Altındaki paslı demirlere nikahlı
Ruhuna işlemiş lekelere rağmen hala güzel.
Mevsimle ne işi olur eşyanın demeyin!
Büyüyüp okula yazılmadı
Başını kaldırıyor
Minik elleri annesinin göğsüne yaslı,
Ateş gibi yanıyor yine
Avuçlarından akmasın diye
Sıkıca kavrıyor onu Sahte Sahibe...
Bahçedeki sarı kiraz
Korktu bir kış gökgürültüsünden...
Vurunca yanındaki koca çınarı şimşek,
Bir avuç sığırcık da telef oldu
Çınarın yarısıyla beraber...
Karıştığımız yerden, çöz beni seyis
Şimdi ağlamak vakti değil
Acıyan yerine bastır kalbinin,
Vur beni bir an önce...
Kimsenin hakkı değil ölmek
Kış
Oturmuş okula karşı
Önünde kasketi, içinde mendili
Sanki birazdan sokağın alnının terini silecek...
Bir zamanlar
İncecik, ucu sivri bir çığlığı palazlıyor rüzgar,
Bir ağıdı diline dolamış...
Meyveden yoksun ağaçların sesine
Ancak bağrı yanık, serseri rüzgar kulak verir...
Küstü bülbül,
Oysa içini işlemişti gül
Bembeyaz, mis kokulu, katmer katmer
Sarmıştı üstüne her turda üç hayal...
Kız da baygın
Azra ıslığını çalıyor rüzgâr,
Topla dağılacak ipek saçların.
Düşerse peşine yüklü bulutlar,
Tut elime konsun, yağmur kuşların.
Her an eşi ile gezen üveyik,
Azra yaslı ömrün gamlı yokuşu
Sabahında yolum, in beş yüz adım,
Sen misin bana yük, akşamın kuşu
Uzar aynı yollar bin beş yüz adım.
Hep derler yalnızlık Allah'a mahsus
İzin ver bir gece sende kalayım.
Lâl olsun dillerim, gözlerim mahpus
Sırma gümüş tenden efsun alayım.




-
Tfn Nn
-
Tfn Nn
-
Mehmet Eynallı
Tüm YorumlarOkurken kendisiyle okuyucuyu da mısralar arasında koşturan ,yürüten, dinlendiren ,sözcüklerin güçlü podyumunda sesi bazen çığlık bazen gök gürültüsü olan Jaani'yi okumak şefkate dair bir ayrıcalık.
Okurken kendisiyse okuyucuyu da mısralar arasında koşturan ,yürüten, dinlendiren ,sözcüklerin güçlü podyumunda sesi bazen çığlık bazen gök gürültüsü olan Jaani'yi okumak bana çok iyi geliyor.
Şiirin hakkını veriyor