MAHİRE
Karakış geçiren bir sevdanın üşensi ayazlarında
Ruhuma sıcak aller ekleyen yalın halimsin
İçimde hisleri sönmüş bir şehrin aranmışlığında
Fısıltılarların diline dolanan dünyamsın şimdi
büyüsü bozulmuş sevgimizin Yusuf kuyusundayım
senle donmamak arasındaki kuytudayım
derinlerde su evi yapıyorum resimsiz bakışlarından
aynı yüzeyin aynasında dalıyorum ummalara
görünenle görünmeyenin görücü usulü sevgilerinde
sanıklığım sandığıma dair
Geçtim.
-Gençtim.
Seçtim seni…
Benim ömrüm deniz mavisiydi, benim sevdam gök mavisiydi. Hüznüm deniz mavisi kıyısında kaya rengiydi neden?
-Kaderin rengini sordu algıda çok bilmişlik.
Sen orda Dicle ben burada Fırat gel gayrı Basra’ ya
Hayrettin Taylan
Sensizliğin en acı güncelerinde ruhumun kaf dağında kar yağıyor
sen aysberg
ben çölleşirim
anlaşmalı sevgilim
geceme yastık yaptığım
yuregıme pay biçtiğim
tinsel sevgilim..
sen kal orda çiçek
sen ki müthişliğimin çiçeğiyken böcük böcük koptum senden
sevgimiz bu son atomlu gelgeçlerde uçarı şeytanlara şerh oldu
çıldırma iklimi beni benden ve senden kaçırdı karakışlara
bin şeytana yenik düşen aç gözlü bir arzu dervişiyim
değişmez aynı kalır diyen güvensiz bir kelebek değilim
Gidişlerin anayurdunda gidiyordun tüm aşkları sallarcasına salına salına
bakışların ruhuma cemreler düşürüyor
artık seni sevme baharı
durgun bir geleceğin en güzel güzeli
ışıklı bir aşk sunuyorken
sen gitmekallere çiçekleniyordun
fışkın kaçışların cilveli çiçekliğinde
en umulmazlarında ezilen çiçektin
mahkûm edilmiş pişmanlıkların son peşinatında acılar sundum sana taksit taksit
afaki konuşmalar ve ruha asri kokuşmaların salındayım
istanbul, sevdamı emziren kavuşma annesidir
tarihi dokusu hücrelerimde senli canlanışa nazırdır
sismik yalnızlığım boğaz’ında geçer can kırığı gemilerin
sen ile sensizliği taşır umudun y’elkeni
ululuk gümrenir,suçluluk direnir
esinlik gürler, eskimezler koklaşır içimde
Bir gül dalında kurdum avuntularımı.Bülbül yuvası yaptım,senin ruhunun bensiz her şeyinden.
Bir kılıç saplanmıştı yüregime sen bensiz olduğun her saniyenin künyesinde.
Failsiz fiil çekimlendi ilk görüştüğümüz kara sevdanın karasız toprağına.
İşte o gün bu gündür…alışılmış tutku yağmurları yağar içimin çöllerine.Çöle yağmur yağdırdın, güzelliğinden güller açıldı.Dikenlerim sineme battı, kan yalnızlık nehrine.
Yoğaldı yuğ törenlerimde sagularını okuyan, arzuların tecimenleri,ifritini alan her güzel benim kavından yandılar. Ve ayrılık yaratıldı, aşkı tam yaşayamayanların kırık dökük, viran vicdanlarında.Acılara s-üzüldü aşk... ürkekliğin köpüklerinde gitmelerine boğuldu sensiz her yönüm.Şehit oldu ''keşke'' lerin yakamozlarında bütün benler.Seni estirdiğin teröre lanet etti lal masallarımı okuyan her seven.Gidişinin cenazesine bütün hisli ve ayrılık yaşamışlar geldi.Gül attılar yollarına ve ''unut'' dediler o vefasızı. Ey gilim.. hey sev gilim bir gün vefa semtinde boza içerken,seni silmeyi de içeceğim her yudumda duy ve de utan bir tan vakti ağaran aşkımızda. Sensiz yüreğim onarımda,tadilat nedeniyle her güzel bir ben alıyor.Vahşi, barbar tüm hinliklerimin sinilmişliğinde sinene efsuni ahlar ekliyorum.Gözyaşların temizler mi?
Hatalarımın dehlizinde, sen çok derin kayıplar bırakmışsın.Dünyanın en derin çukuruna atmışsın bensizliği.”Seni sevmiyorum” tümcesini de Everest ‘e yazmışsın. Şimdi ne yapcam… en derinden en zirveye nasıl gelecem,yılansı ve yalansı kanatsız ummalarımla.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!