Bugün Berke'nin doğum günüydü. 27 Şubat 2023'te 17 yaşına girdi Berke Gök... Geçen yıl babası ona teknoloji harikası bir 'bilgi' makinesi aldı... Düşündüklerini söylüyor 'Bilgi' makinesi bu düşüncelerini yazıya döküyordu… İsterse digital kalemle de kendiside yazabiliyordu. Çoğu zaman öyle şeyler düşünüyordu ki 'Bilgi' makinesi sapıtıyordu... Bu yüzden kendisi digital kalemle yazıyor ama digital kalemi, kalem varmış gibi tutmasını sevemiyordu!
Bu doğum gününde bakalım babası ona ne alacaktı… Digital olan bir şey almaz inşallah diye düşündü.
Akşam bitmiş, pasta üzerindeki 17 mum üflenmiş, hediyeler verilmiş ve arkadaşları da dağılmıştı… Babasının hediye paketini açtı ilk…
Pençesine düştüm hayatın,
Gülen yüzüne aldanmamıştım…
Sanki bir rüya olduğunu biliyordum,
Gördüğümün.
Uyanacaktım sonunda,
Ama geç uyandım…
Ben şahtım
Beni bir fil mahvetti
Şaşırdım
Beni bir at mat etti...
2004
Bir taş daha attım denize,
Bir taş daha,
Elimdeki taş sanki O...
Kayıp giden her yıldız gökteki,
Benim yıldızım...
Aşığım desem sana.
Altında bir dünya,
Üstünde bir dünya bu dünyanın.
Yuvarlanıyor üstüme üstüme...
Yuvarlıyor üstüme diğerleri...
...
Ne üstümüzde, ne altımızda,
Söyle bana ey asırlık çınar,
Yerin altındakiler mi fazla,
Yoksa yerin üstündekiler mi?
Bu dünya yetinmez mi hiç azla...
Ey aktığını bilmeyen pınar,
Bu ilk kışım değil benim,sevdiğim
Sonu var diyorsan yanılıyorsun...
Hayat seni de ben gibi kandırmış
Belli ki beni çok az tanıyorsun
Kağıttan gemiler yaptım kendime,
Üç çocuk ister Başbakan Hanım!
Ben de çocuk tok olsun isterim...
1 tane olsun 'aç ' olmasın...
Varsın tok olsun da üç olmasın!
Ben çektim açlık o çekmesin...
Zengin çocuklarından farkı da
Terketme terketme dedim ardından,
Bir de sen, bir de SEN bırakıp gitme...
Ne zalimsin, anlamaz mısın yalvar- madan.
Gözümden gözyaşı bir de SEN dökme...
...
Beklemeye seni bir ömür boyu alışamam ki.
Aşk denilen ağır yol, gamlı yol, dikenli yol, taşlı yol, yol da yol... İşte bu yolda yol alırken sağa- sola bakınıp, içimi ısıtacak bir sevda çiçeği arıyorken, baharın mis havası içime, gözüme, kulağıma, gönlüme dolup dolup boşalıyorken, O aradığımı gördüm bu yolda...
Ne idüğü belirsiz bu aşk denilen kahpe tutmuştu yakamdan!
Kalbim varmış. Yeni öğrenmiştim ben. Nasıl da çarpıyordu. Bir siyah saçlı, siyah gözlü birine. Bu birinin diğerlerinden farkı neydi de onun yolundan yürüdüm, gizlice. Oturduğu sokağı öğrendim. Öğrendim evini... Sonra evi bana kafes gibi geldi. O kafes içinde bir kuş... 2-3 saat dolandım evinin etrafında çıkmadı sokağa siyah gözlü kız. İşimi- gücümü unutmak niye? Niye unuttum ben bugün belediye otobüsüne binmeyi... Neden savsakladım işimi...




-
Ömer Faruki
Tüm YorumlarHocam size nasıl ulaşabilirim ?