Varuben varlığımla gariban. Bu dünya gariplerin yeridir.
Çoktanlığın çakrasında buldum seni...Auraların açıktı.Renkli düşlerin emziğindeydi aşkın bebeksi ağzı. Tadıma kadar adın yetişmişti.Yetişkindi yetiştiklerimiz artık.
-Bitkin değildi, bitkisi gönlünde yetişen aşka alev filizin.
-Hezaren anların mezarı var sensizlik yerine.
Fırtınanda yuvarlandım Leyla’nın Mecnun için gözyaşı döktüğü ahu soflardan. Bir ardıç ağacı büyümüş gözyaşlarının sularıyla.Avuç topladım,avuç içlerim kanadı,anılmışlığın kırmızlığından yedim.
Sorgularının serap hali eğilir, sen sulara su dersi verirken, ben sensizliğe susamışken, aşk küresinde buzullar erir.
Bakışınla deniz olur, akışım ve tutuşum. Gelgitlerinde “gelin olma ”
benzersiz bir duruşla beyazlarını saklıyor ruhun sarayından.
Gelmelerini,sevmelerini, saklarsın zamanımın zulasına. Söz olursun, sözcükler ağlar, göz olursun gönül gözüm görmez olur, aşk olursun süzersin, işlersin resmimi bensizliğine danteline bam telinden çala çala, çalakalem gitmelere kanun olur söylenirsin derdimin en ince cevabına.
Işıltın bedenimi armalar, yediveren bir yürek ülkesi olur,üst bir rütbenin süvarisi gibi gülüşlerinin yollarına cephemi açar önce kendimle sonra sensizlikle savaşır, dururum.
--mavi sularında saat seni ben geçerken
Yağmurun muşunda ıslandı muştularım
…:yüreği yorgun sevda nadasında mavileri uzattı geleceği
Varılışa , varoluşa örülü sen ağı var arı oldu aşk dizelerinde.
-Aşk kendi tizlerini sundu tözlerime. Özüme doğru kendimi bulmaya yönelik şerhalar çizdim.
-Albenisi üst benlerde olan ola gelişmişin geçmişinde kaldım.
Sen ordaydın, seni oradan taşıdı gelecek.
-Mutluluk can yüzünü gösterdi can kırıklarına.Gayrı benden taranabilirsin.
-Umudunu yüreklere sızdırabilirsin. Renkten renge sahipli seviler ekleyip beni gül kırmızına sunabilirsin.
Celladım gülümsedi gün yüzüne. Artık sen varsın. Artık yaram yok Zindenaz.
-Son isteğin demlerinde içiliyorum aşkına. Artık yeniden sevmenin baharıyım.Çiçeklerin açıldı açıklanmamış sevda toprağımda. Gövdemdeki yarayı görmüyor senle yaşayış haritam. Seni şehir yaptım.Yaşanası kentler Newyork, Bern, Toronto, Auckland, Yeni Zelanda, Stocholm, Sdney, Ottawa, Münih, Lüksemburg, Kopenhag, Brüksel, Cenevre gibi. An be an farklı özler sunuyorsun.Neo ışıkların gözlerinle kardeş olup beni huzura taşıyor.
-SEN dedim kentlerime. Son dedim bakışınla başlayan sevda okyanusumuza. Sen dedim yaşayan, yaşanamayan,yaşanacakların adına.
Sen uçma ki can kelebeğim olmayasın.Hiçbir zaman yüzme ki ruhumun yaralı balığı uyanmasın.
Sevmek nedim olsun sen nedime.
Maşuğa Yakışmaz Ağlamak
Arzuların yanardağıyım ben. Lavlarımı özleyen güzellerin gönül bağrına akıyorum.
-Beni de Yusuf’lardan sayma.Ben Yusuf değilim. Ben Yusufluğu çoktan geçtim.
-Ben, ben’i geçemedim.Benden olan senden geçemedim.Hallac-Mansurun mensur haliyim. Enellerim var ruhuna akan. Ben Hallac-Mansurun seni yeniden yaşamaya
Mezkur anlatılmazım.
Sen ki güzelliği yeni tanımladın aşk sözlüklerine.Şimdi hangi güzelin tanımlı,aşina manalarında sensizliği anlamlandıracağım.
Nasıl izah etmeli bunu yanılgılar, sanrılar, sonralar, önceler ve de bir gün gelmelere bu zahiri durumu.
*Gözlerinde sakladığın binlerce mananın bakışında nasıl arınacağım. Hüzünlü bakışından beslenen damlalarıma hangi sözün kurumuş olarak yüreğimde susacak, susturacak ağlayan sensizliği.
Yeryüzü ve gökyüzü gözbebeklerine göre büyüyüp küçülürken dünyamda şimdi bu ayrışımı yapılmış ayrılıkların dilinde ne zaman
bırakılmayacak yüklemini ekleyeceğim.
Pinokyo’ nun burnu ne zaman uzamasını bırakacak hayallerim yalan üstüne yılan söylerken.Burnu Kaf ‘ta, gözleri Kafka’nın Milenas’ında, sözleri Şems’in şemsi sözlerinde olan bu bin çeşit benimin burnu ne zaman güzel kokunu koklayacak.
Yarı yarıyaydı cümlelerim sen gelene dek.
S’özlerim yarım, yalnızlığım yarimdi. Seni sevmeyi bekliyor yarım kalanlar. Yarımlarımın yari olunca aşk eli olup başka periler el kalıp sana aktım Şulenar.
*Şimdi seni sevdiğim için ertesi günü özlüyorum.Çünkü her gün daha çok sana alışıyorum. Süzme peynir gibi berraklarına kahvaltı oluyorum. Bandırılmış bir yürek yemeği gibi hayallerimin tadı oluyorsun.
-Uykumun aklını baştan almış olmalısın, gelmiyor bir türlü.Biraz uyusam seni rüyalarda görsem diyorum; ama sözlerin gecemi aydınlattığı için, içim hep gündüz sanıyor. İçim sayende apaydınlık.
-Zaten sevince gün ile gece ortadan kalkıyor .Mevsim yok, iklim yok, mekan yok, akıl yok…Sadece sevmek,sadece sevilmek …
Uzaklığını unut...Uzak kalmış herkes adına yakınlarımın mıknatısı ol.Çekimle aşkı kendine.
Ellerini uzatır gibi yap ben hisseder tutarım.
*Zamansızlığını ortada bırak ben onu senli zamana çeviririm.
Sensizliğin tercümanı oldum, dilsiz, bensiz, sensiz, aşksız kalmış yalnızlığını yolla, ben sevdamızan yolluk ederim.
Masum simyalarda zifir sözlerin
eflatun bir geleceğin adresiydi özlerim
mühürsüz bir oy attım geçersiz sayıldı hayat
seni seçemedim aşk ülkeme
haya heybemizde yokluğun kafiyeli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!