İbrahim Arslan Şiirleri - Şair İbrahim A ...

İbrahim Arslan

Hadi kendini tanıt ilk...
Bakma yıllardır sana şiirler yazdığıma.
Sen şimdi öyle yabancısın ki...
01.03.2017

Devamını Oku
İbrahim Arslan

(Not: Bu öyküler kurgudur. Aşağıda okuyacağınız öyküde kurgunun son halkasıdır... Edebiyat halk içinde yapılmadır, yazarlar en az dansözler kadar cesur olmalıdır)
Karlı bir gündü... Yürüyordu peşinde koruma ordusu olmadan... Sabahın daha ilk saatlerinde. Alalede bir insan olmak isterken istemediği makamlara kadar çıkmış çoğu geceler tatlı bir uykuya hasret kalıyordu. Belki de kızacaklarıdı kendisine. Devletin en mühim adamlarından biriydi. Canı çok değerliydi. Allah korusun ya bir şey olsa. Hemen makam odasına geçti. Sıcak çayı geldi 5 dakka içinde... Günlük gazetelere baktı... Bir gazetenin manşeti ilgisini çekti. ' Osmanlı'nın Mirası Nerede Saklanıyor '... Neredeydi sahi... Acaba gazeteler yaptıkları çok gizli çalışmalardan haberdar mı oluyorlardı. Birileri haber mi servis ediyordu... Saat 10.00 gibi birazdan yanına profösör geldi...
- Sayın profösör tarihçilerimizle epeydir araştırıyoruz. Bu konu çok mühim... Bu düğüm çözülecek... Size verdiğimiz desteğin meyvelerini ise göremiyoruz. İşin enteresan tarafı bakın şu manşete. Daha elimizde kayda değer hiçbir şey yok, gazeteler nasıl manşet atıyor. Kim tezgahlıyor bunları. Hala devlet içinde yuvalanan şebekeler mi var.
Prof: Ben de o konuda görüşecektim... Bizlerin dahi çalışmaları böyle engellenmek istiyor. Efendim size sevindirici bir haberim var bugün. Dün bir beyit geçti elimize. Belkide Osmanlı'nın mirasını işaret ediyor beyit. Türkçeye tercümesi tamam ama daha işin içinden çıkamadık....
- Şifrelimi demek istiyorsunuz profösör?
- Evet evet beyitlerde kesinlikle şifre var..

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Ben bir yazarım. İyi- kötü yazarım... Kavga- gürültü- patırtı istemiyorum. Elimde kalem. Ve yazabileceğim, karalayabileceğim 2 dönüm arazi kadarcık boş bir sayfa istiyorum sadece.

Al sana o kadarcık arsa verelim ne yazacaksın bakalım? Haydi yaz kalemim. Kıyamet kopuncaya kadar yaz. Kıyamet'n koptuğunu görseniz elinizde bir fidan varsa dikin diyor ya efendimiz, herhalde benim de elimde kalem olurdu da ben de bir şiir yazardım. Son şiirimi. Kime yazardım. O güle yazardım sanırım...

Bu öykünün birinci kahramanı benim. Bu öyküyü yazacak, şekil verecek yoğuracak benim dünyamdaki diğer kahramanları birer birer bu öyküye yerleştİreceğiz! Bunlar sizin tanıdıklarınız, sizin dünyanızdan kimseler olabilir. Belki aşina olmadıklarınızı da benim sayemde tanıyacaksınız.

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Yıl 1988. Bundan tamı tamına 26 önce. Vişne mevsimiydi..
Annem vardı başımızda, babam nerelerdeydi bilmiyorum...
Babam çok ‘ kayıp’ adamdı… O gün,
Evin çatısına ben ve kardeşim kolanlarla çekilmiştik...
Merdiven yoktu… Elma ağacı vardı beride.
Çatıda vişne topluyordu annemler...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Pamuk prensesin pamuktan bir kalbi varmış. Birgün ormana gezmeye gitmiş, ormanda kaybolmuş. Onu bir kurt görmüş...

- Nereye gidiyorsun Pamuk demiş.

- Sana ne demiş Pamuk Prenses ve yoluna devam etmiş.

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Yüreğime de söz geçir,
Her baharı bekleyen çiçekleri küstürme.
Açsınlar yine.
Sen bassan da açsınlar yine.
Söyle kaçına basabilirsin!
...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Yıldızlar bile beni anlamıyor anne bu gece.
Bu gece zifir üstüne zifir...
Zifir üstüne zift döktü üstüme.
Anne yok desem aslında var derdim...
Bir tane de değil üstelik bin tane...
Ben buradan ne getirebilirdim sana?

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Bunu herkes bilemez. Yani daha önce iki kez baba olan bile bunu bilemez. İçimi şimdiden bir heyecan kapladı ki sormayın gitsin. Hayırlısıyla eşimden mutlu haberi aldım ama tabi önümüzde uzun bir süreç var. İnşallah yavrum hayırlısıyla doğacak ve şu dünyaya ışıldayan gözlerle merhaba diyecek.

Bizler için bir umut, bir dal, bir neşe kaynağı olacak... Kız olmuş erkek olmuş mühim değil. Evlat bu dünya maratonunda koşmaya hoşgeldin. Ha sana üzülmemeni, acıkmamanı, ağlamamanı garanti veremem. Ama başında olduğum müddetçe beraber çok güzel geçineceğiz.... Ablanlar gibi sizi sevecek, sabahları gezintiye çıkaracak, sizinle oynayacak ve sizinle büyüyeceğim bende... Bu yaşımda olduğuma bakmayın bir çocuk gibi heyecanlıyım şu an. Ve dünya tuhaf yer. Tuhaf sevinçler, tuhaf yaşamlar yaşanıyor burda. Dünya da bir lokma ekmeğe muhtaçlar, bir lokma ekmekten önemli bir lokma sevgiye muhtaç nice canlar var. Annesi babası bile çocuğunun yanağından öpememiş nice yavrucaklar var... Çocuk esirgeme kurumun da olanlar var. Yavrucuğum baban sizi düşünüyor ama sizin dışınız da da hayatlar var. Sizlere layık bir baba olabilir miyim bilemem. Gayretim öncelikle insan gibi yaşamak, insani değerleri- vazifeleri yerine getirmek.

Daha doğmamış çocuğum. Senin özlemin de sardı beni. Bu aylar çabuk geçse de seni kucağıma alsam. Başbakanın biz tutuyoruz dediklerini ama onlar da biz babalara en azından asgari ücrete güzel bir zam yapsalar diye dilemiyorum da değil. Şimdi soracaksınız durumun? Hani benim durumum iyi, gelirimiz iyi Allah'a şükür. Lakin asgari ücretle geçinilir mi hiç? Bir aile asgari ücretle bir tane çocuk bile yapmamalı. Yani benim duyduğum bu heycanı duymayan, duyamayacak olan ne kadar çok baba vardır. Bizimkiler hep temennide kalır nedense, ama iş kendilerine gelince işleri yıldırım hızıyla yaparlar. Dua almak da beddua almak da idarecilerimiz elinde... Kendilerini sevindirdikleri gibi nice ocakları sevindirebilirler herhalde. Aldıkları parayı haketsinler paralarında da gözümüz yok. Ama dile getirdiklerim temennide kalmaz inşallah.

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Bazı gözler de vardır, dünyadan çok şey görür. Bazı omuzlar dünyanın her derdinden dert taşır omuzunda. Bazı yürekler vardır, hassastır. Onu kırmamalı, dokunmamalısınız bile. Neler yaşamadı ki Vesile Kadın. Bugün onu yazacağım size...

Dikenleri hiç sevmem. Nenem (Eycem) arı gibiydi. Ve yaşı yanımıza taşındığında 65 filandı... Meşhur lafından biri 'İçimdeki kör arı ölmedi' idi... O köydeki genç kadınlarla resmen aşık atardı. Köyde bir dağ onların yüzünden kurudu. Hergün de oduna mı gidilir... Nenem ve ben o dağ yollarını az aşındırmadık.

Nenem henüz gençken 35'inde kırkındayken, belki daha da genç dedem gözleri önünde çorap örerken vurulmuş, vurmuşlar. Yanisi dedemi hiç görmemiş hiç bilmemişim. Dahası öbür dedemi de hiç görmedim iyi mi? O da genç yaşında ölmüş...

Devamını Oku
İbrahim Arslan

Biz ne yapsak sinemanın 1 adım ilerisinde, iki adım gerisindeyiz. Bizim sinemamıza onlar hiç yaklaşamaz, bizde onların sinemasının tozu olamayız. Biz insani sinema çekeriz. Onlar insanlığı öldürür!!!!!!

Bu yazdıklarım üç- beş kişiye değil... Ama biliyorum üç ya da beş kişi okuyacak. Hatta hiç kimse okumayacak. Ben yazılarımı kaç kişinin okuduğunu bana gelen yorumlardan anlarım. Çok şükür ortalama ben okuyan '1'. En azından o bir kişi var okuyan...

Bugün 14 Kasım... Milliyet Blog'da Üçüncü yılıma üç ay var! Ve bu yazdıklarımı lafımı kesmeden dinleyin olur mu?

Devamını Oku