŞAM MUTOSYONDA
Umutlar kurşuna dizilmiş
Gez göz aralığı satılmış
Arpacık ipotekte
Sözcükler kör topal
YARIN GÜNLERDEN NE
Devletlü Sultanları bir türlü gündemi tutturamıyordu. Ya Katibül Ülema müdahil oluyordu ya Vezir Başı. Ya sözcü, ya gözcü.
Çayır Ağası geliyor ‘’ Devletlü Sultanım, at çayırınıza yeşilleniyor.’’ diyordu, Devletlü Sultan ‘’ Kişnetin o zaman!’’ diyordu. Emir Ağası ‘’ Bugün öküzlerin günü.’’ diyordu.
KİM KİME PARMAK ATMIŞTI
İnsanoğlu çağ açtı, çağ kapadı.Dünyayı kendine dar etti, yeni gezegenler peşinde. Yeni gezegenler ser veriyor, sır vermiyor. ‘’ Ne olur ne olmaz, bu insanoğlu.’’ diyor, başka bir şey demiyor bir türlü.
İnsanoğlu evrim üstüne evrim geçirdi. Kuzu oldu, koyun oldu. Tazı oldu, tavşan oldu. Kurt oldu çakal oldu. Maymun oldu, bukalemun oldu. Cin oldu, peri oldu. Şeytan oldu.
Çarşambada yalan vıcık vıcık
Perşembeden olmaz cacık
Soğanı olana gün doğdu
Çalar göbek ata ata borazan
Sağı solu karıştırdılar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!