📖 Bölüm 16: Yörük Güzeli'nin Gölgesinde – Hasan’ın Yayla Yarası
1943 yazı, Toros'un etekleri. Hasan sandığındaki ilk defteri daha doldurmamış. Ama o yaz, deftere değil—bir göz bakışına tutuldu. Yörükler yaylaya göçerken içlerinden biri, — siyah saçlı, — başında kırmızı yemeni, — göğsünde portakal çiçekli iğneyle, atın terkisinde süzüldü.
Hasan o günü deftere yazamadı. O gün sadece bir dize düştü kağıda:
📖 Bölüm 17: Göl Başı Karşılaşması – Yörük Güzeliyle Yıllar Sonra
Yaz geçmiş, bahar unutulmuş, şiirler sandığa çekilmişti. Bir sabah, göl kenarındaki kavakların dibinde keçilerini sulayan bir kız gördü Hasan. Başında kırmızı yemeni, göğsünde tanıdık portakal iğnesi.
O muydu?
📖 Bölüm 19: TRT’ye Giden Ses – Şiirin Devlete Ulaştığı Gün
Yıl 1981. TRT hâlâ kasetle yayın alıyor. Bir gün Brahim Akın, elinde sararmış bir zarfa gitti Ankara’ya. Zarfın içinde 55 şiirin arasından seçilmiş dört tanesi, bir de el yazısıyla eklenmiş not:
“Yazan: Hasan Songur (Çolak Hasan) Köy: Toros’un dibinde Durumu: Şiirle konuşur, susarak yaşar.”
📖 Bölüm 20: Mezarı Başında – Sessizliğe Okunan Son Ağıt
Yıl 1993. Sonbaharın son günü. Toros'un eteğinde, toprağın koyu yerinde, birkaç taş ve bir demir parçası… Adı bile doğru yazılmamış mezar taşının başına geldi Brahim. Yanında ne çiçek vardı ne konuşan biri. Ama cebinde bir kâğıt—üzerinde Hasan’ın kendi şiirlerinden çevirdiği dizeler vardı:
“Bana dua etme evlat, Dilsizlere anlat yazdıklarımı…”
📖 Bölüm 21: Yarım Romanın Ön Sözü – Brahim Akın’ın Kaleminden
Küçük bir çam masanın üstüne eğildi Brahim. Kâğıt bembeyazdı ama sanki daha oturmadan ortasında bir siluet belirdi: “Çolak Hasan” Ne baş harfi eksikti, ne gölgesi. Ama Brahim biliyordu: bu sadece bir ön söz değil, bir ömür gecikmiş özür olacaktı.
Dolma kalemin ucuyla şunu yazdı ilk cümleye:
Yıl 2025. TRT Arşiv Dairesi’nde dijitalleştirme çalışmaları sürüyor. Bir teknisyen, tozlu rafların arasında “Çolak Hasan – Yörük Güzeli” etiketli bir kaset buluyor. Kasetin üstünde solmuş bir not:
“Gönderen: Brahim Akın. Kaynak: Hasan Songur. İçerik: Şiir – Beste – Ağıt.”
Kaset oynatılıyor. İlk ses: 🎙️ “Saçlarınla beni öldür…” Sonra bir duraksama… Ve ardından gelen ikinci ses: 🎶 “Kalp görmedi böyle güzeli…”
📖 Bölüm 23: Türküye Dönüşen Roman – Klipte Hasan’ın Gölgesi
Artık kelimeler yetmemeye başladığında, ses yetişti. Bir Anadolu rock grubu, Brahim Akın’ın bestelediği “Yörük Güzeli” şiirini stüdyoda yeniden düzenledi. Elektro sazla başlayan parça, içe çekilen uzun bir nefes gibi giriyordu:
🎶 “Saçlarınla beni öldür Hiç gülmedim, beni güldür...” 🎸
📖 Bölüm 24: Sessiz Tanık – Hasan’a Çay Getiren Kadının Hafızası
Köyde herkes konuşur, ama bazıları sadece hatırlar. O kadın da onlardan biriydi. Adı Zeliha. 84 yaşında. Kameranın karşısına oturduğunda elleri titriyordu ama sesi dimdikti:
“Ben ona her sabah çay götürürdüm. Ama o çayı içmeden önce hep bir şiir okurdu. Bazen bana, bazen kendine, bazen hiç kimseye…”
📖 Bölüm 26: Genç Kalem – Hasan’ın Yolunda İlk Defteri Açan Çocuk
Köy okulunun arka bahçesinde, eski bir ceviz ağacının altında bir çocuk oturuyordu. Adı Yusuf’tu. 12 yaşındaydı. Elinde yeni aldığı bir defter, önünde Hasan’ın mezarından getirilmiş bir taş parçası. Taşın üstüne tebeşirle yazmıştı:
“Ben de yazacağım.”
📖 Bölüm 27: Romanı Okuyanlar – “Çolak Hasan”ın Romanı Roman Oldu
Kitap basıldıktan sonra ilk okur, Yusuf’un annesi oldu. Okudu, sustu. Sonra kitabı sobanın yanına koydu ve dedi ki:
“Bu kitap bizim evin sesi gibi. Hasan bizimle konuşmuş da biz geç duymuşuz.”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!