her aklıma düştüğünde
boğazım düğümlenip, nefesim kesilirken
gözlerimin dolmasını ama ağlamamayı
her şeye rağmen dimdik ayakta durmayı
şık giyinmeyi ve zarafeti sen öğretmiştin
sen gideli bugün bin doksan beş gün oldu.
hani hep sorardın ya, "Günün nasıl geçti?" diye;
geçiyordu kötü de olsa...
katlanıyordum her cefasına,
çünkü akşam sana dönmek,
boynuna sımsıkı sarılmak vardı.
an gelir;
yirmi dört saat çok gelir
bir günü yaşamak için...
an gelir;
bir ömür yetmez
mavi gömleğin nasıl da yakışırdı
hep aynı noktada beklerdin
sonra ben gelirdim
el ele tutuşur, durağa yürürdük
boş koltuk pek olmazdı otobüste
Dağ, taş merhamete geldi anladı
Ben derdimi sana anlatamadım
Yarınım bu günden daha zor geldi
Bugünümü sana anlatamadım.
pırıl pırıl güneşe uyanan bir bahar sabahı serinliği,
gül yaprağına düşen çiy damlasının berraklığı,
kelebeklerin kır çiçeklerinde uçuşurken aldığı haz,
yaşasaydın bugün tam doksan olacaktın;
beni kırkında getirmişsin dünyaya.
tıpçılar; "otuz beşinden sonrası sakıncalı" derler,
"bebek engelli doğar" diye korkuturlar...
sen, tıbbı bile ters yüz ettin anne!
günaydın anne,
anneler günün kutlu olsun...
neden gülümsüyorsun öyle manalı manalı?
unutmadım elbette dünün anneler günü olduğunu.
söyleyemedim işte; nasıl desem, yüreğim yetmedi.
bugün daha iyiyim merak etme beni, kahvaltımı ettim,
dokuz ay bedenine ortak olduk
doğurdun tüm hayatına
ilk ağrılarımızı çeken sendin
ilk aşkımızı anlattığımız sen
sırdaşımızdın, korkmadan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!