Yar
Gözlerimin önünden gitme
Bıkmam senden hiç
Ya beni de al götür gittiğin yere,
Ya sende gitme, gitme,gitme uzaklara
Hayalim karşına çıkar hep
Bu anlattıklarımı size anlatmadım. Bu yazdıklarımı ben ona yaz dedim, yazmadı. Bir yol var. Yürüyorsun. Herkes bu yolda ama sen tek başınasın. Geri dönmek yok bu yoldan. Şimdi bu yolundan giderken önüne bir yol daha çıktı. İki yolunda başındasın. Kararını verdin ve mevcut yolundan yürüyorsun şimdi. Yine tek başına. Yol bu. Sende yolcusun işte.
__ Geri döndüm ben yok yürümüyorum dedi. Olmaz benim için yürümelisin. Bak bakalım yolun sonunda ne çıkacak? Diğer yoldan gitseydim keşke demeden yürü bakalım. Ve önüne üç yol çıktı. Yol üç oldu. Hadi bir yol daha seç. Yolun başındasın daha oyalanma hadi...
__Geri döndüm... Geri dönmek yok dedim sana başında. Hayır, geri dönmek yok. Çıktın yola. İşte bu yolda yürütmeye çalışıyordum onu. Ve daha çok yollara sokacaktım. Onun hangi yolda yürüdüğünü düşünmesini bile istemiyordum. Zoraki de olsa yürüyordu. Ve önünde dört yol var şimdi... Beş yol var... Altı yol var... Yedi yol. Her defasında bir yolu seç ve yürü. Yorulmakta yok. Mola vermekte.
Sanırım Arşimet’ti o Vecedtu Vecedtu diyen. Şimdi size aklıma gelen güzel bir öykücük paylaşayım. Okul sıralarındayken öğretmenimiz anlatmıştı. Bir Türk Arap misafirini ağırlıyordur... Öykü bu ya. Gayet güzel anlaşamasalar da birbirlerini anlıyorlardır. Bizim Türk iyi misafirperverdir... Akşam olur yemeğe otururlar. Sucuklu bir tarhana çorbası vardır sofrada ilkin. Arap misafir kaşığı her daldırdığında sucuğu yakalar. Vecedtu Vecedtu der. Bizimki pek çorbada bişey yakalayamaz. Arap yakalar vecedtu vecedtu... Nihayet bizimki de kaşığında sucuk yakalar. Ortaya şu ilginç sözü fısıldar. Bir Vecedtu da ben BULDUM... Aslında Vecedtu sucuk demek değildir, buldum demektir...
Ve Arşimet' e dönelim. O vecedtu vecedtu dediğinde bulunulan aslında zaten var olandı. Ama o zaman diliminde büyük bir keşif olmalıydı. Newton' un kafasına elma trak diye gelmese yine çok önemli keşiflerden mahrum olabilirdik. Ve elektriği keşfetmeseler Fatmagül'ü kim bilirdi. Şu Graham Bell adlı arkadaşım da iyi ki telefonu bulmuş. Ama her güzel keşif daha da gün geçtikçe güzelliğinden yitiriyor. Herkesin elinde cep telefonu bugün. O zamanlar hayat daha mı güzelmiş demekten kendimi alamıyorum. Bir kahvenin kırk yıl hatrı olsun olmasına da kahve içecek dost bulamıyorsun ki! Sanal kahve olsun içsek…
Teknoloji çöplüğüne dönmüşüz bugün!
10 nisan 2012
Çok günler vardı daha yaşanacak.
Neler neler görecekti gözlerin.
Dün gökte bugün yerde kalan sancak!
Kim gelecek hakkından yüzsüzlerin.
...
Karardı dünya, karardı bir anda.
Kuşlar gibi uçuyor yapraklar,
Uykusundan uyanmış çınarlar...
Ne güzel seyretmek rüzgarı.
15 Ekim sabahı Ereğli'de.
...
Kuşlar dallarına konuyor çınarların,
Üzülme sen gülüm,
Geldiğim gibide giderim,
Merak etme sen,
Sevme diyorsan,
Sevmemeye de yemin ederim...
Bu yazı çok ağır olacak...!
Yaşayış tiksindirici. Utanmaz olduk... Ar damarımız yok! Diziler, filmler bozuk. Bilhassa o Hollywood dizileri çok bozdu bizi.
İslam coğrafyasında yaşananlar ağlanacak halimizin olduğunu açık açık gösteriyor. Bizler de ağlanacak Hal'e katıla katıla gülüyoruz. Yarın ölüp gittiğimizde 'Hesap vermeyecek miyiz? '
(İlk şiirlerimden- 1998 Yılı)
Prangalar vurulmuş düşünceye,
Düşünce kilitli çıkamaz...
Tabancalar konulmuş yerine,
Kırmızının yerini ak alamaz...
...
bu dünya iki türlü
biri görünen dünya
birde görünmeyen dünya var,
her kuş uçamaz o dünyada,
her insan hür doğmaz..
duygular tutukludur.
Şairlik güzel.
...
Kelimelerin ardına saklanmak güzel.
Bir gün olmadığımda,
Yok olmadığımı bilmek güzel...
...




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?