Avuç içlerimden öperdin de beni
Seni severdim
Sıcacık bakardın yüreğime
Ceylanlar tenime su içmeye inerdi
Ellerim ellerine dokunurdu da
Bedenlerimiz ateşle dans ederdi
Öyle işte
Karşılıksız seviyorum seni...
Yürekten, çıkarsız...
Anne gibi şefkatle,
Çocuk gibi heyecanla...
Koklar gibi bir gülü usulca...
Ben ve İstanbul
Nasıl dinmeyen bir özlemle
Nasıl hüzünlü bir sabırla
Nasıl da bekliyorduk seni oysa
Bilsen...
Tut ellerimi, hiç konuşma
Gökyüzünde sakla tüm düşlerini...
Unutma sakın,
Hep yanında bulacaksın
Yüreğimi...
Bilmiyorum,
nereye kadar böyle gidecek?
Bu gün batımları, bu dolunay
Bu sahil, bu martılar
Bu iskele, bu deniz,
Ne zaman kursağımdan geçecek?
Yüzlerce sütun arasında
seni aradım.
Seni düşündüm
yüzüme vuran
her ışık huzmesinde...
Tavandan
Hani gittin ya,
Her şey renksiz,
Her yer anlamsız şimdi...
Elini tuttuğum elim öksüz,
Göğsüne dayadığım başım ıssız...
Kimsesiz bir akşamı adımlıyorum
Sus pus olmuş
bir aşkım şimdi
Utanıyorum
yüreğimdeki yağmurlardan
Rüzgarlar
çığlığımı taşıyor okyanuslara
Bir kişi gidince bir kent bu kadar mı eksilirmiş?
Bu kadar ıssız mıymış bu sokaklar?
Buralarda bir yerlerde yüreğim olacaktı
Ruhumun diğer yarısı da yok ortalarda
Kentimin tüm balonlarını uçurmuşlar
Tüm yıldızlar başka diyarlara göç etmiş
Babamı gördüm dün gece rüyamda...
Yıllardan sonra ilk kez...
Uyandım ve uyuyamadım bir daha...
Sonra kalktım yataktan.
Giyinip sahile indim.
Martılar sabahın ilk ışıklarıyla sessizce süzülüyorlardı gökyüzünde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!