erguvan mevsimiydi tanıştığımızda
sen her defasında değişik bir buket sunardın
adını bilemezdim çiçeklerin
ne yazmanın ne okumanın
eskisi gibi değil hiçbir şey
ne o çocuksu telaş
içtenliği
senden öğrenmeli
gözler nasıl güler,
senden...
başının okşanmasına
her gün aynı olacak değil ya;
bazen zemheri ayazına inat
açan gül gibi gülerken yürek,
bazen yaz sıcağında buz kaplar...
Yine ılgıt ılgıt taştın gönlümden
Sellerine kattın gördün mü bilmem
Bir veda busesi aldın ömrümden
Zavallı halime güldün mü bilmem
Yine ılgıt ılgıt taştın gönlümden
Hani en son konuşmamız var ya,
benim hep konuştuğum, seninse hep sustuğun...
gidiyorum dediğimde, aldırmaz göründüğün işte…
Hiçbir şey göründüğü gibi değildi aslında,
mutluluk elimizden uçacak diye korkuyorduk ikimizde,
bağ bozumlarında
tekinsiz eser rüzgâr
yapraklar safran sarısı
gümüş rengidir dallar
Halsiz ve çaresizdi, çöktü olduğu yere
Bir adım gidemedi, ne öne ne geriye
Önünde duran ağaç, engeldi kendisine
Sanki çivilenmişti, kaldırım demirine
İzledim ofisimden, beş-on saniye kadar
nasıl tanışmıştık bilmiyorum
belki sadece şiirlerdi sebebi
kaç kez yeltendik o kapıları kapatmaya
ama görünmeyen bir kuvvetle
açık kaldı hepsi
kolay olmayacağını biliyordum
utanmak, sıkılmak
belki de yadsınmak vardı ucunda
ama her şeyi göze almıştım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!