Gurbet geceleri büyür içimde,
bir bavul eskisi yüreğim;
içinde yarım kalmış yollar,
keşkelerle dolu bir takvim yaprağı.
Soğuyan kahveler gibi
yarım kalıyor geceler.
Camlarında saksı bile kalmamış,
terk edilmiş bir ev gibi gönülhanem;
kapıları kapanmış,
perdeleri suskun,
duvarlarında eski bir sesin gölgesi.
Naftalin kokulu çeyiz sandığında
sararıyor hatıralar.
Her birinin ucunda
bir zamanlar dokunduğun eller,
bir zamanlar söylediğin sözler,
bir de dönersin diye
sakladığım o küçük umut...
Bazı geceler vardır,
insanın sustuğu,
duaların konuştuğu.
Dudaklar susar,
yürek konuşur göğe
sessizce.
Bazı yollar vardır,
geride neleri bıraktığını anlatır,
nereye gittiğinden ziyade.
Bir istasyonun soğuk bankında
anlarsın bazen,
insanın en uzun yolunun
kendine olduğunu.
Bazen insan zamana küsmez,
beklediği ses gelmeyince küser.
Bir telefon sessizliği kadar
ağırlaşır gece.
Bir kapının açılmaması kadar
uzar bekleyiş.
Bazen insan
sonbahar dalları gibidir;
geçmiş dökülür önüne
yaprak yaprak.
Toplayamazsın...
Her yaprakta başka bir gün,
her yaprakta unutamadığın bir yüz kalır.
Gurbet geceleri büyür içimde,
sabaha çıkmaz kavuşmalar.
Gecenin koynunda
bir yol daha uzar,
bir hasret daha büyür.
Güneş doğsa da
karanlık kalır odalar.
Gurbet geceleri
uzun bir yol olur;
ne sonu görünür
ne vuslata varır.
Gözünü kırpmadan beklersin bir ömür.
Yol bekler,
ses bekler,
bir kapının aralanmasını bekler,
bir “geldim” sözüne
ömür bağlar gurbet geceleri.
Uzar gider
bitmeyen gurbet geceleri...
Nejla Turan
Kayıt Tarihi : 8.10.2026 12:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!