Seni Sevmediğim Yalan/Sen Yoksan Gerisi Senden Kalan
“Yalan yalan yalan
Seni sevmediğim yalan
Kızgın bir anımda söyledim yalan
Seni sevmediğim yalan
-Sensiz olanlarım ç’oğullarını dert ve aşk mektebime gönderiyor.
Ali’yi yitirmek kadar değil gidişin; ama ali bir canhıraştı .
-K’adınım.
-İçimde oğul yapıp bal yapan şu sevdanı da al götür. Madem gitmek moda sizde. Al beni de götür gitmelere. Şimdi ben kime gitsem seni soruyorlar. Menzilimde periler zil çalıyor hazan.
Küçücük şeylerdir insanı tanıtan, büyüten,sevdiren, aşka ve ayrılığa götüren.
Mesela, bakışından,susuşundan, gidişinden, bekleyişinden, sızısından, bir sözcüğünden tanımak mümkün. Özümüz de bir bir damla bir zerreden değil mi ki? Tesadüfe yer yok yaşantımızda. Her şey gerçeğine kaim.
-Meyil meyimler bizi. Aşk da öyle başlamaz mı ki?
-Küçük bir bakış, ilgi, sızı, ürperiş, isteyişle başlamıyor mu? Minimize edilmiş yaşamın son basamaklarındayım Ruhsu.
Terk Etmek Ne Kadar Kolay/ Tek Başınalığın İmparatoruyum
“Terk etmek ne kadar kolay
Sen kolay olanı seçtin
Pıtırcık ile Tırtıl
-su-aşk,bade,kutsiyet bağlamında Affediliş Risalesi
Bu sen şehrinin rüzgârında uçuşan benli tozları biliyor musun?
-Ece’lim alışık dağlar sürer, sol yanımda senden.
-Dilerim seni dile getirelemeyen her şeyden. Aşka sükunlarımı sererim serimi.
Bir sen’e bir senemi sinemde yaşatırım. Aşk saçlarında saklanırken okşar bulur saçlarının yelleri arasında kalmışlığımız. Şımartırım seni mavi hayallerin ıslanmış yaşanmışlığında.
Aşkın haremindeyim senden başka sevmek haram .Yara sofalarına atmışlar İstanbul şahit. Yara kabukları üstüne üstsüz kalmış üstü alınmamış tutkularını yazarım.
-Gri vuslatın Grek sevinçlerinde çakırkeyfim dolanır sensizliğe
-Bakar ağlarım .
Ç’ölümde kum tanesisin, tek tek gözlerime savruluyor bakışların.İlk bakışın, son bakışın, ilk sözün, son sözün arasında ne varsa kum gibi gözüme giriyor. Onca güzele rağmen kimseyi görmüyor gözüm. Bu kariyere,nüfuzla beni isteyen onca periye perlerimi açmadım.
-İçimde kasırgalarım namelerini söylüyor. Melodik bir vazgeçilmez gibisin.
Gözden kopan damlasının ıslattığı kadar huzurum kaldı. İlk damlan kadar ömrüm kaldı.
*Islanmışım, unutamıyorum seni. Bu sevgiler kalabalığın denizinde yunus olmuşum. Yunus Emre’yi sevdiğin kadar seni anlamak için. Senin sevdiğin bütün bilinç kulelerini okudum,onların sözlerinde, dizelerinde eridim senin için.
Yalnızlığın sürmanşetine yazdırdım sensizliği. Emanetin var içimde. Merak etmiyor musun bu aşk emanetini.
-Öyle gitmekle çözüm mü ki?
N’ara uyanmış güzellerim vardı
Y’ara kazınmış sevilerim vardı
Kokladım umudun burnuyla
Bir ağ açtım bağrına
Çevrimiçi kavuşmalar yaşadık
Yaşadık yara bağlı sıralanmış sırlar için
ateşi eğiten ahın ahusu olarak yaktın yüreğimi
gözyaşların yumuşattı bağrımın tepelerini
selamete yolcu oldum, yoldaşım sensizliğin
hikmete yolcu oldum,ilmim nazların
sukunete yolcu oldum,bağrışın diyemediklerim
kavuşmaya yolcu oldum,bekleyişim bekleyemediklerime
*Tanıdım. Kendime bana tanıtan bir yürek cevherini. İçimin markasını arıyordum. Bir sevda ermişi olarak kendime sevi bir marka arıyordum ki o çıktı karşılaşılmaz denilen ne kadar imkansızlık olmasına rağmen.
-Hiçin içindeki bütün Çinleri içime aşk kılara setlerini, hadlerimi, ilklerimi, istediğim, beklediğim, her şeyi aşk kılarak geldi sahilime.
Ben zaten bir ömür ona hazır berrak bir okyanustum. Sevda yunuslarımla kulaç açmıştım onu ılırsı dünyasına.
*Merhaba dedi.
-Bütün aşklar merhabayla başlar, merhabasız bitermiş.
*Oydu. İşte bütün iştelerimin işi. O’ydu, içimde içlenmiş her şeyin nakkaşı. Yüreğimde birikmiş bütün özlemlere, sevgilere, sevdalara, acılara, ayrılıklara, en güzellerle, en hüzünlü demlere şifreli bir marka olmaya gelmişti.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!