serserı ruha heder olmus ıstanbulun yosma sokaklarından bırınde senle carpısmak ısterdım
sırf aklını yıtıresın dıye..
seni gördükten sonra mecnunluğun en üst zirvesine nail kılındım
kıyam edilen her sevgiden benim ruhum saklı
yüreğimden akan her kutsi ırmağın suları seni pakladı
temızlenen ruhumla yagmurlarda salınma zamanımı bekleyecegım..
Sezen Aksu ile Aşkın Tera_pi hali-4
“ben dul bir kadınım
öyle her istediğimle beraber olamam
ben dul bir kadınım
canimin istediğince gezip tozamam
Tereğinde kalan terlenmemiş sözler vardı Özümden yamalı sevdalara taşıdı.
- Damlalar izin vermedi, ayrıksı otların yeşerdiği taş bağırlarıma.
Bağırma, duyamam. Ağlama bilirim damlaların okyanus etkisini.
Kimse görmesin ağlama gizlice bu yalnızlık toptancılığına sebep sensin.
*Tozunu hiç almadığım özün kirlenmiş olabilir.İçindeki güdüler, çoşkularını giyotin ağzı gibi yapmış olmalı.
-Her an yolda çıkabilirsin yar.
Bir düşün uçurumunda sessiz, sensiz harflerle kuleler ördüm. Aşk kendini kovalıyordu. Sen gideli içimde it bile durmaz oldu.
Aşkla yürek aralarına sızan duyguların doyum selinde sürüklendim seni unutmaya dair.
- Unuttum seni; ama kendimi unutmadığımdan hala senin eslerinin sihrinde okunur özlemlerim.
Sızılar süreğen oldu yaramın yar kaçışlarında.
Yanık bir türkünün teline isimsiz sözler oldum, bakımsız bir bağlamın teli oldum el güzellerinin gönlünde.
-Ansızın, bir su yakar pınar başlarıma gelemeyişini. Oturup seni beklemek istedim . Oturup sana ağlamak istedim koynuna özetlenmediğim geceler adına.
Bu-dur diyen bir halin yoğrulmuşundayım.Umutlarla yola çıkan bir aşk ermişiyim.Kendi dergahını yakan son vazgeçilmişim.
- Belki ben de hata yapmışım,belki ben de hatanın tanıyım, belki güneşler görmemiş pişmanlıklarım var. Tek hatam seni sevmek.
-Varsın en büyük hatam olsun…
-Yaşama sarılmakla sana sarılmanın makarasında beni makaraya alıp susma. Ben aşkın hata tahtasıyım, her hatama bir çivi batırdın.
Bir bir çıkardım çivilerini.Gayrı çivilerin, acıların, damların yok; ama
İzlerin, özlerin, özlemlerin, mazin, sevgin kaldı.
-Katre katre haykırışlardayım.Ummadıklarım umman olmuş. Ay ‘şemimi eritir mi aşkım.
-Dem vakti takvimlerden ödev alıyor, bir bir dökülüyorum senden.Yazılmayan kaderden müjdeci kuşlar konuyor yarama.Kederimi gagalıyorlar. Oysa vardı elbet bizimde ulaşamadıklarımız. N/azarın son yıktığı can tepesi bizdik.
Aradığımdın, çağırdığımdın,bağırdığımdın, yandığımdın, sönmeyen aşk y/anardağımdın.
-Entari giymiş ay’ı şal olarak kullanan bulutların yandaşıyım bu gece.
-Ay’şemi eritir mi yakamozlar yangınlarıma kardeşken, nemli gözlerine vicdanım okyanus olup seni paklamaya kurbanken bilemedim.
Bizi anlatan yoldaş türkülerin dilindeyim. Beni lal sanıyor s/azlar.
' o kendini biliyora'
Kırılmış bilincin cinlerine geceler sunan bunamamış bir derviştim.
Aşklarımı eskiten menkıbe şehirlerinde leylalar öldürüyordum sözcelerimle,aşksız akışlarımla.Üzerimde tutkudan elbiseler ve alnımda güzelleri gösteren bir ayna.
Gelmeye uzanan yolumun üstüne üst benlikten bilinç erkine giden arkaik arzuların seli akar ve sürükler beni bir çift göze ve söze…
karanlık dehlizlerindeydi kara sevdamın minimize edilmiş aşk sonrası son anları.
“Sen hiç görmedin
Baştan böyle yazılmış
Yok kimsesi kimsenin
Hiç kimsenin
Sen hiç görmedin
Boş k/ollarımda ol vakilerin yokluk dramı yollanıyor.Araya başka bir y/ara giriyor. Suskular paklar mı ki yalpalanışımı. Direncime eklenen erkler yetir mi ki payımda eksilen paydandan.
-Tek başına işlem yapar mı ki p/ay olsan da.G/eceleri toplar mı aşkın bilinmezliği. S/”aman”yolunda diyemediklerimiz yıldız olur mı ki?
-Beni sana tümler mi dediklerimin son gezegeni. Yıldızlar neden ağlar ki merak etin mi yar.
Yıldızlar neden küçük, aşk neden büyük?
Geceleri gökyüzünde gördüğümüz yıldızların birçoğu bizim güneşimizden de büyüktürler ama o kadar uzaktadırlar ki, ancak birer nokta olarak gözükürler. Gezegenlerin yıldızlardan farkları, güneş sistemimiz içinde bizimle beraber güneşin etrafında dönüyor olmalarıdır. Bu nedenle çok uzak olan yıldızlar gökyüzünde 'sabit' dururken, gezegenler sürekli yer değiştirirler.
Şimdi hangi yıldız beni anlar, hangi yıldızın beyaz bakışlarındaki ışık beni aşkına mihenk yapar.
Gönlünün yel değirmeniyle susamış sularımın suskusu öğütsün özlemleri.
Yıldızlar üşürken gözbebeklerinin ışıltılarında sensizliğin mağarasına açılan geliş pınarları paklıyor yaralarımı.
Kalışlarla dertleş sızı yüreklim. Zamansızlığın aşırı avuntuların arasına bir gün gelmeleri salıncak eyle. Sallansın yalnızlığımız gökyüzünde.Bir ayağın gözyaşı bulutunda, bir ayağın huzur bulutuna değsin.
Yokluğumun kırık kapısı açık,belki bir gün düşersin yaryüzüme. Aynı dualarıma devam edeceğim. Yüreğindeki kırılışların kırkayağı elbet bir gün her acıma ayak uzatmayı bırakacak.Sen hep gitmelerin kırkayağı olarak kırılış mesnevisi okumayacaksın.
Göğsündeki merhamet meşalesi tekrar yanınca kavi merhabalar dökülecek dilinden. Yeniden yakacaksın buhranlar yaşayan, sensizlikle bütün olgunlaşma seviyelerini aşan bir gönün eri olarak eteklerine tutunacağım.
İlim ve sevgiyle demlenmiş bir sevgi badesi sunan saki olacaksın sakin denizlerime.Geçmişimin temizlenmiş, kendini bulmuş tutku defterini bıraktım masana.Sevginle yeşermiş, tutkunla çiçek olan gelişlerimin gövdesinden geleceğimize meyceler derledim şair bağrımda.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!