Nefsimin kuduz köpekleri
Nefs dersinde yine işlediler kötü filleri
Oysa meleklerin kanatları yürek kuşlarıma kanat
Yitik isteklerim uçmaların uçkuruna teğet esmeli
Anlık susuşların suları akmalı
Yakılmalı sakınmalar sakinemelerle
gizlenmiş acının tam orta yüreğinde taş atan filistinli bir çocuğum
yüreğime seni çizdi ekvator ile elem
sevdamın kuzey küresinde parelenmiş ela gözlerinin penguen izleri
güney yarımküresinde antika olarak kalmış gidişinin antatirtikası
olmayacak duanın tesbihlerinde sensizlik ipi koptu
gayrı boncuk boncuk her yerde, her yardedir adın ve tadın
Yüzündeki gülücükler ekseninde dönen bir tutkunun lokmaları gelişlere direndiğinde ve yüreğine asla söz geçiremediği bir yılan deliğindeyim.
Gönlümü soktum, yılan bile ısırmadı …Bir yılan çıkıp acılarıma benimi doladı,gel sürünen acılarınızın panzehiri olayım…
-Sordum yılana:- Neden beni ısırmadın?
Yılan:- “Siz insanların yılandan korkmam,yalandan korkarım diye sözünüz var. Oysa baktım senin aşkın yalan değil, senin aşkın bu asrın en büyük yarası,içindeki acılar kanını dondurmuş.Seni ısırsam zehrim kanına karışmazdı.Üstelik kanın beni öldürürdü.Ayrılığın pıhtısında alyuvarların resmi uzaktan görünür. Benim işim ısırmak da değil, zaten.
Siz sevdayı yaşamayan, siz hayatı zehirleyen insancıl yılanlardan neden korkmuyorsunuz ki…Sistemin yılanları her gün sizi zehirlerken, yapmacık sevdalarla aşk zehri yayanlardan neden kork muyorsunuz.
- Giden dişi bir yılanmış meğer, sen ömrünü,sen bütün dünyanı, ruhunu ona adamışsın. Bir kadın ancak böyle sevilir, anlatılır,dilenir.Sen bunları yaparken, o nerde? Ya da hangi erkeğe zehrini akıtmaya çalışıyor. Kim bilir başka hayatlar peşinde,kendince mutluluk bulacağını düşünür.
Kuramları ekleyip çıkma karşıma
Karşıma çıkan şiirinin dağı bile yıkıldı
Övünmek ve ayrılmak
İşte ovadan Everest’e çıkan duygu yolu
Nefretin kurum olmasını önleyen karşılıklı sevmeler
Aşkımızın kuramında biz iz olduğundan
Yasak gölge gibi yasal duruşlarıma uzanır hayal meyalin.Nasıl bir yüzün var dı ? Unutmalık bir durumun ömrüyüm.
Karanlık cümlelerin caddelerinde özne olup köşe başı aşkları kapsam da sensizlik kaldırımsa yüreğimde çekilmez bir ömür sunulmuştur bana.
-Urbalar keseriz ipeklerin yaramı keserken.Yamalı bir hali tümler umut. Ufkun son küresine tümlenir içimde geçen zamanın öyküsü.
-Geçilmez denilen yolların yolcusuyum.Solumdan sonuma kadar izlerin var.Özlediklerim var…
-Yüzün kime benziyordu? Leyla’nın ben’i var mıydı? Ya da Şirin’e şirinlik katan incin var mıydı? Ne yapsan incinmiyorsan demek ki var.
Gülüşün Aslı’nın Kerem’in düğümlerini çözerken içten gülüşlerine benziyor.Sen Aslı olmalısın sevda bulutum.Düğümler bir düğünde çözüldü, sonra kördüğümlerin düğünü başladı.
öğrencim Ceren ekiz'e
Sen,sevgi deryasında bir yara gibisin;
Kaşıdıkça kanayan,
Kanadıkça kabuk bağlayan,
Koparma hissi uyandıran...
uzanmış bir insanın tomurcuklarında güllenir günüm
gökkuşağına kuşak bağlar bağımsız bağlanışlarımı
ben dağım,ben ağım,ben köküm soyut buluşmalara
aşk yuvası yapabileceğin dal ol kallarımda
Ben-ile sendeki BEN arasında benim kanar
sen ile sendeki sen arasında gönül ocağım söner
bir gölgenin şef
katiyim
sonsuzluk
istedim son güne bıraktılar
yıkık yalnızlıklara acıkmış, aç kalmış alıngan algılarım var
Sükunet telkin ediyor suçsuzlar sessizliğine
Geri geri gidiyor artık amaçların karanlığı
İçimin evren kadar boşluğu hoşluğu çölleşiyor
Devrik arzular ruhumun tüm okyanuslarını çoşturuyor
Esrik sistemin sarhoşluğundan buzullar ürüyor üreğimde
masum sorularımı cevapsız bırakan sülük efendi
Du’dağındaki Aşk Aslanıyım
Kâh geliş,kâh gidişle perdesini açtı sevda yelin. Önce sen alisin diye alizelerini savurdu.
Tropikal bölgelerdeki denizlerde sürekli ve düzenli olarak esen alizeler gibi süreğen kaldı sevgilerin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!