Sırça köşk kırılmaya,
Dost dosta darılmaya.
Yaralanır gönül,
Sinesi dertle dolmaya.
Varlığı yüktür dostun yokluğu hasret,
Ne o yeleli bozkurt sana da mı yalnızlık çöktü?
Öyledir o, zahir bizde mesken tuttu.
Derdi büyük olanın kalındır boynu,
Gam yükün taşınmaz başka türlü.
Sen benim yamaçlarıma sığın,
Ben senin eteklerine tutunayım.
Öyle yükseklere öyle sevdalara,
Uçuşalım.
Sen omzuma yasla başını,
Bebek cesetleri karaya vurduğunda,
Tüm medeniler(!) seyre durduğunda,
Ölen benim, benim insanlığım.
Yere batsın benim insanlığım!
Urumçi, Telafer, Kerkük vurulduğunda,
Atamam ben inek altı, kokuyor pis pis,
Yerim afiyetle peynir, tereyağ, yoğurt oh mis.
Duymak istemem ben tavuk horoz sesi,
Ne güzeldir yumurtalı patates püresi.
Kıyıyorlar kurbanda cânım hayvanlara,
Haftada bir giderim barbekülere, mangallara.
Her yiğit ölür kahramanca,
Ve her yiğit ölür kahramansa.
Yaşamak sevmek kim için?
Ölüm sevdaya dahil.
Yok özünde mertlik niçin?
Sıcak bir tebessüm,
Sadece bir tebessüm.
Samimi bir bakış,
Yalnızca bir bakış.
Bir tek doğru söz,
Dürüstçe mertçe,
Donunda delik olandan
Delik vergisi,
Çorabı yırtık olandan yırtık vergisi,
Kumaşı sökük olandan sökük vergisi,
Evi yıkık dökük olandan
Dökük vergisi alınsın.
Vuslat ne zamandı,
Ecel mi vuslata yakındı,
Yahut vuslat mı ölüme yakındı?
Gönül âh eder, nice dertten yakındı,
Çekilmez mi bu kahır vuslat uğruna,
Peki ya vuslat ne zamandı?
Her sabah aynı güneş mahpus,
Yok karanlığı aydınlatacak bir ışık.
Cehaletin gücü bu okumuşlar suspus,
Her sabah aynı yenildi kırıldı ışık.
Fikirler çaresiz bakışlar ürkek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!