Hemen sinirlenme otur bir dinle
Keskin sirke olman kendine zarar
Konuşur konuşmaz bir iki cümle
Yüzüme sıçradı çay taneleri
Bir suçum var ise yüzüme söyle
Söyle bana Çoban kayası.
Ne olur söyle!.
Sırtını dağa dayayıp
Orada ki heybetli duruşunun.
Gizemli bakışının.
Sebebi nedir ki acaba?
Aylar oldu ,yıllar oldu beklerim
Yuvamda bir çiçek olması için
Dualar üstüne dua eklerim
Evime güneşin dalması için
Gün oldu kapıda bekledim durdum
Biliyorum!..
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Haksızlık yapanın yaptığının yanına kar kaldığı,
Bir dünyada yaşıyoruz.
Üzülen ağlayan, sızlayan kimin umurunda ki çocuğum.
İnanıyorum ki hesaplar artık mahşerde görülecek.
Camiler dolmalı cuma günleri.
Hür mümin erkeğin farzıdır CUMA
Alın yanınıza tüm sevenleri
Toplu yakarmanın adıdır CUMA..
Bir güzel akşam üstü ince bir yağmur yağar
Hava artık soğudu. Ekim ayı, Sonbahar
Mevsim Hazan mevsimi sarartıyor etrafı
Aydınlanmalı artık vatanın her tarafı
Belki Akçadağ'ın en güzel köyü
Doğup büyüdüğüm köy Demirciler
Temelini atan demirci soyu
O soydan geldiğim köy Demirciler.
Çocukluğumda hep seni sorardım büyüklerime.
Dipsiz çay..
Nereden gelir nereye gidersin diye..
Hele o bahar ayları yok mu?
Korkardım yanından geçerken..
Senin o heybetli sesinden...
Bin dokuz yüz seksen ihtilalinde
Evinden aldılar dokuz fidanı
Hepsi gencecikti kendi halinde
Baharından aldılar dokuz fidanı.
Yıl 1938, on Kasım, dokuzu beş geçe.
Desenli bir tül gibi sardı her yanı.
Hüzünlü günlerin hazan mevsimi!
Mevsimlerin en unutulmazı.
Bir on Kasım sabahı!.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!