Gel Şiiri - Mevlana Celaleddin Rumi

Mevlana Celaleddin Rumi
88

ŞİİR


245

TAKİPÇİ

Gel

Gene gel, gene.
Ne olursan ol, ister kafir ol,
İster atese tap, ister puta,
İster yüz kere tövbe etmiş ol,
ister yüz kere bozmuş ol tövbeni...
Umutsuzluk kapısı değil bu kapı,
Nasılsan,
Öyle gel...

Mevlana Celaleddin Rumi
Şiiri Değerlendir
  • Doğa Fendi
    Doğa Fendi

    Mevlana'nın eserlerini yorumlayacak makama eremedik henüz :)

  • Hüzün Atlası
    Hüzün Atlası

    Mevlana'nın eserlerinde bu şiir yer almamaktadır. Mevlana'ya atfedilen bu şiir Baba Efzal Kafi hazretlerine aittir. (Bkz. Ziya Paşa, Harabat II)

  • Mücella Pakdemir
    Mücella Pakdemir

    Gayrimüslümler olsun, bizdeki bir kısım medya veya kendini aydın tanımlayanlar olsun Mevlana'yı bana her zaman abartılı gelmiş olan bir şekilde “bu şiirinle” ön plana çıkartıyorlar. Şiirin zata ait olmadığı da iddialar arasında. Olsa olsa dergahın kapısına asılmış bir el ilanı gibi bir şey bu sözler. Ruha kattığı ne var? Ben keşfedemedim doğrusu.
    Diyelim ki ben keşfedemedim ama çok tesirli sözler. 13. yüzyılda söylendiğinden beri, ateşe, puta tapan kafirlerden hangisi bu sözlerin sayesinde tövbe etti? Yüz kere tövbe edip yüz kere bozanlardan hangisi iflah oldu. Araştıran var mı? Şiir olarak da edebi değeri yok.
    Tövbe iç rahatlatmak için edilip, azgınlığı tutunca bozulan bir şey değildir. Böyle yapılan tövbe gerçek tövbe değildir. Tövbe sırasında gözlerden akan yaşlar yanağı yakar. Pişmanlık yüreği kavurur. Tövbekâr iki büklüm olur. Ruh Yaradan’ın onu affedip affetmeyeceği endişesiyle, yani ümit ve korku arasında divane halde fırladığı bedene tüm günahlardan yıkanmış bir şekilde tekrar girer. Tövbe Allah’a verilmiş bir sözdür ve sadık kalmak için elden ne gelirse canı pahasına yapmak gerekir.
    Umutsuzluk kapısı olmayan tek kapı dua kapısıdır. Yaradan’a yönelip, bütün kibrinden sıyrılarak, aciz bir kul olduğunun farkındalığıyla, halis bir kalple, helal dairesinde, tam bir imanla ve şüphe kaldırmayan bir güvenle bu kapıyı çaldığınızda merhamet sahibinin affından umutlanmak zaten kulluk vazifesidir.
    Buradaki dua şu demektir. El açıp niyaz etmek, kalple zikir etmek ve farz olan ibadetlerimizi noksansız yerine getirmek.
    Kul mâ ya’beu bikum rabbî lev lâ duâukum, fe kad kezzebtum fe sevfe yekûnu lizâmâ(lizâmen). (Furkan suresi 77. ayet)
    De ki: «Sizin duanız (ibadetiniz) olmayınca Rabbim size ne kıymet verir. Halbuki, siz tekzîp ettiniz, artık (bu tekzîpin cezası size) yakın bir zamanda ulaşacaktır.» (Ömer Nasuhi Bilmen tefsiri)

    Nasılsa öyle gelinecek, yolda kendine çeki düzen verene ne mutlu. Yoksa son durakta nasıl gelirse öyle itibar ve muamele görecek. Bundan da kimsenin kuşkusu olmasın.

    Not: Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri’nin büyük bir alim ve din bilgini olduğunda şüphe yoktur. 'Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
    Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir' diyen Mevlana’yı kendisine atfedilen bu şiirin dışında “Mesnevi”sinden tanımak gerekir diye düşünüyorum.

    Özel not: Bu köşeye yazdığım yorumlarımda hakaret, ahlaksız söylem, kişiyi hedef alıcı polemik olmadığı halde ve işin garip tarafı bu tür yorumlar tüm haşmetiyle dururken benim yorumlarımın silinmesi beni üzmektedir. İnşallah bu yorumum da delet tuşunun azizliğine uğramaz. Sevgi ve saygılarımla…

  • Onur BİLGE
    Onur BİLGE

    HAVF ve RECA

    Günahlar küçümsenmez. Günahın küçüğü büyüğü olmaz. Damlaya damlaya göl olur. Suyun, mermeri oyması, damlaların sertliğinden değil, devamlılığındandır. 'Bedenimde bir damla haram vardır ki onun ağırlığı altında ezilmekteyim!' diyen âlimler vardır, en küçük günahlarının ağırlığı altında ezilen. Kısaca:

    HABBE HABBE, KUBBE KUBBE...

    Habbe, en küçük parça, parçacık demektir. Kubbe, malum... O nedenle her mümin, küçük büyük bütün günahlardan çekinecek. Fakat düşmez kalkmaz bir Allah! Beşer, şaşar. Şaşar da bir günaha düşerse, Allah'tan ÜMİT kesmeyecek. Bir adam Hazreti Ali'ye defalarca aynı günahı işleyerek gelir ve ne yapması gerektiğini sorar. O da defalarca: 'TÖVBE ET!' der.

    Başka ne diyebilir ki? Ne önerebilir ki? 'Git başımdan be adam! Sen adam olmazsın! Cehennemlik, sen de!..' diyerek bataklığa, dolayısıyla cehenneme mi itsin? 'TÖVBE ET!' diyecek.

    Allah'ın merhameti gazabını geçmiştir. Umulur ki affeder. Zaten başka kapı yok ki gidilecek! Sadece O KAPIda UMUT var.

    Mümin, Allah'tan korkacak! 'Allah'tan, GEREKTİĞİ GİBİ korkun!' ayeti, nicelerini yola getirmiştir. ÜMİT ve KORKU... HAVF ve RECA...

    Mümin, HAVF ve RECA arasında olmalıdır.

    Dünyevi ve uhrevi mutluluklar...

    Onur BİLGE

  • Hatice Ermiş Özdemir
    Hatice Ermiş Özdemir

    dilerim mevlana gibi gönül insanı olmak herkese nasip olur

  • Cronic Muhalif
    Cronic Muhalif

    gel dedi bana

    gül dedi bana..

    kal dedi bana..

    geldim

    güldüm

    kaldım

    öldüm


    cr0nic..

  • Xalide Efendiyeva
    Xalide Efendiyeva

    Gülizar53 rumuzlu şairimiz, sn Melahat Timur hanım, astığınız rübaide hatalar var.
    Bu bent vezni bilen bir şair tarafından tercüme olunmuşdur.
    Bence buraya asılırken bir yanlışlık olmuş
    Rübai - mefUlü mefAİlü mefAİlü feul- tefilesinde yazılmış
    Fakat birinci mısrada 'sarhoşu' kelimesinden sonra bir hece eksik.
    İkinci mısrada 'şekerlendi' kelimesinden sonra bir hece fazla olmuş, vezin bozulmuş
    Üçüncü ve dördüncü mısra tefileye uygundur.
    Lütfen bir daha bakar mısınız.


    Mey sarhoşu kavgacı yar geldi bana
    Say dengi şekerdendi,oturup durdu yine
    Hem göysüne bir saz dayayıp söylemede
    Çok neşeliyim,mest dururum bak ki bana

  • Mehmet Binboğa
    Mehmet Binboğa

    Nadir Bey,hikâye nefisti.Kutluyorum.

  • Nsi/Nadir Sayin
    Nsi/Nadir Sayin

    Gösteriş ve şekilcilikten uzak Ramaza’ı İçselliğinde yaşatanlara/yaşayıp inancında huzur bulanlara ve insanca yaşam sürdüren her dinden, inanç ve ırktan, renkten, külür ve toplumdan olanlara saygı sunanlara saygılarımla..., mübarek Ramazan ayının hayırlı olmasını dilerim.
    Mevlanaya tarihimizde yer almış ve dünyanın bildiği yüce ve saygın bir insandır..
    Hacı Bektaş Veli'nin insan sevgisi ve felsefesi Anadolu’dan dünyaya yayılmıştır.. Bu iki yüce düşünürümüzün şu anlatımın tam yeridir belki..
    Saygıyla..

    “Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister (O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyordu). Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatırlar. Hacı Bektaş Veli, “Helal değildir!” diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi dergahına gider ve aynı durumu Mevlana'ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli'ye de anlattığını, ama onun bunu kabul etmediğini söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der: “Biz bir karga isek, Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz, ama o kabul etmeyebilir.” Adam üşenmez, kalkar Hacı Bektaş dergahına gider. Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlana'nın kurbanı kabul ettiğini söyler. Hacı Bektaş da söyle der: “Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'nın gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir!..”

  • Mehmet Ozdemir 4
    Mehmet Ozdemir 4

    “Bu sözler,

    Mevlana Celaleddin Rumi'ye ait değiller.

    Mevlana uzmanları Abdulbaki Gölpınarlı da
    Şefik Can da bu görüşte,
    Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri de teyit ettiler.

    Bu şiir Ebu Said Ebu'l-Hayr'a ait.

    ORJİNALİ;

    baza, baza her ançi hesti baza
    ger kafir-u gebr-u but-peresti baza
    in der gehi ma der-geh i nevmidi nist
    sad bar eger tevbe şikesti baza...

    ŞAİRİ YANLIŞ BİLİNDİĞİ GİBİ TERCÜMESİ HATALI OLDUĞU İÇİN
    ANLAMI DA YILLARDIR YANLIŞ YERE ÇEKİLMİŞ.

    BAZA, GEL DEMEK DEĞİLMİŞ MEĞERSE.

    GİTTİĞİN YOLDAN DÖN GİBİ BİR ANLAMI VAR,

    YANİ HATALARINDAN VAZ GEÇ, GİTTİĞİN YANLIŞ YOLDAN DÖN
    VE BİZE GEL DİYOR ŞAİR”
    OSMAN TUĞLU


    Sayın Osman Tuğlu Beyefendi söyleyecek sözü söylemiş.
    Doğrusu budur. Fazla söze gerek yok.

    “Hz. Mevlana” , “Mevlana efendimiz” gizi sözler gereksizdir.
    İnsanları ilahlaştırmak doğru değildir.
    Türk kökenli, şiirlerini Farsça yazmıştır.
    Vahdet-i vücud nazariyesine bağlı bir mutasavvıf …

    Aşk aşktır… İlahisi, beşerisi, mecazisi olmaz.


TÜM YORUMLAR (46)