'uzak düşlerin sevgi güneşine ithaf'
Ölümsüz yapraklar dökülür gül ağacından sen ormanına
kurur yaram üstünde yarın senli reçel yapma günü
Aynı tsunamilerde yeniden kurtulmak mecnunluğa
Yok olmanın yok olana giden hissi ticaretinde
Sen kim?
Bunu ancak mecnun bilirmiş ama Leyla öldü
Eğer her şey bu kadar aşka kaviyse
Gitsin ve bitsin bulutların buhurla sevdası
VARYOK TÖZÜNDE NEFS
Ayrık fikirlerin kuyruğu sıkı düşüncelere kav
Nefs varolmakla gizli bir duyum sancağı
Duyu fillerin mağması
İçsel bir şekle,
RUHUN SİSLENİŞE İÇLENİŞİ
HAYRETTİN TAYLAN
Vaki yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı bensizliği senden
Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerime sesin teselli ve teslimi
Ruhumun kelebeği uçtu yalnızlığıma
Ben baharın aşk babasıyken
Sen gittin ankara’na
Bulutsuz bir umut güncesinde
Gelmene arzular ekleyen arzu çiçeğim
Seninle aynı meyvede bağ olmak ister
İmkansızlığı kilitleyen uzak kalışların dalışındayım
…:Denizin temizlenmiş aşka,sular susuyor senle
bitsin bir an önce sensizliğin filmi
…:sonu gelsin ki sarılsın ruhlarımız
can gülüm gibi canımda açılsan güllerden önce
…:içimde bir ağrı, güneşin doğarken ağrı’dan
Sevgiler duvarında sana arınmanın köprülerini kurmuşlar. İki damla yetermiş köprü için ya da ömrün için.
Bizi ayırmak için sözcüklerin dil kılçığının ya da söz hançerine gerek var mı ki?
Birleştirmek için yazgımızın sessiz kitabında cümle olmak lazım.
-Korkma, ben arınıyorum. Korkuların yan anlamlarında yanaşılması zor
eylemlerin yan ürünleri var.
-Sevmek, sevilmek, gitmek, terk etmek, istemek,istenilen olmak, gibi ikilemlerin kendi eklerinde ürettiği yan korkularımız güçlü duruşumuza aykırıdır.
ruhuna şehirler sundum gidiyorm
bu şehirden
ki artık başkentim ol
istemm başkent olmak
gönlüne sultan olayım bana o da yetr
Başkentim olup baştan ve aşktan cıkartın beni
Ruhun doğru ve doğu tarafındaysan güzelliklerin güneşi önce sana doğar.
-Biricik yüreğimizde birincil istemelerimizin tepesini kurmadan temiz bir yaşama sarılmalıyız Ruhsu.
*İnsan nasıl aşık olur diyor aşk… Şimdi bu sorunun ilk harfinde susuyorum.Sorunun içinde kalmış cevapsızlık. Aşık olmak, mutlu olmak, hüzünlü olmanın yol olmaz.
-Yağmur gibi bir sıralanışı yoktur. Gözyaşı gibi bir akışı yoktur duyguların yaşam zamanı.
İkiye bölünmüş bir aşkın gölgesindeyim.Gölge tekil.Bir yanım öbür yanıma uzanır,bir yanım yanımda uzanamayan sen’e uzanır.Solum üşüyor, sağım vuslatına dileniyor.
Ve hiç kimseliğin Köroğlusuyum . İçsel diriliş böyle başlar. Yani düşlerin yakıldığı, imkansızlıkların zırh giydiği; ama her şeye rağmen rağmenlerin epik lideri olarak içinden çıkıp dışına sığmadan onurlu bir direnişe yürümektir hiç kimseliğim.
Olağanüstü bir öykünün içinde temyiz edildi ruhum aşkla.Kendimi tanımazken, kendimi sevmezken aşkla hem kendimi tanımdım, hem kendimi sevdim. Senin sevgin kamilliğimin güneşi gibi kişiliğimde sönmezler bıraktı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!